Bu şiirler kavgalardan uzakta!

Mustafa Celep, Bir Nokta'daki beş şaire ve beş şiire insanî açıdan bir yaklaşım getirdi..

Bu şiirler kavgalardan uzakta!

Lirik şiiri ‘içsel gerçekliğin’ şiiri şeklinde tanımlayabiliriz. Tanımlanan bu gerçekliğin dile gelişi bakımından günümüzde çıkan dergiler arasında Mürsel Sönmez yönetiminde Bir Nokta edebiyat dergisinin çok sağlam ve görünür bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

Bir Nokta
(+)

İstanbul’da lirizmin kalesidir Bir Nokta. Ama bunun savunuculuğunu ve önderliğini üstlenmez dergi. Bunu Bir Nokta’nın şiir eleştirisine yer vermeyişinden ve derginin genel tavrından anlayabiliriz.

Bu şiirler lirik bir şölen gibi

Ben, sizlerin de haberdar olmasını istediğim Bir Nokta’nın Şubat 2010 sayısında yayınlanan, ‘lirik şölen’ diye tanımladığım şiirlerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Umulur ki bu haber, ‘topyekûn insaniyete çağrı’ dediğim bu şiir ve şairlerden insanî açıdan nasiplenmeye vesile olur. ‘Edebiyatçı’ kavgalarının bizi kendimizden uzağa düşürdüğü bir zamanda humaniter insan yiyiciliğe bulaşmadan (çünkü hümanistler insan etiyle beslenir)  söze konu edilecek şairlerin şiirlerini insanlığımıza taşımak, içinde yer aldığımız hayatta bozulmamış anlam alanlarına ulaşmak imkânına kapı aralayabilir.

Şiirin açtığı kapı, insanlığımızın yüz akıdır. Şiirin açtığı kapı, insanlığımızın parıldadığı yerdir. Biz bu kapıdan insanca vasıflarımızı konuşmak için giriyoruz. Lirik şiir için söylersek, bir yüreğin nasıl aşk, kavuşma ve vuslat için ne derece titrediğini konuşmak için giriyoruz. Yalın ve kolay sorular sormak için giriyoruz. Uzun uzadığa tartışmak için değil, içsel gerçekliği mutlak gerçeklikle buluşturmak için giriyoruz.Cahit Koytak

Şair olmak haddini bilmektir!

İlk şiir Cahit Koytak’tan. “Kolay Sorular” başlığını koymuş şiirine Koytak. Şiir, ‘Şair misin, filozof mu, yoksa sihirbaz mı?’ mısrasıyla açılıyor. Şairin şiirsel yaratışının sınırlarının sorgulandığı bir metin. Şair olmak haddini bilmektir bir anlamda. İnsan olmanın şair olmakla paralel anlamlara geldiğini düşünürsek bu şiir kolay ama sıkı sorular soruyor muhatabına:

Rüzgârları estirebilir misin,

Bulutları toplayabilir misin

Başımızın üstünde, gökçe dizelerinle?

Şimşekleri çaktırabilir, yağmurları

Yağdırabilir misin, hemen ardından?

Ragıp KarcıOnun şiiri türkü tadında

İkinci şiir Ragıp Karcı’dan: “Kavs-i Kuzah”. Lirik bir şair Karcı. İnce bir işçiliği var şiirin. Lirik bir şiire has duyarlıkla yazılmış. İçli, türkülerden kurulmuş, içtenlikli bir şiir. Ben ‘rüya şiir’ diyorum bu şiire. Bir rüya saflığında ve tazeliğinde. Hüzün duygusu ve türküler, Karcı’nın şiirinde öne çıkan özelliklerden. Türkü özelinde insanî yönümüzün işlendiği duygulandırıcı bir metin:

Evlerinin önü bir ince telaş

Kalbinin tam ortasında durur

Elleri de incedir ipincedir

Sesi türkülerden damıtılmış sular gibi mahzun

Ve serin mısralar gibi yağar şiirlere

Uzaktan bakışlarını tutar adamın

Gelir de rüyasının tâ ortasından vurur.

Mustafa ÖzçelikSaygı uyandırıyor

Üçüncü şiir Mustafa Özçelik’ten: “İçimden”. Şiirimizde bilge işçiler vardır. Çalışkandırlar. Dur durak bilmeden büyük Türk şiirine hizmet ederler. Nezaket sahibidirler. Saygı uyandırırlar. Sözün değerinin düşmediğinin en belirgin ispatıdırlar. Şahsiyet sahibi, önemli adamlardır bunlar.

Mustafa Özçelik de bunlardan. Özçelik’in kişiliği gibi şiiri de görmezden gelinemeyecek türden. Özçelik’in “İçimden” şiirini ‘içsel gerçekliğin lirik ifadesi’ şeklinde okumayı öneriyorum. Bir kendini arayış şiiri. Buna ‘yalın lirizmin bir örneği’ de diyebiliriz. Pürüzsüz ‘lirik bir ses’le örmüş şiirini Özçelik. Lirik öznenin ruhta bir yolculuğu şeklinde de pekâlâ tanımlanabilir bu şiir. Şiir ortamında gördüğümüz düzeysiz vıcık vıcık duygusal şiirlerin karşısında bu şiiri Cemal Süreya’nın tabiriyle düzeyli lirik şiirlere örnek olarak gösterebiliriz:

Ne keşişler aradım yol gösterecek

Ne bir şaman büyüsü

İyileşti ağrılarım

Bir rüyadan ötekine geçiyordum

Bir hakikatten diğerine

Sular seni söylüyordu

Bizcileyin Yunus

Bu şiirde Yunus’un sesini işitmemek mümkün değil. Yunus gibi duru ve içten. Birdenbire ve taze bir şiiri var Özçelik’in. Şaşırtıcı ve bir yaratış tazeliğinde yani. Bunu lirizmin sınırları içinde gerçekleştiriyor şair. Şaşırtıcı olan da bu zaten. Kendi ‘sahici an’ını şaşırtıcı kılabiliyor. Bu da bir şiir işçisi olarak Mustafa Özçelik’in ‘genç ve diri’ bir şiir yazdığını yeteri kadar ispatlıyor.

‘İlk yaradılış anındaki gibi

Seslendin ve rengini verdin bana.’

Nurettin DurmanUstalığının şiirini yazıyor

Dördüncü şiir Nurettin Durman’dan: “Sebai”. Bir şiir emekçisi Nurettin Durman’ın bu şiiri kişiliği gibi sade ve mütevazı. Durman, ustalığının şiirini yazıyor şimdilerde.

Yıllardır şiire emek veren bu alçak gönüllü şair karşısında saygı duymamak elde değil. “Sebai”nin öne çıkan özelliği, şiirin bütünlüklü bir yapıda kurulmuş olması. Her şey yerli yerinde. Abartı, dağınıklık, düzensizlik yok bu şiirde. Yaşamı gibi şiiri de yalın ve sade. Oturaklı, olgun, lirik bir mimarî biçimi var şiirin. Kusursuz, ‘mükemmel lirik’e bir örnek olarak gösterebiliriz. İnsanın kaderinden konuşan bir şiir. Lirik ve sembolik. İnsanın sonlu bir varlık olduğunun bilincinde:

Zevki sefa aldatır çabuk söner feneri

İnsanın ömrü kadar vardır elbet kaderi

Boynundaki kuşuyla tamamlar bu seferi

Hesapsız ve yapmacıksız bir duruş var ondaAdem Turan

Beşinci şiir ise Adem Turan’dan: “Şair Siste”. Şiirimizin ‘harbi’ şairlerinden değerli ağabeyimiz Adem Turan’ın bu şiiri, şairâne duyuşlarla yazılmış katışıksız romantizme örnek bir şiir. Şairin hayat karşısındaki duruşunu da temsil eden bu şiiri, hayat ve insandan yola çıkıyor oluşuyla önemseyebiliriz. Adem Turan’ın hemen her şiirinde hayatta hesapsız ve yapmacıksız olan şairlere has bir duruş ve tavır alış hissedilir. İnsanî yönü belirgin biçimlerde görülen şairlerde sanatıyla hayatları arasında birebir koşutluk vardır. Kavgaları insancadır, tutsaklıklarında insancıl bir sevimlilik vardır.

“Şair Siste”, bir kaçış şiiri. Yaşanmazlaştırılan büyük şehirlerde bunalmış öznenin romantik bir kaçışı adeta. Yapaylığa yer yoktur bu şiirde, şaşkınlığı şaircedir. Soyut bir kaçış değildir bu, yazgısında gitmekler yazılı öznenin dönüp geleceği, bulmak istediği yer aşktır. Sevgilinin olmadığı bir yerde hayat sıkıcı ve yaşanmazdır. Romantik şairlerin serüvenini dile getiren bu şiir, romantik bir aşk şiirine girizgâh niteliğinde:

Burada gideceğimiz yazılı; gidelim öyleyse bu talan edilmiş şehirden

Geldiğimizde sen yok isen, -gerçekten de yok isen!- bu hayat bizim için yaşanmaz olur!

Edebiyat ortamındaki husumeti bu şiirler bitirebilir

Edebiyat ortamının fazlasıyla husumet barındırdığını düşünürsek, -ki öyledir-, bu beş insancıl şairin yürek atışlarını duymak, yeni nefeslenme alanlarına imkân sağlayabilir. Biz bu imkânın, yaşadığımız karmakarışık hayatın rekabete, koşuşturmacaya dayalı işleyişi karşısında vazgeçilemez olduğunu düşünüyoruz. Bu sonlu dünyada insanca vasıflarımızı pekiştirmeye ihtiyaç var. Muhtaç olduğumuz dinamizmi, her gün muktedirler tarafından budanmaya çalışılan insanlığımızdan alacağız. İnsan konuşur, şiir de konuşur. Şiirin konuşulduğu yer, bütün bir insanlık tarihinin konuşulduğu yerdir.

 

 

 

Mustafa Celep insanı duyarak yazdı

Yayın Tarihi: 19 Mayıs 2010 Çarşamba 12:53 Güncelleme Tarihi: 21 Mayıs 2010, 21:58
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
tandırcı hasan
tandırcı hasan - 11 yıl Önce

Gerçek bir şair,ben lirik bir şiir yazmak istiyorum,ben epik yazmak istiyorum diyerek,böyle bir tercihle şiir yazmaz.Gerçek ise eğer.Ortaya çıkan ürün/eser/şiir,sanatçının nerede durduğunu,hangi hayat tecrübesinden geçtiğini vs. vs. gösterir zaten.İstiklal marşı epiktir,peki M.Akif yav epik olsun diye yazmıştır onu.

Yetenek meselesiyse şu:Kimi senaryo yazabilir.Reklam yazılır,altına ismini de koyarsın.Ama gerçek bir şair,öncelikle kendini kandıramaz.

tandırcı hasan
tandırcı hasan - 11 yıl Önce

Dolayısıyla,bu tartışmanın söz konusu olmadığını belirtmek gerekiyor.Atlanan bir şey var o da şudur:Neoepik şiirin kastettikleri,imkanları,bugün yazılan şiiri tanımlamada kullanılabilecek nitelikte aslında,şöyle ki:Ne hamasi bir epik,ne üsküdara giderken ki lirik var,değil mi.. Ama herkeste bir iç ses,bir kendiyle konuşma,hayat tecrübeleri sonucunda çıkan bir artakalan havası var.

Yani fayrap'ın neoepiği,epik değildir,lirik de değildir.Bunun üzerinde durulması gerek diye düşünüyoruz.

cibran
cibran - 11 yıl Önce

sevgili mustafa celep'in güzel bir noktaya temas ettiğini düşünüyorum. onun kadar umutlu olamasam da, bu şâirlerin duruşları hakikaten takdir edilesi, imrenilesi. edebiyat ortamındaki husumetin biteceğini ise düşünmüyorum. habil ile habil'in mücadelesi nasıl bitmediyse, yani insanın mücadelesi, bu da bitesi değil. iki ihtimal var: bu bu amcaları dikkate alacağız, örnek alacağız; ya da diğer kabil tavrından gelenleri. hâl böyle iken, yaşasın şiirin edebe yakın hâli.