Ceddimize vefa, kullukta irtifa

"İbrahim (Aleyhisselam), babasına “Babacığım” diye hitap eder. Âzer müşriktir ve Hz. İbrahim’e karşı kaba ve tehdit içeren cümleler sarf etmektedir. Buna rağmen Hz. İbrahim saygısından ödün vermeyerek, “Selam olsun sana, senin için Rabbim’den af dileyeceğim.” der." Tuğba Soğukpınar yazdı.

Ceddimize vefa, kullukta irtifa

Önce çocuk olur herkes, sonra büyür. Bu hayat değirmeninde kaç kova su taşımış, nasıl dağları aşmıştır kim bilir? Kim öğretmiştir bunları ona, sırtını kim sıvazlamıştır? Sonra çocuklar da büyür, kendi çocukları olur. Evlat ve anne baba, aynı yolun yolcularıdır.

Bir bebeğin dünyaya gelmesinde aracı iki varlık anne ve baba, doğumun ardından evlatlarını yüzüstü bırakmazlar, sarıp sarmalarlar, ömürlerinin sonuna kadar çocuklarını gözetirler. Anne ve babayı bir kenara bırakalım, herhangi bir insan bize yardım ettiğinde ona teşekkür ederiz ve biz de aynı şekilde karşılık vermeye çalışırız değil mi? Aramızda kan bağı olamayan birine bu şekilde karşılık veriyorsak bizi büyüten, destekleyen, harçlığımızı veren, yemeğimizi pişiren anne ve babaya nasıl davranmalıyız? Bu sorunun cevabını, Kur’an ve hadislerde aramak isabetli olacaktır. Kur’an’da, Allah’a kulluk etme görevine yer verildikten hemen sonra ana-babaya iyi davranma, itaat etme konusuna yer verilmiştir. Konunun mahiyetini kutsal kitaptaki sıradan da anlayabiliriz.

Ayetler ışığında anne-babaya itaat ve iyilik

Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde ana-babaya iyilik ve itaat kavramı Allah’a kulluk etmek ve Allah’ın birliğine inanmak kavramlarından sonra gelir. Bu iki görevin yan yana anılmasıyla ilgili belli başlı yorumlar var. Rabbimiz, Lokman Suresi 14 ve 15. ayetlerde öncelikle kendisine ardından kişinin anne ve babasına minnet duyması gerektiğini vurgulamıştır. Bunu şu şekilde açıklamak mümkün: İnsanı Allah yarattı. Anne ve baba ise onun dünyaya gelmesine vesile oldu, her zorlukta çocuğuna destek oldu ve onu yetiştirdi. Anne ve baba çocuğu için büyük fedakârlıklar yaptı. Bu nedenle evladın da onlara minnet borcu olmalıdır. Yine aynı ayetlerde eğer anne ve baba, çocuğundan Allah’a ortak koşmasını ister veya buna sebep olacak isteklerde bulunursa çocuğun anne babasına itaati bırakması emredilir. Anne-babaya itaat, ancak tehvid inancına engel teşkil ederse ve Allah’ın emirlerine zıt düşerse gerçekleştirilmez. Çünkü Allah’ın hakkı bütün hakların önündedir.[1]

Yine birden fazla ayette ana babaya “Öf” deme konusu yer alır. Tefsir âlimleri “Öf” ifadesinin her türlü saygısızlığı ve isyanı içerdiği şeklinde yorumlarlar.[2] Örneğin İsra Suresi 23 ve 24. ayetlerde Allah’a kulluk görevinin ardından ana-babaya iyi davranmak emredilir. Onları azarlamamak, onlara güzel sözler söylemek, “Öf” dahi dememek gerektiği açıkça söylenir.

“Rabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve ana-babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa onlara karşı ‘Öf’ bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: ‘Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!’ de.”

Hadisler bize ne söyler?

Peygamberimizin hadislerinde de anne-babaya itaat ve iyilik yapmak konularına değinilir. Her Müslümana farz olan bu görev hadislerde başka dini görevlerle kıyaslanmıştır.[3] Örneğin Efendimiz, en önemli amelleri Allah katındaki değerine göre şu şekilde sıralamış: “Vaktinde kılınan namaz, ebeveyne iyilik ve Allah yolunda cihad.” Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başka bir hadiste ise büyük günahlardan bahseder ve bu günahların en büyüklerini; Allah’a ortak koşmak, ana babaya âsi olmak ve yalan yere şahidlik yapmak olarak sıralar. Böylece anne-babaya gösterilmesi gereken önemi hadislerde yapılan vurgularla bir kez daha anlıyoruz. Peygamberimiz anne-babaya itaat edilmeyip âsi davranıldığında ise bunun cezasını Allah’ın dünyada başlatacağını söylemiştir.[4]

Evladın görevleri

Kişinin anne, baba ve evlatlarını seçmesi mümkün değildir. Çocuklar ile anne-baba arasında bazen kişilik uyuşmazlıkları, fikir aykırılıkları olabilir fakat karşılıklı sevgi, saygı ve anlayış içerisinde aralarındaki bağı güçlendirmek gerekir.[5] Evladın anne-babasına tavrının nasıl olması gerektiğiyle ilgili bir örnek teşkil eden Meryem Suresi’nde (41-48), İbrahim (Aleyhisselam) ile babası Âzer arasında geçen konuşma yer alıyor. Bu ayetlerde İbrahim (Aleyhisselam), babasına, “Babacığım” diye hitap eder. Âzer müşriktir ve İbrahim’e (Aleyhisselam) karşı kaba ve tehdit içeren cümleler sarf etmektedir. Buna rağmen İbrahim (Aleyhisselam) saygısından ödün vermeyerek, “Selam olsun sana, senin için Rabbimden af dileyeceğim.” der.[6]

Ebeveynler yaşlandığında, bilirken bilmez hâle gelebilirler bu nedenle onları küçümseyip azarlama gibi bir tavır sergilenmemelidir. Ayrıca yaşlı insanlar duygusal anlamda narinleşmeye başlarlar ve bazı normal ifadeleri dahi kırıcı bulabilirler. Bu nedenle kişi anne-babasıyla konuşurken her an kırılacakmış gibi çok dikkat etmelidir ve kelimelerini o doğrultuda seçmelidir.

Onlara bakmakla yükümlüyken bir zorlukla karşı karşıya kalındığında dahi öf bile dememek gerekir. Onlara karşı sabırlı olmalı ve güzel sözler sarf edilmelidir. Unutulmaması gereken bir nokta da şudur ki zamanında kişi çocukken ebeveynleri de ona bakmış ve şikâyet etmemişlerdir.[7]

Sonuçta anlıyoruz ki anne-babaya itaat ve iyilik konusu Allah’a kulluktan sonra gelen çok önemli bir görevdir. Ebeveynlerin istekleri şirke neden olmayacaksa yerine getirilmelidir. Tabii bu durum yanlış anlaşılmamalı. Allah ana babaya itaati emretti diyerek anne-babalar çocuklarının düşüncelerini ve hayatlarıyla ilgili kararlarını hiçe saymamalı, onların da birer birey olduğu bilincinde olmalıdır. Kişi anne ve babasının hayat tecrübesinden yararlanmalı, onların fikirlerine önem vermeli ve kendi kararını da onları incitmeyecek şekilde kendi verebilmelidir.

Tuğba Soğukpınar

Dipnot:

[2] Mustafa Çağrıcı, Ana Baba (Ebeveyn), DİA, III, 104

[3] Vecdi Akyüz, Ana Baba (Ebeveyn), DİA, III, 102

[4] Çağrıcı, Ana Baba (Ebeveyn), DİA, III, 104

[5] F. Asiye Şenat Kazancı, Kur’an’ın Ana Babaya İhsan İlkesinin İtaate Dönüşümü ve Geleneğe Etkisi, Marife Dini Araştırmalar Dergisi, 2006, sy. 1, s. 198

[6] Çağrıcı, Ana Baba (Ebeveyn), DİA, III, 104.

[7] Şenat Kazancı, Kur’an’ın Ana Babaya İhsan İlkesinin İtaate Dönüşümü ve Geleneğe Etkisi, s. 205-7

Yayın Tarihi: 25 Haziran 2021 Cuma 10:00
banner25
YORUM EKLE

banner26