banner17

Çocuklar, uykularıma keder veriyorsunuz

Kalbin varlığının hissedildiği O Viyana gecelerinde, uykularıma keder verecek dertlerin olması gerektiğini öğreten iki dertli adamı hatırlar, dertli olmanın huzursuzluğunda huzur bulurum. Yasemin Bozkurt yazdı..

Çocuklar, uykularıma keder veriyorsunuz

Dertli çocuklardık, Bosna'da, Çeçenistan'da şehit olma arzusuyla geçti çocukluğumuz.

28 Şubat'la genç olduk, büyüdük bir anda. Üzerimizden etkisi hâlâ geçmeyen bir takvim yaprağı sayfasıdır. Derken Afganistan, Kosova, Irak, Suriye, Mısır ve her daim Filistin...

Sonrasını bıraktık saymayı...

Dertliydik.

Kalbi olanın yalnız hüznü varsa... Kalbin varlığının hissedildiği soğuk Viyana gecelerinde, uykularıma keder verecek dertlerin olması gerektiğini öğreten iki dertli adamı hatırlar, dertli olmanın huzursuzluğunda huzur bulurum:

ÖSS'ye giremeyip beklediğimiz yıl, Safranbolu'da karşılaştığımız Recep Tayyip Erdoğan'dır ilki. Dershaneden çıkmış, elimizde kitaplar ve kendisine verilmek üzere kareli defterden yırtılmış bir kağıda kurşun kalemle yazılmış ve bir gül paketinin içine iliştirilmiş arzuhal...

Halimizi sordu yaklaşıp.

Nasıl anlatabilirdik ki; imam hatip, başörtüsü, başarı, katsayı...

Kameraların ışıkları gözümüze vuruyordu.

''Güle iyi bakın'' dedik. O anlardı ya hani.

Sonra, ''İHL mezunuyuz ve hâlâ dersaneye gidiyoruz'' diyebildik, usulca ve ürkek.

Ardından gelen unutulmayan bir bakış ve fısıltıyla dökülen şu cümle: "Çocuklar uykularıma keder veriyorsunuz, sabredin".

''Ama ne zamana kadar'' dedik. Sabırsızdık.

''Biraz daha'' dedi, ''Biraz”... “İnanın bana, gece uykularıma keder veriyorsunuz.'

Kendisi de yasaklıydı oysa ki. Başbakan olamadığı günlerdi. Sene 2003...

Sabrın sonu Viyana oldu 2004'te.

Dili yabancı bu diyarda, bir bodrum katında bir adam konuşuyordu. "Derdiniz olmalı" diyordu, "uykularınıza keder verecek, sizi uykularınızdan uyandıracak dertleriniz..." "Ümmetin derdi, derdiniz olmalı''.

Adı Yusuf Kara dediler, bizim için umudun adı, azmin sembolü, hasbiliğin kalbi oldu. Ailenin, kan bağının ötesinde olabileceğini gösterdiler bizlere ailece.

Dertlerine ortak olduklarımız için, gün geliyordu ki ortaklığımızın şahitliği olsun.

Ve kazası yoktur şahitlik dönemlerinin. Cami avlusuna varmadan hakkı teslim etmemiz gereken zamanlardır...

"İyi biliriz"i hayattayken, "Şahidiz"i yüzyüze bakarken haykırmanın vaktidir.

Derdi olan, meziyetine, meşrebine göre ifade eder ya derdini. Kimi yazar, kimi söyler, kimi resmeder, kimi gözyaşı döker, kimi Arş`ı Ala'ya arz eder ya hani.

Şahitlik de böyledir, bir hareket gerekir, bir ses yahut bir söz ve ortaya koyacak bir yürek.

Ve Şehitlik... Şahitlğin zirvesidir iki dünyada da. Şahitlige dair ne söylenebilir ki daha.

Herkes bildiğine şahitlik etmek durumuna gelmiştir

Fatma Barbarasoğlu Hanım'ın bir yazısındaki “Dert bizim kuşağımızın kelimesi idi. Yeni kuşağın kelimesi stres” ifadesi üzerine alınmıştım ve kendisiyle yazışmamızdan oluşmuştu bu yazının başlangıcı.

Hangi kuşaktayız bilemem ama ne çok dert vardı yüreği olana.

Merhum Fethi Gemuhluoğlu'nun, görüştüğü her gence “Evlat sen hiç âşık oldun mu?” sorusunun tezahürüydü bizdeki de. Bizim şairlerimizin şiirlerine nakış nakış işlediğiydi.

Şeyh Ahmet Yasin'in en aciz anında ifade edebileceği en masum şikayetindeydi.

Derdi olanın fikri, fikri olanın eylemi, eylemi olanın davası varsa, davamız olmuştu şükür ki her daim.

Davasına ortak olduklarımız, davamıza ışık tutanlar, yolda yön gösterenler, daraldığımızda nefes verenler, sendelediğimizde omuz gösterenler de olmuştu.

Sibel Eraslan Hanım, “Ama bugün herkes bildiğine şahitlik etmek durumuna gelmiştir.” demişti ya, her zamanki gibi müfterilere sessiz kalamayarak. Uykularına keder verdiğimiz adama, 10 yıl sonra yine aynı salonda şahitlik ediyor olmak varmış nasipte.

''Biz iyi biliriz onları, dertli biliriz'' ... ''Ya Rab Şahitleriyizdir.''

İmanın en zayıfı mukabilinden de olsa şahitliğimiz olsun...

Selam olsun dertli adamlara...

 

Not: Dertli yüreklerden bahsetmişken Hüsrev Hatemi'nin Keder Denizi'ni anmamak olmaz:

Yürekler vardır ki Devran elinden

Onlara gam sunulduğunda

İri güller gibi kan ağlayıp

Sessiz,dünyayı seyrederler...

...

Yürekler vardır ki,gam denizi derinlerinde

Mürekkep balıklarıdır ki,

Onlara sitem eriştiğinde,

Deniz içine ağlarlar...

Laciverd ve dilsiz.

 

Yasemin Bozkurt yazdı

Güncelleme Tarihi: 02 Mayıs 2014, 14:37
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20