Bütün sanatlar camiye, cami ibatede götürür

İslam sanatının merkez gücü mimari ve özellikle de camilerdedir. İslam’da sanatın her türü insanı camiye, cami ise ibadete götürmektedir. Mahmut Şevket Serik yazdı.

Bütün sanatlar camiye, cami ibatede götürür

Dünya sanat tarihine muazzam bir katkıda bulunan ve sınırsız bir zenginlik olan İslam sanatı; insanlığın ortak geleceğini imar etmede büyük bir pay sağlayacak olan bu hudutsuz zenginlik, aynen bilim, sosyal ve felsefi hayat konularında olduğu gibi, İslam dininden ayrı düşünülemez. İslam sanatının merkez gücü mimari ve özellikle de camilerdedir.

Dünyada İslam sanatının meydana getirdiği büyük eserlere bakıldığında; bu sanatın derin bütünlüğü ve orjinalliği anında fark edilmektedir. Bu eserlerin coğrafi yeri veya yapılışındaki gaye; ne olursa olsun bu eserlerin maddesinde ruhsal bir etkinin yaşadığı hemen anlaşılmaktadır. Büyük Kurtuba Camii, Fas’ın Kayruvinine, Kahire’nin Tolunoğulları Camii, İstanbul’un muazzam camileri, Isfahan’ın küçük cennet gibi mescitleri, Ali Kapu ve Şehel Sütun camileri, Semerkand’da Timur Türbesi, Hindistan’da Tac Mahal’ın pırıl pırıl yanan sandukaları örnek eserlerdir. Bu eserlere bakınca hepsinin Allah’ın emri ile aynı kişi tarafından yapıldığı duygusuna kapılabilirsiniz. İslam sanatı aynı zamanda hedef alınan amacı, temaları, plastik ve teknik sözcükleri emir altında tutan bir dünya görüşü ifade etmektedir.

Yazımızın başında da dediğimiz gibi; İslam’da bütün sanat insanı camiye, cami ise ibadete götürmektedir. Taşların duası olan cami Müslüman toplumun bütün faaliyetlerinin merkez kuvveti ve İslam sanatının odak noktasıdır.

Caminin temel yapısı Hz. Peygamberin (sas) evini hatırlatmaktadır: Ortada bir avlu vardır ve abdest alınacak çeşme… Kenarlarda güneşten korunmaya yönelik sütunlu kubbeler… Müminlere Mekke (Kâbe) istikametini gösteren boş bir oyuk olan mihrabdır. Dünya üzerinde nerede bulunursa bulunsun bütün camilerin yörüngesi Kâbe’ye dönüktür. Müslümanların namaz kılmak için Kâbe yönüne durmaları kıbledir. Kıble dünyanın öbür ucuna kadar; Kâbe’yi çevreleyen camilerin (halkaların) bir tanesinin bir noktasıdır. Kâbe’yi çevreleyen camilerin ve içindeki cemaatin, Kâbe yönüne dönmeleri sonucu; evrensel müminler topluluğu olan, ümmet gerçekleşmiş olur.

Boşluk İslam sanatının karakteristiğindedir

Cami yapısı itibariyle görevlerini yerine getirir. Ne Hıristiyan kilisesine ne Yunan mabedine benzer, ne kutsal bir ölüden kalan anıları saklayan bir yer, ne de dinsel bir tören için düşünülmüş bir dekordur. Cami, uzun Yunan mabedinin yahut Hıristiyan kilisesinin tersine daha çok müminin kıble istikametine ve mihrab önüne toplanabilmesi için geniş tutulmuştur. Boşluk İslam sanatının karakteristiğindedir (ayırcı nitelik, tipik). Mihrabda ne heykel ne resim hiçbir şekil yer almaz, böylece bu yokluk aracılığıyla Allah ifade edilir. Allah her yerde hazırdır fakat görünmez. O’nu bir yere bağlamak yahut şekle sokmak (resim gibi) kafirlik ve putperestliktir. Dini sanat dünyasının içinden resmi çıkarmanın temel nedeni budur. Diğer dinler tam tersine Tanrıyı görünür yapmaya çalışarak, gerçeği çekirdekte göstermeye uğraşmaktadırlar. Bir ikon yahut haçın gayesi budur.

Hiçbir Kur’an metninde resim yoktur. İslam temel prensipleri açısından, Allah’ın birliğine inanan bir insan düşüncelerini resimle okşamayı uygun bulmaz. Allah’ın birliği yeryüzü şekillerinin kalıpları ile izah edilemez.

Camilerde, sonsuza doğru uzanan bordür süslemeler, altı köşeler, eğriler, noktalarla kesilmiş eğik açılar genişlemeyi ve daralmayı sembolize etmekte, Allah’ın ilhamını anlatmakta ve Kur’an’da belirtildiği gibi her şeyin Allah’tan geldiğini ve yine Allah’a döneceğini ifade etmektedir.

Camilerdeki ışıklandırmalar; çeşitli oyunlar oynamakta, kırılmakta, bazı camilerde bulunan gök mavisi çinilerde olduğu gibi güneşten yansıyan binlerce pırıltı ile ışıldamaktadırlar. Günün her saatinde renk değiştiren bu çiniler ışığa karşı bir ilahi mırıldanmakta ve Allah göklerin ve yerin ışığıdır demektedir. Allah göklere ve yere nur verendir. O’nun nuru, içinde bir çırağ bulunan kandilin ışığı gibidir. Çırağ billur içindedir. Billur parıl parıl parlayan bir yıldızdır. Nur üzerine nurdur (Nur suresi-35). Büyük cam fanuslar… yahut renkli camlarla yapılmış küçük bakır fenerler kubbeleri süslüyor, güneş bunların arasından süzülerek giriyor, altın renkli seramikler yahut gri stalaktikler, güvercin boynunda yer alan renkler kadar zengin ve canlıdır.

Taşın üzerine Allah kelamını nakşedilmiştir

Bilinen dünyanın ötesin de bir başka âlemi yansıtan bu ışıklar duvarların üzerinde yuvarlık çizgiler haline geliyorlar, geometrik şekiller, soyuta kadar stilize (özelliğini bozmadan) bitki yaprakları, yazılar, Kur’an ayetleri veya şiir demetleri, yazı hat sanatı bulunmaktadır. Mimarinin ihtişamlı yükselişini tamamlayan dik açılı Kufi hattıyla yazılmış Kur’an-ı Kerim’den bir sayfa ya da Kur’an harfleri bulunmaktadır. Ayrıca bir başka yazı türü olan nesih taşın üzerine Allah kelamını nakşetmiştir. Kufinin dik formları ile nesihin ahenkli kıvrımları bizi sonsuza atmaya hazırlanan tramplen (sıçrama tahtası) gibidir. Çukur yahut röliyef (kabartma) şekillerle resmedilmiş gibi duran bu metinler düz bir satıh üzerinde yer alıyor değil de, sanki boşlukta bir hareket gibi uzanıyorlar. Bu hareketin içinde bakışlarımız ve bütün vücudumuz sanki kutsal bir dansın ilahi hareketlerine katılıyor.

Müslüman mimarisinin bütün elamanları onların yapısına emreden bu sembolik fonksiyona sahiptir. Dış yüzeyde, güneşin ışıklarını yansıtan kubbeler uzaktan bakıldığında gök kubbeyi andırırlar… Bu şekil düşünceyi belli bir noktaya toplamaya yarar.

Mihrabın önünde ibadeti yöneten (namaz kıldıran) imamın sesi ile minareden ezan okuyarak müminleri namaza çağıran müezzinin sesi ilahi seslerdendir. Müezzinin namaza çağrısı olan Allah kelamı böylece cami içinden cami dışına geçmektedir. Yahut iç dünyanın dış dünyayaya bağlantısıdır. Caminin dışında öncelikle medreseler yer alır. Bu medreselerde Allah’ın kelamı, Allah yolunda gelişmiş, onun varlığını ve ışığını taşıyan eşyanın sırları araştırılır. Medreselerde görünen her sembolik formda yer alan düşünce Allah’ı hatırlatmak ve devamlı düşündürmektedir. Bu dünyada her şeye bir mana verilir. Özelliklerin ve çeşitliliklerin tek anlam vericisi bir olan Allah’tır. Her eşyanın işaret taşıdığı anlatılır, öğretilir. Allahtan gelen güzelliği açıklanır.

İslam’da bütün sanat insanı camiye, cami ise ibadete götürmektedir.

Mahmut Şevket Serik  

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2020, 14:47
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nisa Y.
Nisa Y. - 4 ay Önce

Sanat ve ibadet arasındaki ilişkiyi çok başarılı bir şekilde dile getiren, akıcı bir metin olmuş. Camilerimizdeki bu değerli detaylara dikkat çekilmiş olması da çok güzel. Elinize sağlık, yazılarınızın devamının gelmesi dileğiyle...

Zeynep Temel
Zeynep Temel - 4 ay Önce

Her türlü sanatın aslında insanın anlam arayışının sonucu olması ve camiye götürmesi hakikat. Nefis bir yazı olmuş, bir zamanlar Polanyalı biri bana camiler neden boş, oturacak yerler ya da başka şeyler neden yok diye sormuştu bu yazı o durumu da çok güzel açıklamış, tebrik ederim, Mevla devamını nasip etsin..

mahmut şevket serik
mahmut şevket serik @Zeynep Temel - 4 ay Önce

teşekkürler zeynep hanım

banner19

banner13

banner26