Burkina Faso'da Mevlid Kandili Bir Canlanma Vesilesidir

Burkina Faso, Mevlit kandili programlarının en canlı yaşandığı yerlerden birisi. Ülkenin değişik bölgelerinde mevlit programları yapılır. Bu programlar, bölgede yaşayan Müslümanlar için aynı zamanda bir gövde gösterisidir. Haşim Akın yazdı.

Burkina Faso'da Mevlid Kandili Bir Canlanma Vesilesidir

Peygamber Efendimizin dünyayı teşrifleri, Müslümanlar için önemli bir dönemdir. Dünyanın birçok noktasında bu günler çok özel olarak idrak edilir. Müslümanlar, sadece bir doğum günü kutlaması, sevgi gösterisinden öte peygamberi anlamayı, onun getirdiği kurallara ve esaslara uygun bir hayatı yaşamayı önemserler.

Genelde Afrika, özelde Burkina Faso da, bu Mevlit programlarının en canlı yaşandığı yerlerden birisidir. Ülkenin değişik bölgelerinde mevlit programları yapılır. Bu programlar, bölgede yaşayan Müslümanlar için aynı zamanda bir gövde gösterisidir. Çok din ve çok kültüre alışık Burkina toplumu, bunu bir canlanma ve kendilerini diğer dinlerin müntesiplerine de ifade aracı olarak görmektedir. Gündüz havalar burada sıcak olsa da geceler çöl soğuğunu hissettirir. Bu nedenle bir yatsı namazından sonra başlayıp, sabah namazına kadar alanda oturmak veya oturacak imkân bulamayanlar için ayakta beklemek, konuşmaları dinlemek, nöbetteki asker gibi mevziyi boşaltmadan sabretmek, küçümsenemeyecek bir olaydır.

Tartışmayı ne kadar da severiz!

Ancak tüm Afrika'ya damgasını vuran asıl şey; Rebiül- evvel ayıyla beraber başlayan bid’at tartışmalarıdır. Özellikle kendilerini selefi düşünceye yakın olmakla tanıtan Suudi Arabistan kaynaklı fikirler ve bu mezhebe yakın düşünceler, böyle bir uygulamanın kesinlikle bid’at olduğu gerekçesiyle neredeyse bunu yapanları ve bu programa katılanları küfürle itham edecek kadar ileri giderler. Elbette her uygulamada tenkit edilecek birçok hususu da bulmak mümkün. Burada da işi tamamen töreselliğe boğan, olmasaydı denecek noktalar var.

Geniş bir alan ve binlerce katılımcı

Bölgedeki mevlit programı, Türkiye'den bir gün sonra icra edildi. Ülkenin dört büyük İslami grubundan birisi olan İttihadi İslami'nin düzenlediği başkentteki Mevlit programına katıldık. Doğrusu ilginç görüntüler de vardı. Beraber katıldığımız bir arkadaş bu yıl katılımın az olduğunu söyledi. Çünkü daha önceki yıllarda ara sokaklara da girmek mümkün olmazmış.

Devlet yetkililerinin törene ciddi anlamda ilgi göstermesi bunun ilk göze çarpan noktası. Birçoğu Hıristiyan olan ülkenin Kültür Bakanı, Gençlik Bakanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, büyükşehir belediye başkanı ve belki daha benim tanımadığım birçok yetkili de buraya iştirak ettiler.

Mevlit gününün tatil olması buraya ait göze çarpan bir diğer husustur. Hz. İsa Aleyhisselam'ın doğum günü olduğu varsayılan yılbaşı ve Noel dönemi tatil olduğu gibi Mevlit Kandili'nin hemen akabindeki gün de, burada resmi tatildir.

Yoğun bir protokol uygulaması ve özel ayrılmış protokol koltukları… Kimin nereye oturacağı önceden belirlenmiş. Protokol uygulamalarının ne kadar da önemsendiğini burada gördüm.

Herkesin konuşup anlaşabildiği tek bir ortak dil yok

Gruplar ve heyetler adına yapılan konuşmalar… Tabii işin en acısı ne biliyor musunuz? Halkın kullandığı yerel dil ile resmi dil başka… Fransızca, Arapça, Morece ve Fullanice konuşmalar yapıldı. Bazı konuşmalar birkaç ayrı dilden tekrarlandı. Bu da zaman kaybına sebep olması ve ülkenin kulak farklılıklarını göstermesi adına önemli. Hiçbir konuşmayı tüm katılımcılar anlayamamıştır. Herkesin konuşup anlaşabildiği tek bir ortak dil yok…

Bizim için geceye damgasını vuran konuşmayı yerel vakıf ve dernekler adına kürsüye çıkan İdris Ouba dostumuz yaptı: “Motorumla kırmızı ışıkta durdum ve bir arkadaşım bana selam verdi. Yüksek sesle selamını alınca, yanımızda bulunan başka bir yerlinin korkuyla ve hızlıca kaçışını fark ettim. Selamlaşmamızdan bizim Müslüman olduğumuzu anlamış ve korkmuştu. Biz nasıl bir rahmet peygamberinin ümmetiyiz ki, insanlar yanımızdan terör korkusuyla hızlıca kaçıyorlar? Bizi bu hale kim getirdi? Nasıl bir peygamber algımız oluştu ki çevremize rahmet ve şefkat değil, korku salar olduk.”

Bu bölgede Müslümanlar alkış bilmezler

Arada okunan ilahiler, yapılan konuşmaların arasında bir köşeden “Et-Tekbir! Sümmet Tekbir!” çağrıları da burada ayrı bir tat. Çünkü bu bölgede Müslümanlar alkış bilmezler. Şayet bir tebrik olacaksa, mutlaka tekbir vardır. Sadece dini merasimlerde değil, okullarda bile…

Gece yarısı bir vakitte programın resmi bölümü bitti. Özellikle protokol misafirleri ayrıldılar. Program sabah namazına kadar devam etti.

Tüm bölge ve tüm dünya için, yanlış uygulamalardan arındırılmış, peygamber sevgisinin yanında onu anlamaya ve hayat rehberi kılmaya yönelik çalışma ve programlar hepimizin arzusudur.

 

Haşim Akın

Yayın Tarihi: 15 Aralık 2016 Perşembe 16:08 Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2016, 16:08
banner25
YORUM EKLE

banner26