Bursa'nın kaderi de diğerleri ile aynı

Bizde restorasyon kavramının yerine meremmetçilik kavramı kullanılırmış. Peki kime denir meremmetçi?

Bursa'nın kaderi de diğerleri ile aynı

 

Bilim Kültür Sanat Derneği (BİKSAD)’nin organize ettiği Bursa gezisine katıldım. Hattat Hüseyin Kutlu nezaretinde 2 Haziran’da gerçekleştirdiğimiz gezi, seyahatin verdiği sıhhatin yanında, içimizi yakan manzaralarla karşılaşmamıza da yol açtı.BİKSAD Bursa Gezisi

Şehirlerimizin ortak kaderi

İstanbul için şehrin siluetini bozan yapılar tartışma konusu edilirken Bursa ile ilgili böyle bir haber ya da tartışma olmadı. Olmadı fakat Bursa’daki ucube yapıların oluşturduğu eğreti görüntünün İstanbul’dan eksik kalır yanı yok. Tophane’den baktığımızda gördüklerimizden anladık ki bu kader, zamanında medeniyet merkezi olan tüm şehirlerimizin ortak kaderi.

Sıvanın değil, bakışın parıltısı olmalı

Şehrin genel planında göze çarpan çarpık katliam, eserler özelinde de göze çarpıyor. Özellikle Yeşil Cami ve Bursevi Hz. Çilehanesi’nde yapılanlar ecdadın ruhuna kurulacak bağlantının da bir süre sonra mümkün olmayacağını gösteriyor. Yeşil Cami’de çiniler boyanmış ve yaldızlanmış. Bursevi Hz. Çilehanesi’nin üzeri örtülmüş, çilehanenin ruhuna dair hiçbir belirti yok ortalıkta. Bir zamanlar burada gözlerini dünyaya kapatıp içine açan insanların aydınlığının yerine, gözlerimizi alan beyaz sıvanın parıltısı, “Osmanlı asıl şimdi yıkıldı” dedirtiyor.

Restorasyon değil meremmetçilik

Hüseyin Kutlu Hoca, restorasyon konusunda bilgilendirmelerde bulunurken bizde restorasyon kavramının yerine meremmetçilik kavramının kullanıldığını ifade ediyor. Farkın sadece bir adlandırma farkı olmadığını da ekliyor: “Meremmetçi, eserin her tarafını takip ederek en ufak bozulma ve aşınma olduğu an derhal müdahale edene denir. Hatta mesela kubbede, minarede, ağırlık kulelerinde kurşunlar saklanır, zaman zaman kontroller yapılır, bozulmalar anında onarılır.” Dolayısı ile eserin hem aslı hem de ruhu korunmuş olur.

Bir meremmetçi M.Safiyüddin Erhan Bey

BİKSAD Bursa GezisiDönüşten önce son durağımız Numaniye Dergahı’ydı. M. Safiyüddin Erhan Bey’i ziyaret edip çayını içtik. Safiyüddin Bey’in dergâha dair anlattıkları her şeyin zihnimizde netleşmesine yol açtı. Şöyle ki M. Safiyüddin Bey, dergâha dair bizleri bilgilendirirken, satır aralarında meydana gelen bozulmaları nasıl onardığına da değindi. Eskiyen ahşabı başka dergahların ahşabı ile, sıvaları dergahın dökülen sıvalarını yeniden kullanmak sureti ile onardığını duyunca restorasyonun bir madde değil de ruh işi olduğunu kavradık.

Maddeyi onarmak değil ruhu korumak

Demek ki restorasyon, eserin ruhu üzerinden yapılan bir onarım. Onarım da değil aslında eserin ruhunu ortaya çıkaran bütünlüğü muhafaza işi. O zaman restorasyon yapabilmenin ilk şartı eşyanın ve maddenin ruhu ve hayatı olduğunu kavramak. Daha sonra o ruhun muhafazasının derdinde olmak. Sadece madde olarak değil, mana olarak esere dâhil edilebilecek, eserde eğreti durmayacak malzemeyi bulmak. Aksi bugün bilimin rehberliğinde sadece madde üzerinden yapılan restorasyona denk geliyor. Yani Michel Henry’in tabiri ile barbarlığa.

 

Serdar Arslan yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2017, 15:41
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13