banner17

Cem Yılmaz meddah mı şimdi?

Meddahların peygamberi öven kişiler olduğunu biliyor muydunuz?

Cem Yılmaz meddah mı şimdi?

Bugünün “stand-up”çıları içinde geleneksel meddahın devamı olduğunu söyleyenler çok. Sahne sanatlarında otorite kabul edilen bazı büyük ustalar da bunu kabul ediyorlar ve bu mirasın varisi olmak derdindeler. “Türkiye’yi güldüren komedyenler” de kendilerini  meddah olarak görmeğe dünden razılar. Çünkü bu işin kazanılmış ve hak edilmiş bir saygınlığı var. Akıllarda olumlu çağrışımlar yapıyor.Karagöz

Ancak ne var ki yüzyıllar boyu varlığını sürdürmüş ve nihayet 19. yüzyılda iyiden iyiye değişip dönüşmüş olan meddah, sonunda Karagöz’den de kötü bir kader yaşıyor. Karagöz, en azından Ramazan’da kendine yer bulabilmiş geleneksel seyirlik oyunlarımızdan biri olarak sürüyor ancak meddahlık bu şansını nerdeyse kaybetmiş durumda. Ama bu durum, meddahı “stand-up”çıların sahiplenmesi gerektiği anlamını da taşımıyor. Bırakın meddah, hak ettiği saygınlığıyla, onu yeniden hak edecek sanatkârları beklesin. En azından bugün stand-up izleyen çocuklar ve gençler meddahı sadece “milyonları kahkahaya boğan” bir şey sanmasınlar.

İlk meddah kimdi?

Peki, meddah kimdir? Nerden gelmiş, nereye gitmekte ya da nerede durmaktadır?  Meddahın kelime anlamı olarak çok medheden, çok öven kişi demek. Bizim bahsettiğimiz meddahsa ilk olarak peygamber devrinde ortayı çıkmış ve peygamberi öven kişilere denilmekte. Meddah olmaksa elbette her yiğidin harcı değil; çünkü sahip olması ya da sahip olmaması gereken pek çok özelliği vardır medddahların. Doğruluk, sabır, şükretme, yetinme, kendini Allah’a teslim etme, her şeyi Allah’a bırakma, az yemek, az uyumak, zühd, çalışkanlık meddahın başlıca vasıfları. Gaflet, içki içmek, zina, çok yemek, şaşkınlık, huysuzluk, kendini beğenme, müslüman kardeşinin dedikodusunu yapma, çok uyumak, hak etmeyeni övmek ise meddahta asla bulunmayacak özelliklerden bir kaçı.

MeddahBu marifet gerektiren saygın iş, ehl-i beytten ya da ehl-i beyte hizmet edenlerden ve daha sonra da bağlı kalanlardan iyi eğitimli, kültürlü kişilerce icra edilirdi. Bu isimlerden en önemlisi ise Hassan bin Sabit idi. Peygamber’in yanında uzun yıllar bulunmuş ve meddahlığı hakkıyla yerine getirmiş Hassan bin Sabit ilk meddahtı. Türkler meddahlığı Araplar’dan öğrendikten sonra özde değil ancak uslûpta bazı değişmeler olmuş. Anadolu insanının keskin zekası ve mizah anlayışıyla birleşmiştir meddahlık. Böylece bizim açımızdan bir de milli bir özellik kazanmış.

Milyonları kahkahaya boğan isimlerden biri çok ses getiren bir şovunda meddahlığın günümüzdeki temsilcisi olduğunu söyleyerek elinde bir değnek ve mendille sahneye çıkmıştı. Onun meddahlığın bugünkü temsilcisi olup olmadığı tartışılır ama elindeki mendil ve değnekle sahneye çıkması meddahlığın yüzlerce yıllık geçmişine doğru bir atıftı. Çünkü meddahlar geçen yüzyıllarda icralarını böyle yaparlardı.

Peki, mendil ve değnek ne anlama geliyor?

Mendil ve değneğin meddahlıkta çok ilginç ve önemli bir yeri var. Meddahın olmazsa olmazıdır onlar. Peygamber soyunun meddahları şeriata aykırı olmayan her şeyi giyebilirler, her kılığa girebilirlerdi. Onlara bu hususta kimse karışamazdı. Kimse karışmazdı ama düşmanları da yok değildi. Medine düşmanları yahudilerle birleşerek Hz. Muhhammed’i övdüğü için Hassan’ı öldürmek istiyorlardı. Bu sebeple Hz. Ali ona birçok savaşta kullandığı süngüsünü verdi ve ona korkmamasını söyledi. O günden sonra süngü meddahlığın simgesi oldu.

Meddahlık- Erol Günaydın
Meddahlık- Ahmet Yenilmez

Nîze nedir?

Süngü Farsça’da “nîze” demektir ve çok önemli bir sembolizasyon içerir. N, “nûr-ı muhabbet alnında parlasın; İ, (yani Arap alfabesinde Y) “yakîni (inancı) tam olsun, gevşeklik göstermesin”; Z, “z’ib ve zînet-i dünyadan vazgeçsin”; E, (Arap alfabesinde H) “havadarî-i mü’minan ve muhibban etsin (Müslüman ve dostlarının yandaşı olsun)” anlamına geliyor. İşte bu süngü daha sonraları yerini değneğe bırakmış.

Her bir parçam elif biçiminde hizmetinizdedir

Mendil ise meddahın başka bir simgesi olan “tuğ”dan gelir. Tuğ, üstünde bayrak bulunan süngüdür. Bir gün Hassan bin Sabit elif biçimindeki yamaları süngüsüne bağlamış ve onu bir bayrak haline getirmişti. Hz. Ali merak edip Hasan bin Sabit’e bunun ne anlama geldiğini sorduğunda “bu süngüyü bayrak yaptım, bu sizin sevginizle sivrildiğimin bir belirtisidir, bu yolda parça parça kesilirsem bile her bir parçam elif biçiminde hizmetinizdedir” diye cevap verir. İşte mendil de o bezi simgeler.

Sonraki zamanlarda bunları unutan bazı meddahlar para karşılığı medhiye düzmeye başlamışlar. Ancak peygambere yazılan ya da söylenen bu şiirleri para karşılığı sattığı ya da dilenme aracı yaptığı için bu kişiler meddahtan sayılmamışlar. Bugün bu perspektiften bakarsak meddah olduğunu ya da meddahlığın günümüzdeki temsilcisi olduğunu iddia edenlerin yanlış bir iddiada bulundukları ortaya çıkacaktır.

 

Zeyneb İlhan hatırlattı

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2010, 21:54
YORUM EKLE
YORUMLAR
...
... - 8 yıl Önce

Polemikle yürümez bu iş !!!

sema nur
sema nur - 8 yıl Önce

çok güzel bir ayrıntı defteri. o kadar çok konunun ayrıntısına giremeden yaşıyoruz ki..

esma nur
esma nur - 8 yıl Önce

bilgilendirici bir yazı olmuş ellerinize sağlık.. Gizli geçmişleri öğrenmek güzeldi..

haber
haber - 8 yıl Önce

çok güzel bir çalışma olmuş.emeğinize sağlık!..

banner8

banner19

banner20