Çocukluğumu özledim

"Çocukluğumu özledim; hayatımın bayram günleri olan çocukluğumu… Günler önceden alınıp Arefe gecesi yatağımın başucuna asılan bayramlıklarımı, bayramlarda ellerini öpüp harçlık aldığım büyüklerimi, babamla camiye gitmeyi...." Amine Nur Peynirci yazdı.

Çocukluğumu özledim

Evimin, topraklarında oynadığım, çiçeklerini koklayıp ağaçlarına tırmandığım bahçesini,

Ebelemece oynarken koşturduğum

sokakları,

“Son model arabam” olarak gördüğüm bisikletimin benzin istasyonu olan doğalgaz kutusunu,

Arkadaşlarımla oturup kraker yediğimiz merdivenleri özledim.

Çocukluğumu özledim; top şeker kokulu çocukluğumu…

Saatlerce hiç sıkılmadan evcilik oynamayı,

Saklambaçta saklanırken yaşadığım

heyecanı,

Yakan top oynarken toptan hızlı bir hareketle kaçtığımda duyduğum gururu özledim.

Arkadaşlarımla yaptığım bisiklet yarışlarını,

Kapımızın önüne kilim serip evlerimizden getirdiğimiz yiyeceklerle piknik yapmayı,

Bisikletimle uçarcasına indiğim yokuşu özledim.

Çocukluğumu özledim; dizlerinden yara eksik olmayan çocukluğumu…

Arkadaşlarımı özledim.

Saatlerce aldığımız lezzet hiç azalmadan oyun oynadığımız,

Birlikte gülüp birlikte ağladığımız;

Birbirimize kızıp küssek bile beş dakikaya kalmadan barıştığımız arkadaşlarımı özledim.

“Müsaitseniz size oyun oynamaya gelebilir miyim?” diye sorarak başlayan ev  ziyaretlerini,

Paylaştığımız; hatta birbirimize misafir bıraktığımız oyuncaklarımızı;

Birlikte okuduğumuz kitapları,

Birlikte yaptığımız ödevleri özledim.

Çocukluğumu özledim; açken yediğin ilk lokma tadındaki çocukluğumu…

50 kuruşa aldığımız, çubuğundan bedava çıkan dondurmayı ve yaşadığım mutluluğu;

Sokakta oynarken karnım acıktığında annemin yaptığı peynirli ekmeği,

Şimdi asla aynı lezzeti vermeyen çubuklu şekerleri,

İçtiğim içecekleri,

Yediğim baharatlı ve mısırlı çubuk krakerleri,

Kokusu mis gibi olan çilekleri,

Bahçemizdeki ağaçlardan topladığımız erikleri, incirleri özledim.

Çocukluğumu özledim; uzun zamandır beklediğin birinin karşıdan geldiğini gördüğün an yaşadığın mutluluk gibi olan çocukluğumu…

Kaydığım kaydırakları,

Sallandığım salıncakları,

Zıpladığım trambolinleri,

Mahalleye gelen dönme dolabı,

Yüzdüğüm denizleri,

Ağaçlarına hamak kurduğumuz mesire yerlerini,

Çayımızı demleyip yiyeceklerimizi piknik sepetine doldurup gittiğimiz piknikleri,

Minibüsümüzün yatak koyduğumuz bagajında çıktığımız uzun yolculukları,

Babamla top, abimle “Polis bebek”

oynamayı;

Annemin okuduğu hikâyeleri,

“Sevgili Günlük”ümü özledim.

Çocukluğumu özledim, çok heyecanlı bir roman havasındaki çocukluğumu…

Prensesli okul çantamı,

Zevkle yaptığım ödevlerimi;

Matematik dersinde tahtaya kalkıp problem çözmeyi,

Hepsi pekiyi olan karnemi birilerine göstermeyi,

Okuma yarışmalarını,

Çizdiğim resimlerin sergiye gitmesini

özledim.

Çocukluğumu özledim; hayatımın en güzel mevsimi olan çocukluğumu…

Karlarda özgürce yuvarlanmayı,

Ellerim soğuktan uyuşana kadar kartopu oynamayı,

Kardan adam yapmayı

Bazen de karın tadına bakmayı,

Yaz geldiğinde ise su tabancalarıyla su savaşı yapıp tepeden tırnağa ıslanmayı,

Uçurtma uçurmayı,

Kedileri sevmeyi,

Koşturmayı,

Seksek oynamayı özledim.

Çocukluğumu özledim; yarışmada birinci olmak kadar keyifli çocukluğumu…

Sabah saatlerinde yayınlanan çizgi film kuşağını izlemek için erkenden uyanmayı,

“Tarçın’ın Arkadaşları”nı, “Yeşil Oba”yı izlemeyi,

Dergilerin gelmesini her ay heyecanla beklemeyi,

Onların yanında verilen ekleri,

Deneyler yapmayı,

Her şeyi merak etmeyi,

Öğrendiğim her yeni bilginin, keşfettiğim her yeni şeyin verdiği anlatılamaz mutluluğu özledim.

Çocukluğumu özledim; hayatımın bayram günleri olan çocukluğumu…

Günler önceden alınıp Arefe gecesi yatağımın başucuna asılan bayramlıklarımı,

Bayramlarda ellerini öpüp harçlık aldığım büyüklerimi,

Babamla camiye gitmeyi,

Annemle bayram hazırlıkları yapmayı,

Bayram günü saçlarımı ören ablalarımı,

Başka şehirde oturup bayramda bize yatıya gelen kuzenlerimi,

Pencereden bayram namazı kılanları  izlemeyi,

Bayram sabahı neşeyle yapılan kahvaltıyı,

Babaannemi, anneannemi, dedelerimi,

Çocukluğumun bayramlarını özledim.

Çocukluğumu özledim; bir daha geri dönmemek üzere giden çocukluğumu…

Her şeyin tadı daha güzeldi o zaman.

Küçücük şeyler bile mutlu olmama

yetiyordu.

Özgürlüğün tanımıydı çocukluğum.

Şu hayatta başıma gelen en güzel şeydi.

Bana “Keşke hiç bitmeseydi.” dedirtendi.

Geriye dönülebilecek olsa hiç düşünmeden döneceğim zamandı.

Bana böyle güzel bir çocukluk yaşamayı nasip eden Rabbime ne kadar şükretsem az!

İşte; bu özlediğim çocukluğumdan geriye kalan, bu muhteşem hatıralarım ve kaç yaşıma gelirsem geleyim ısrarla büyümeyi reddeden içimdeki çocuk.

Teşekkür ederim hiç büyümeyen küçüğüm!

Ne olur ömrümün sonuna dek seni aradığım yerde kalmaya devam et!

Amine Nur Peynirci

Hüma Dergisi, Sayı:17

Yayın Tarihi: 05 Kasım 2022 Cumartesi 09:00
YORUM EKLE

banner19

banner36