banner17

Canlar ölesi değil, ya Yezid?

Mustafa Nezihi, kibrin yaşatıp büyüttüğü Yezidleri anlamaya çalıştı. Sonra sordu: Ne kadar Hüseyiniz? Ne kadar Yezid?

Canlar ölesi değil, ya Yezid?

Mustafa Nezihi, kibrin yaşatıp büyüttüğü Yezidleri anlamaya çalıştı. Sonra sordu: Ne kadar Hüseyiniz? Ne kadar Yezid?

Yezid, yüceliği anlayamamış kibrin adıdır. Değişik kılıklar giyinerek yaşamaya devam ediyor. Adaletten yana olduğunu söyleyen herkes kendini sürekli yoklamalıdır bu yüzden. En çetrefilli düşmanın ilk günahıdır kibir. Kovulup lanetlenmesine sebep olmuştur. Kendisine mühlet ve belirli negatif imkanlar verilmiştir. Bunların en tehlikelisi de ‘ene’ye yönelik olanıdır.

Bir bir kapatıyor bütün pencereleri

‘Ene’, ‘enaniyet’, ‘benlik’ Rahman’a açıklığını kaybettiğinde şişinmeye ve kendini yüceltmeye başlar. İktidar, konum, mevki, güç, diğer insanlardan zahiri veya batıni anlamda bir üstünlük durumu kazandığında, bu günahı ilk işleyenin kim olduğunu unutur. İçine nur dolmasını ve eşyanın hakikatini görmesini temin edecek pencereleri, şeytan keyifle bir bir veya birdenbire kapatır. Artık o tekebbürünün başdöndürücü hazzını yaşamaktadır. Bu haz öyle büyük ve acıtıcıdır ki, mütekebbir tatmin olmak için negatif eylemlerini daha da çoğaltır. Marazi bir kişiliğe dönüşür. Kendisinin ‘efendi’, ‘lord’, ‘halife’ olduğuna sarsılmaz bir inançla iman eder. Etrafında kendisine bağlı ve kendisini sorgulamayan ‘uşaklar’, ‘tasdikçiler’ ister. Zulümlerini ve kötülüklerini arttırarak Hakk’ın sesinin işitilmesini engellemeye çalışır. Aslında zaten kendini hak olarak gördüğünden diğerlerinin tavırlarını, eylemlerini, seslerini kısmak onun görevidir.

Kerbela

Medine'nin, Kabe'nin sesine kulak tıkamak

Kendisini rahatsız edecek ses Medine’nin, Ka’be’nin kalbinden bile çıkıp gelse onun umurunda olmaz. Yapıştığı dünyalık, koltuk, zan, felsefe onu esir etmiştir. O değerlidir, biriciktir, seçilmiştir, takdir edilmiştir. Üstelik kendisini destekleyen bir sürü ‘seçilmiş’ de vardır.

Hz. Hüseyin'e kıyan şakiler kimindi?

Yezid’in çölde susuz bıraktığı ‘kuzu’nun, canların ölüm emrini vermediğini söyleyenler var. Tarihin binbir çarpıtmasından biri değilse bile ne fark eder ki? Orada yetmiş iki can yatıyor. Onun çapulcuları, şakileri onun adına Kainatın Efendisi’nin kanını, canını, ruhunu, nurunu taşıyan Hüseyin’e kıymadılar mı?

Kerbela

Kimde yok Yezid'in oklarından, kılıçlarından?

Her iyilik, doğruluk, hakkaniyet Hüseyin’dir. Kendimizi nakısalardan, eksikliklerden, günahlardan, yanılışlardan berî görüp kardeşlerimizi acımasızca eleştirmek, onlara saldırmak, onları ihanet veya küfürle itham etmek de Yezid’in oklarından bir ok, kılıçlarından bir kılıç değil midir?

Yezid’e kızıp lanetler okurken kibir, ihtiras, samimiyetsizlik, ikiyüzlülük, acelecilik ve yetersizlikle malul benliğimize arasıra da olsa bakmamak, İblis’in akıl sır ermeyen bir oyunu değil mi? Belki de en büyük oyunu. 

Şimdi soralım kendimize: Ne kadar Hüseyiniz? Ne kadar Yezidiz?

 

 

 

Mustafa Nezihi Pesen ürpererek yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2010, 19:03
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20