banner17

Cibinlik altında saadet!

'Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağmurlu' geçen memleketlerin insanları iyi bilir eminim, bende hatıraları olan bu cibinliği.

Cibinlik altında saadet!

Geçenlerde bizim küçük Yakup’un yüzünde irice bir ben çıktığını öğrendim. N’oldu, diye sordum. Sivrisinek ısırmış. Gülümseyerek, cibinlik kursaydınız keşke yatarken, dedim veÇocukluğun sarayları cibinlik ağzımdan ansızın, hiç hesapsızca çıkan bu cibinlik kelimesinin sarhoşluğuna kapıldım, nerelere ve hangi zamanlara gittim.

Damda asman mı var

“Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağmurlu” geçen memleketlerin insanları iyi bilir, epey çukur bir ovaya kurulmuş bir şehrin insanı olan benim anlatacaklarımı. Yaylada evimiz olmadığı ve yazın o sıcak ve neme maruz kalmak zorunda olduğumuz zamanlarda, geceleri, cibinlik altında damda uyuyarak geçirirdik. İklim özelliğine bağlı olarak sanırım, hiçbir evin ne çinkodan ne kiremitten çatısı olmaz oralarda. İki-üç katlı evlerin üstü kapatılmaz.

AsmaHer evin bahçesinde mutlaka bulunan ve yerini sevdi mi hemencecik uzayan, büyüyen, gelişen asmalar damın üzerine doğru uzayıp geliştikçe, dalların ve yaprakların yayılacağı bir çardak ihtiyacı hâsıl olur. 4 tahta direk, yan direkler, “arap bacağı” diye tabir olunan çaprazlamasına tahtalar… Üstüne de ya madenî telleri ya da dere boyundan bizzat giderek kesip getirdiğiniz kamışları da o tahta iskelenin üzerine yaydınız mı alın size çardak. Yani asma yuvası, mevsimi gelince salkım salkım üzümlerin aşağıya doğru sarktığı, hem kuşların hem insanların bu nimetten faydalandığı bir ahşap yuva.

Komşu komşu huuu

İşte böyle asma çardağı olan evimizin damı, yazları, bizim için tam da hakkıyla tadına vardığımız, güzelliğini fark ettiğimiz bir nimet olurdu. Akşam olup da güneş ışınlarının etkisi sıfıra yaklaşınca çeşmeye hortumu takar, ilkin sulardık damları ki serinlesin ortalık. Sonra hemen merdivendeki yüklükten minderleri, yer döşeklerini çıkarır, sererdik, gece bastırınca cibinliği de kuracağımız damın en serin köşesine. Orası, bizim, komşuları ağırlama yerimiz de olurdu. Zaten komşulara akşam ziyaretleri eksik olmazdı. Çaylar, bahçeden toplanıp ortaya konmuş meyveler, muhabbetler…

Köyde çardak

Komşu derken, istisnasız her akşam, evimizde ne pişmişse birer tabak ikram etmek için kapılarını çaldığımız İsmail Abi’lerden, Ümran Abla’lardan, Hatın (Hatun) Abla’lardan, öğretmen Necla Hanım’lardan, Kütüphaneci Ahmet Bey’lerden, postacı Nizamettin Abi’lerden ve onlar gibi bir dolu insandan bahsediyorum. Sokaklar, hele ki akşam vakitleri, ellerinde tabaklarlaMustafa Kutlu 'Yıldız Tozu' kapak çocukların bir o eve bir bu eve, geçit resmi yaptıkları yerlerdi.

Cibinlikte buldozer olur mu?

Derken el ayak çekilir; yatsı da kılındıktan sonra tamamen bize ait keyif anlarımız başlardı. Babaannem, ben ve kardeşlerim, derken annem ve babam gelir, döşeklerin üstünde yıldızların altında saadet anlarımız başlardı. Yıldızların gıptalı bakışlarını üzerimizde hissederdik, muhakkak kıskanırlardı bizi. Belli yörüngelerinde dönmek, durduğu yerde durmak üzere halkolunmuş bir yıldızın sevdiği diğer yıldıza bir türlü kavuşamayışı, bu hasretle bir parlayıp bir sönmesi de, ancak ince dikkatlerin, muhayyilelerinde o yıldızlara giydirdikleri bir şeydi. Bu kavuşamayıştan muzdarip yıldızlar elbette kıskanacaklardı aşağıda koyun koyuna uzanmış, kimin bacağı kimin üstünde belli olmayan, icat ettikleri onlarca oyunu, arka fonda çocuk kahkahaları ve “ufff memoş, yine mi aynı buldozer” inlemeleriyle icra eden çocukları ve onlara yataklık eden büyükleri.

Çocuk ve yıldızlar

Buldozer… Abilerinin genelde kardeşlerinin üzerinde tatbik ettiği bir oyundu bu. Hem de tek kişilikti; zalim abi, kardeşlerinin üzerinden, buldozer sesi taklidiyle, yani “ııınnn ıııııınnnnn” diyerek yattığı yerden öbür uca silindir gibi döne döne ulaşırdı. Sonra gittiği uçtan tekrar öbür uca, sonra tekrar… Aradakilerin işi zordu, çünkü hep ezilen onlardı. Hain abi bunu tekrar etmekten büyük zevk alırdı. Tabii bu tabloyu gözünüzde canlandırırken, arka fonda mutlaka o çocukluk günlerinin değişmez musikisi gülüş sesleri ve şikayetler ve babanın kızıyor mu seviyor mu belli olmayan o ince paylayışları da olsun.

Köyde cibinlikKoyun koyuna rüyalar

Derken onca oyundan yorulursunuz, zaten gün boyu sokaktasınızdır; ya da pamuk ekildiği dönemlerde, pamukların aralarındaki otları temizlemek için sabahtan akşama güneşin alnında ot dövmüşsünüzdür. Çocuk dünyamızın ve hayallerimizin yegâne güç ve ışık kaynağı yıldızlar, kapanan gözkapaklarına son bir iyilik yaparlar, aralarından birini seçip kaydırırlar o sonsuz gökte, diğer bir deyişle dünyadaki sevgilisinin “camına taş atar.” İnce, beyaz tülden cibinliğin yatakların üzerine çardak gibi kurulmasının vakti gelir. Dört bir uçtaki ipleri bir yerlere bağlanır, böylece gerilir, yan tarafları yere sarkan cibinliğin fazlalıkları döşeklerin altına serilir ve türlü haşerattan kurtulmuş bir şekilde, altı kişi, koyun koyuna, belki de hayatlarındaki en güzel uykularından birine dalarlardı. Rüyalarımızda neler görürdük, hatırlamıyorum şimdi. Ama dönüp baktığımda hayatımın en güzel rüyalarının o cibinlikli anlar olduğuna eminim.

Bizim Yakup deli mi?

Dışarıda şiddetli bir yağmur vardı demin. Balkonda bizim küçük Yakup’un, sandalyeye tırmanmış, yağmur şiddetini artırdıkça neşesini de artırıp “lay lay laaay” diye kendince şarkı söyleyerek, eline aldığı tası çatıdan akan suyla doldurduğunu gördüm. Bir kısmını saksıdaki çiçeğe döktü, birazını da içti. “N’apıyorsun aslanım” dedim ama sonra pişman oldum. Düşünüyorum da, o çocuğun elindeki suyun Zemzem olmadığına birinin beni ikna etmesi lazım. Yağmur dinince yine aynı Yakup’u, yine aynı balkonda, tek başınayken, boşluğa doğru seslenip “çık lan ortaya” diye seslenirken gördüm. Kime bağırıyorsun öyle, diye sorduğumda aldığım cevap hayretimi ve şükrümü bir kez daha artırdı. “Biraz önce çakan şimşeğe Çember çeviren çocukbağırıyorum, demin beni korkuttu o!?” Gerçekten de demin çok şiddetli, gürültülü bir şimşek çakmıştı, yakınlarda bir yere yıldırım düşmüş olmalıydı. “Ulan aslanım” dedim, “yağmur bitince çık dışarı diye bağırman kolay, sıkıyorsa çaktığında orada dursaydın da sinmeseydin” gibi saçma sapan bir hayat dersi verdim ve oradan ayrıldım.

Bu Yakup, sokakta oradan oraya koşup dururken bazen, nereden bulduysa bulduğu küçük, yuvarlak bir şeyi eliyle çevirerek, araba sesini taklit ederek gidiyor. Bazen sol elini direksiyondan çekiyor, boşlukta elini bir ileri bir geri -biraz zorlanmış gibi yaparak- oynatıp duruyor. Arkasından, “oğlum Yakup, vites sağ tarafta olur lan” diyorum ama beni duymuyor, kendi dünyasında akıp gidiyor. Ona bakınca kendimden bir şeyler buluyorum. Ve o sol elle sol tarafındaki vitesi değiştirdikçe, demin çakan şimşeğe babayiğitlik tasladıkça beni çocukluğuma çağıran ve hâlâ içimde bir yerde gürül gürül akan bir “ırmak” var. Şehirde, Yakup gibi birçok çocuğun artık bir köyü olmamasına rağmen, ben o ırmakta istediğim zaman “çimebildiğim” için mutlu olmalıyım sanırım; bir çember gibi hızla akıp geçti zaman, büyüdüm ne yazık ki, emin olamıyorum, mutlu muyum değil miyim. Bir de, ırmak isyan etmez değil mi, "kardeşim sen de hep üstün başın 'dünya' olduğunda geliyorsun!?" diye...

17364
Bu köy artık maketlerde...

Mehmet Emre Ayhan, ‘Affan Dede nerdesin’ diye sordu

Güncelleme Tarihi: 09 Şubat 2017, 12:11
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Habil Ademoğlu
Habil Ademoğlu - 8 yıl Önce

Yüreğinize sağlık efendim.marifete iltifat etmenin verdiği şevkle sizi tebrik ediyorum.

mustafa odacığolu
mustafa odacığolu - 8 yıl Önce

ŞU YAZIYA YORUM GELMEMESI NE ACI YA. SITEDE NE ZAMANDIR ÇIKAN EN İYİ YAZIYDI BU. ELİNE SAĞLIK EMRE AYHAN. YALNIZ ARTIK ŞU ÜNLEMLE SORU İŞARETİNİ YANYANA KULLANMAKTAN VAZGEÇİN. BÖYLE BİR İMLA YOK TÜRKÇEDE. VE GERÇEKTEN ÇİRKİN DURUYOR!

yunus
yunus - 8 yıl Önce

samimi ve başarılı bir yazı olmuş.beni çocukluğuma götürdü.kutlarım.

Melih Koşucu
Melih Koşucu - 8 yıl Önce

Mehmet Emre abi, çok güzel bir yazı olmuş. Allah razı olsun. "Çık lan ortaya" diyen kardeşimizle de tanışmak istediğimi de belirteyim ayrıca :)

i.z.aras
i.z.aras - 8 yıl Önce

bize tanıdık duygular hissettiren ve samimiyet kokan bu yazı için teşekkürler...

EG
EG - 8 yıl Önce

ÇOK ÇOK ÇOK GÜZEL..

banner8

banner19

banner20