Bu Çocuklar Müthiş!

Biz çocukluğumuza geri dönmek isterken bazı insanlar çocukluklarında bile büyüklermiş.

Bu Çocuklar Müthiş!

Onlar da ÇocuktuÇocukluk güzel, iyi de…

Çocukluk güzel… Çünkü ruhunu kirletecek düşünceler ve ağırlığıyla ezecek sorumluluklar yok. Bu yüzden insan “mini mini birler, çalışkan ikiler” statüsüne yeniden dönmek için can atıyor. Hatıralar ruhunuzu sarınca birkaç dakikalığına da olsa yeniden kolunuzun altına topu sıkıştırıp kitapları okulda unutmayı istiyorsunuz. Çatıdaki tencere kapağını anten formatına sokmaya çalışan babanızın “oldu mu” sorusuna bin beş yüz kere bıkmadan “olmadı” diye cevap vermeyi bile özlüyorsunuz. Depozitolu şişeleri biriktirip, kokulu silgilerin tadına bakmayı, siyah önlüğünüzün cebine leblebi tozu doldurup büyüteç ile kâğıt yakmayı özlüyorsunuz. “dünya hayatı bir oyundan ibarettir” uyarısı çocukken geçerli değil. Hatta siz kendinizden geçerek oynayacaksınız ki büyükleriniz bu ilahi benzetmeden kendisine pay çıkaracak. Kendince hayatın içindeki o oyundan sıyrılmaya çalışacak. Ve asıl meselenin büyüyünce çocukça davranmamak olduğunu öğrenecek.

 

Çocukken bile büyüktüler

İşin ilginç tarafı biz çocukluğumuza geri dönmek isterken bazı insanlar çocukluklarında bile büyükmüş gibi davranmışlar… Bunun sebebi yetiştirilme tarzları ve içlerindeki o “büyük” ruhun keşfedilip bir elmas gibi işlenmesi. Biz 35-40 yaşımızda “bir çocukluk yaptım” bahanesi ile sözcükleri gevelerken, “çocuksun sen” lafını iltifat olarak kabul etmişken, bazı çocuklara “çocuksun” bile dememiş etrafındakiler. Onlara küçük da olsa “büyük” demişler, hürmet göstermişler.

 

Onlar da ÇocuktuOnlar Da Çocuktu

Geçen gün bir kitap okudum: Burhan Bozgeyik’in “Onlar Da Çocuktu” isimli kitabı… beş baskı yapmış.

Tarihe ismini başarıları ile kazımış insanların da çocuk olduğu gerçeğini hatırlatıyor bu kitap. İnsan bir an şaşırıyor Koca Sinan’ın, Bediüzzaman’ın, Hz. Davud’un, İmam Gazali’nin de bir zamanlar çocuk olduğunu düşününce… Ama insanı asıl şaşırtan pek çok muhterem zatın çocukken bile büyük davranışlar sergilemesi, keramet göstermesi, “bu büyük adam olur” sözünü boşa çıkarmaması…

MevlanaBu kitabı okumanıza tavsiye ederim. Kendinize ve çocuklarınıza okuyun. Okuyun ve ibret alın. Bu tavsiye elbette hala kendisini çocuk görenlere, ruhu olgunlaşmamış şahıslara değil… Onlar gidip yaramaz bir çocuk gibi çamura bulanmaya, yerlerde yuvarlanmaya ve hesap denilen şeyin sadece bir “azarlanma” olduğuna inanıp rahatça oyalanmaya devam etsinler. Onların oyunlarını bozmak istemeyiz…

 

İşte çocukken bile büyük olanlardan birkaç örnek:

Hz İsmail (as) Dağda tenha bir yere geldiklerinde Hz İbrahim, Hz İsmail’i sağ yanına yatırır. Keskin bıçak kesmeyince Hz İsmail babasının vazifesini kolaylaştırmak için, kendisini yüzükoyun yatırmasını rica eder. “Baba yüzüme bakma! Bıçağını sert vur ki kessin” der…

Bediuzzaman Said NursiHz Davud (as)  Zalim Calut gururla meydana çıkıp karsısına er isteyince Calut’un bu meydan okuyuşu karsısında; henüz çocuk yaşta olan Hz Davud bulunduğu yerden ok gibi fırlar. Allah’ın azılı düşmanının meydan okuyuşuna tahammül edemez… Hz Davud sapanına bir taş yerleştirir " Bismillah " diyerek fırlatır ve Calut’u tam alnının ortasından vurur.

Hz Ali (ra), 10 yasında Peygamberimizi Hz Hatice (ra) ile birlikte namaz kılarken görmüştür. Hayretler içinde kalır ve çocuk yasta Müslüman olur.

Hz Umeyr b. Ebi Vakkas (ra), o kadar küçük yaştadır ki, kılıcını tek başına bağlayamamıştır, kılıcı nerdeyse boyu kadardır ve böylece Bedir’e iştirak etmiştir.

Hz Hasan Hz Hüseyin (ra), çocuk yaşlarda bir yaşlıya nasıl doğru abdest almasını öğretmeleri herkesçe malumdur.

Mevlana Celaleddin Rum-i, çok küçük yaslarda dikkat çekmeye başlar. Her zaman ilim meclisinde bulunmak ister. Arkadaşlarıyla oyun oynarken bile bunu düşünür. Ve herkese ilme yöneltici, yaşından umulmadık önemli sözler söyler.

Fatih Sultan MehmetBediuzzaman Said Nursi, çocuk yaşlarda keskin zekâsıyla dikkat çeker. Medrese öğrencilerinin yirmi senede okuduğu kitapları bir kaç senede okuyup bitirir. Çocukluk çağında yaklaşık 80 kitabi hafızasında kaydetmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, henüz 6 yaşındayken babası Sultan Murad onu vali tayin etmişti. Böylece idarecilikte çok küçük yaşta pişmesini istiyordu. 12 yasına gelince babası oğluna tahtını bırakmıştır.

Mimar Sinan, çocukluk döneminde mimariye merak salmıştı. Çamurdan evler, köprüler yapıyordu. Çevresinde çocuklarla oyun oynarken o hep usta oluyor, köprüler, saraylar, medreseler yapıyordu.

 

Ayşegül Genç bildirdi.

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2010, 12:06
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
rabia önder
rabia önder - 9 yıl Önce

selamların en güzeliyle..
bu güzel insanların yolunda isek kendi çocuklarımıza da ışık oluruz inş.
hayranlıkla okudum haberi çok teşekkürler.

banner19