banner17

Bu köşe edebiyat köşesi!

Abdüssamed Bilgili bize İstanbul Edebiyat Fakültesi'nden güzel şeyler anlattı..

Bu köşe edebiyat köşesi!
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
 (+)

Fakültenin en güzel yeri

Edebiyat Fakültesi’ne 2007 yılında kayıt yaptırdım. Fakülteye başlamadan bir yıl öncesindeydi sanırım Serseri Dergisi’ni çıkarmaya başlamıştık. Sonrasında ben de diğer arkadaşlar gibi İstanbul Edebiyat’a geldiğimde okulda ilk uğradığım yer arkadaşların takıldığı “köşe” oldu. Henüz ne yemekhanenin yerini ne de hemen hemen hiç vakit geçirmediğim kantinin yerini biliyordum. Çünkü burada okulda edebiyat dergisi çıkaran arkadaşlar ilginç bir şekilde toplanmışlardı. Başı Serseri ekibi çekiyordu. Sonra halka genişledi ve yemekhane girişine çarprazdan bakan bu köşede her an bir arkadaşımız nöbet tutuyormuş gibi her geldiğimizde bize ait bulduk orayı. Burada olmak bize fakültenin birçok yerinde olmaktan iyi geliyordu.

Köşe’de kimler var kimler?

Köşe’nin en güzel tarafı hem çok meydanda olması hem de çok içine dönük bir tarafı olmasıydı. Herkesçe “Hergele Meydanı” olarak anılan fakültenin büyük, kapalı avlusunu rahatlıkla gören ama oranın gelgitlerinden de muaf duran bir köşe. Kışın sizi sıcacık tutan kocaman bir kalorifer ve yazın bir ağaç gölgesi kadar serin duvarlar… Bu köşede vakit geçirirseniz mutlaka çayınız ve sigaranız var demektir. Açsanız size öğrenci kartını verecek bir dost da bulabilirsiniz demektir. Sigara kullanmıyorsanız başlama ihtimaliniz yüksektir. Bu köşede olan adamın sırtı yere gelmez bir deyimle. Kurşun gibi ağır adamlar buradadır. Şiir yazanlar, öykü ve diğer türlerde…

Köşe
(+)

Sadece bu kadar olsa iyi. Bu köşede bildiğiniz öykü kahramanları oturur-kalkar. Fakültede çıkan dergiler mürekkebi kurumadan buraya düşer. Ramazan Ekici yeni bir şiirini birkaç kopya getirmiş, arkadaşlara okutuyordur. Mehmet Cebe’den sigara istersiniz dayak yemekten zor kurtarırsınız kendinizi. “Aha ya aga der, paket ortada. Ne soruyorsun?” Sinan Kılıçarslan cebinden iki tel parçası çıkarmış işte der yazdığım öykünün kahramanları. Uğur Sezen öykü mü istiyorsun birader, der? Git yaz o zaman… Hikmet Şahin’e kalmışsa herkes Maraş’lıdır, ama Kahramanmaraş. ÖFK uykudan uyanabilmişse şöyle bir uğrar. Serseri’nin dizgisini yapmaktan kanlanmış gözleriyle bakar bize. Osman Şaklak köşenin dersleri tastamam olan tek müdavimidir.

Sınav dönemleri çokça kendisine başvurduğumuz yegane arkadaştır. Esener Kaplan önceleri uğramazken aşka düşünce köşeye de düşmüştür. Gürsel Abi mezun olduktan sonra da mezun olduğunu fark edemeyeceğimiz kadar yine buradadır. Abdullah Okal köşenin İsviçre doğumlu tek mensubu olarak köşenin en uyumlu adamıdır. Bize durmadan sigara sarar, el sanatları en gelişmiş arkadaştır. Sonra Volkan Bahadır, sonra Osmanlıca uzmanı Nezir Abi… Sonra İbrahim, sonra Emrullah, sonra, gitarıyla Mustafa ve Tuğrul… Daha bir çok arkadaş birer hayattan bir süreliğine buraya gelmiş ve vakti dolduğu halde gidememiştir sanki buradan. Buradaki insanların fakülte anılarından ziyede köşe anıları vardır bana kalırsa. “Kurşunun değdiği tende heves kalmıştır” bu köşede.

Zamanla buradaki insanların düşünsel ve algısal durumları da köşeye sirayet etmiştir. Kof ideolojik tartışmalar ve takım tutar gibi düşünce hokkabazlığı yapanlar barınamaz bu köşede bir Cahit Zarifoğlu şiiri kadar. Arkadaşlardan birinin köşenin bir yerine yazdığı “bu da mı gol değil be davos” köşenin aktüel gündeme bakışını gösterir. Ya da “İsrail diye bir şey yoktur” ifadesi. Ya da “kaçan bir gol kadar üzülmedik değil mi / ölürken o güzelim çocuklar Afrika’da”  mısraları köşenin bilinçaltını ele verir küçük bir ölçüde.

Köşe bir yönüyle küçük bir çay evidir. Masası, sandalyesi yoktur ama öğrenci adamın da bunlara ihtiyacı yoktur. Kantinden tepsi tepsi taşınan çaylar yeter muhabetti koyulaştırmaya.

Köşe’nin dışarıdan da ilgi çekici bir yönü vardır. Çünkü Derviş Zaim’in o enfes filmlerine gönderme yaparak söyleyeyim: “Ama arkadaşlar iyidir.” Buradaki arkadaşlığın fakültede bir eşi daha yoktur. Hesaplı-kitaplı dostluklar değildir bu köşenin dostlukları. Herkes hesabını tek tek ödemez mesela. Seyyar bir kitaplık gibidir. Her arkadaşın elinde bir kitap bulunur. Sonra diğer köşeleri bir takım ideolojik birlikteliklere sahip öğrenciler doldururken bu köşenin böyle bir mayası olmadığı halde bunca insanı bir araya nasıl getirdiği merak konusudur. 

Dert söyletir…

Aslında bu metne başladığımda köşeden filan bahsetmeye niyetim yoktu. Öğrenci dergiciliği açısından oldukça verimli olduğunu düşündüğüm Edebiyat Fakültesi’nde neden öğrenci dergilerinin bir bir kepenk indirdiğini irdeleyecektim açıkcası. Ve fakültede hala çıkmakta direnen Kuşatma Dergisi’nin son sayısından bahsedecektim. Dilim -bunları anlatmaya- döndü.

Okula başladığım ilk yıl benim de içinde bulunduğum Serseri Dergisi, Evvel Dergisi, Süveyda Dergisi, Palimsest Dergisi, Dergibi Dergisi, Yazıhane Dergisi, Saçma Dergisi farklı periyotlarla yayınlanıyordu. Sonra ne olduysa bir bir bu dergileri göremez olduk. Sonra Tiryak ismiyle çıkan dergi isim değişikliğine giderek Kuşatma olarak yayınlanmaya başladı. Bugün Edebiyat Fakültesi’nde öğrenci dergiciliğini tek başına omuzlayan dergi Kuşatma olarak görülüyor. Umarım kısa zamanda yeni edebiyat dergilerinin fakültemizi, köşemizi şereflendirdiğine tanık oluruz…

 

Abdüssamed Bilgili ama arkadaşlar iyidir diye yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Şubat 2010, 18:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hakkı Takı
Hakkı Takı - 9 yıl Önce

Köşenin bazı müdavimlerini unutmuşsunuz Samed Bey :)

Gölge Haramisi
Gölge Haramisi - 9 yıl Önce

Göçebe tarzının bize 'Ev'den sonra sirayet eden 2. faslıdır ki sadece kendisine mahsus bir takım mevzuatları da vardır:)

uğur sezen
uğur sezen - 9 yıl Önce

köşe'de osmanlıcadan kaldım, marlboroyu bırakıp sarma'ya başladım, sinan için isimsiz bir öykü yazdım, düdük çaldım... güzel eylemler bunlar. çirkin olanları daha güzel.. bu böyle uzar gider, herkesin hayatında bir köşe vardır hem. fakat bir bilinmezlik var Abdüssamed, o da şudur: içine kapanık bir havası olan köşe, tek tek müdavimlerini de içlerine kapanır bir hale getiriyor mu ne? bu kadar içine kapanıklık bir öyküye mi bir şiire mi bir dergiye mi gebe, eğer onu çözersem köşede şenlik var?

Beşinci Mevsim
Beşinci Mevsim - 9 yıl Önce

Okumak isteyip de; okutturulmayan istediğim fakülte, istediğim bölüm, istediğim köşe ...
Aklıma geldikçe elim cigaraya, dilim küfürlere savrulur !

Nasip belki bize de bi köşe düşer yıllar sonra ordan, kimbilir...

Köşeden, o fakülteden o bölümden haberlerinizi bekliyoruz !

EyvaAllah!

tübinger
tübinger - 9 yıl Önce

sigara içmek marifetmiş gibi, yazıyı yazan da yorum yapan da ballandırarak anlatmış... sigara içince, kendinizi necip fazıl falan zannediyorsunuz gibi geliyor bana. haram mı değil mi, bunun üzerine kafa yorun derim ben.. sonra "sarın" sigaralarınızı....

ordinanyus profesörü
ordinanyus profesörü - 9 yıl Önce

-hacı abi (abdüssamed'e)

- hı...

-ders...

-iyi çağırın hocayı ben hazırım..

uğur sezen
uğur sezen - 9 yıl Önce

evet, marifet. saralım mı sana da bi tane?

İncir
İncir - 9 yıl Önce

Onca zaman kenarının,köşesinin hayalini kurup;içine girdikten sonra sıradışılığını fark edemeyişimizin belki de fark etmeyişimizin devamlılığına iyi bir engel bu yazı... Her köşesi ayrı bir hikayeye malzeme olabilecek olan fakültemizin küçük bir bölümündeki yoğun duyguları nasıl da güzel anlatmışsınız. Bizim böyle güzel anılarımızın birikmesine zaman var diyerek size olan özenimi bastırmaya çabalıyorum :) Umarım okulun her köşesi sizinki gibi güzel anılar bırakır müdavimlerinde...

banner8

banner19

banner20