Burkina Faso'da Kralların Fötr Şapkası ve Bizdeki Şapka Devrimi

Başa giyilen veya çıkarılan şapka veya takke -adına ne derseniz deyin- içindeki insanı çok değiştiriyormuş. Afrika’nın ücra bir köyünde kralların taktığı fötr şapkanın çağrıştırdıklarını yazdı Haşim Akın...

Burkina Faso'da Kralların Fötr Şapkası ve Bizdeki Şapka Devrimi

Ülkemiz, birçok başın uçmasına sebep olan şapka devrimini yaşadı. Başta İskilipli Atıf Hoca olmak üzere birçok insan, bu uğurda hayatından oldu. Tabi aradan geçen uzun zamana rağmen, tartışmalar bitmedi bir türlü. Kimileri, “Yeni bir şapkayı giyiverse ne olurdu?” diye düşündü. Kimileri de “Anladık yeni bir devlet kuruldu. Her şey yolunda ama halka yeni bir kıyafeti dayatmanın ne anlamı olmalı ki?” diye kaygılandılar.

12 Eylül çok uzak değil

Aradan uzun zaman geçti. İlgili kanun hâlâ yerini korumaktadır. Aradan geçen bunca yıla rağmen değişen, sadece uygulamadır. Yarın delinin birisi çıkıp “Burada bir kanun var!” diye uygulamaya kalksa, hakkıdır. Benim gibi yaşı müsait olanlar 12 Eylül ihtilalinden sonra bunun Anadolu’da yeniden uygulandığını bilirler. Bizim köyde jandarmanın kontrol yaptığını, muhtarın ateşli konuşmalarla dedemleri uyardığını, kasabaya inenlerin dikkat ve korkularını hatırlarım. Yani kanun, hâlâ caridir. Sadece bunu uygulayacak kişi yok.

Kralın şapkası

Burkina Faso’da geçen haftalarda yolumuz yeni bir köyü hedefine almış. Yanımızda bazı misafirlerimiz de vardı. Yıllardır hayatlarını putların önünde heba etmiş bir köy halkı, hayatları için çok önemli bir karar vermişler. Kâinatın yegâne Hâlık’ına karşı yaptıkları isyanlarına ve şirklerine bir son vereceklermiş. Bu mutluluk anında biz de bulunmak için yola revan olduk. Bir köy meydanına ulaştık. Bölgenin ve köyün şartlarında bir tören alanı hazırlanmış. Halk, kadınlı erkekli yerlerini almış. Anladık ki onların heyecanı bizden daha çok.

Tören alanının en önünde oturan bir grup var. Bunlar köyün ileri gelenleri olmalı. Zira burada protokol kuralları çok önemlidir. Kimin nereye oturacağı tesadüfe bırakılmayacak kadar önem arz eder. İlk sırada başında Amerikan fötr şapkasıyla iki kişi oturmaktaydı. Az sonra tören konuşmalarından bunların köyün kıralı olduğunu anladım. (Meraklısı için nottur. Burada her köyün, şehrin ve büyük şehirlerde mahallelerin kralları vardır. Yönetim bunların elinde olmasa da resmi devlet ricalinden daha fazla saygındırlar. Mesela, köyden bir tek vatandaşın bile din değiştirebilmesi, bu köyde veya başka bir yerde ikameti hatta bazı yerlerde evlenme tercihi bile bu kralın iznine tâbidir.)

Fötr çıktı ve…

Bizde “şapka çıktı kel göründü” derler ya... Bazen çıkan o şey, birçok farklı gerçeği de gün yüzüne taşıyıverir. Konuşmalar icra edildi. Kelime-i şahadet talim edildi. Hazırlıklar yapıldı ve öğle namazı kıldık yeni kardeşlerimizle. Arkada konuşanlar, gülüşenler, kıkırdayanlar… Bunların hepsi dikkat çekmeyen normal şeylerdi bu tip yerler için. Ama bizim için en dikkat çekici olan nokta, az önce Amerikan şapkası giymiş bu iki kralın, kendilerine hediye edilen namaz takkelerini başlarına giymesiydi. Bunda ne var ki, diyeceksiniz belki de… Ama yok öyle değilmiş. Mesela insan ayağındaki ayakkabıyı çıkarıp sizin verdiğiniz yeniyi giyse veya terliğini değiştirse… Hatta üzerindeki gömleğini veya ceketini yenilese, içindeki insan ne kadar farklılaşır? Değişen bir şey olmaz… Değil mi? Ayakkabı insanı niçin değiştirsin ki?

Takkeli başın farkı

Bir kez daha anladık ki bu işi yapanlar, derslerine iyi çalışmışlar. Başın üzerine konulan simge, sıradan bir bez parçası olmanın çok üzerinde bir anlam taşıyormuş. Gene buna direnip uğruna canını feda eden İskilipli Atıf Hoca başta olmak üzere isimsiz binlerce kahraman da ne yaptıklarını ve neye karşı direndiklerinin bilincindeymişler. Amaç, açmak veya kapatmanın ötesinde yüze ve akla vurulan bir simge oluvermiş. Zira ayet-i kerime mü’min kullar için “yüzlerinde secde izleri var…” diye buyurur. Aslında yüzdeki secde izini daha çok gösteren de başı ihata eden diğer unsurlarmış. Belki de Müslümanların İslam’ını bir alamet-i farika şekline sokacak olan bu devrimdir.Manzaradan anladığımız ne oldu bilir misiniz? Başa giyilen veya çıkarılan şapka veya takke -adına ne derseniz deyin- içindeki insanı çok değiştiriyormuş. Ben, size “Bu sayfada gördüğünüz iki resmin arasındaki yedi farkı bulun!” gibi bir bilmece sorsam siz, sadece başındaki giysi değişimini görmeyecek ve hemen itiraz edecektiniz, “Bu tip sorular, aynı resimler arasında olur. Oysaki bunlar farklı insanlar. Aradaki fark, yediden çok fazla…” Size katılıyorum. Aradaki fark yediden çok fazla. Şahıslar aynı. Mekân aynı. Zaman aynı sayılır, arada bir saati bulmayan bir fark var. Ama iki ayrı kıyafet, iki ayrı insanı ortaya çıkarmıştır. Meğer değişen başın üzerindeki bez değilmiş… Afrika’nın ücra bir köyü yıllar önce yaşanan bir mücadelenin gerçek yüzünü tanıttı bize…

Onlara rahmet dilemenin dışında söylenecek diğer cümleler için sözümüzü yutkunduk ve “Habünallahü ve ni’mel vekîl, Ni’mel Mevla ve ni’men-nasîr. Ğufraneke Rabbena ve ileykel mesîr…” diye dua ettik.

Haşim Akın

Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2018, 09:32
YORUM EKLE

banner19

banner13