Boğaziçi'nde kafa dengi öğrenciler var!

Gideceği üniversite hakkında kafasında en ufak bir şüphesi olan kim varsa buyursun Boğaziçi Üniversitesi’ne gelsin. Bir Müslüman olarak alnınız açık, başınız dik bir şekilde okumak istiyorsanız gelin katılın bize..

Boğaziçi'nde kafa dengi öğrenciler var!

 

Üniversite sınavına giren öğrenciler tercihleri yaptılar ve önümüzdeki günler içinde de kazandıkları üniversitelere kayıt yapacaklar. Kayıt yapacakları üniversitelerden biri de Boğaziçi Üniversitesi. Boğaziçi Üniversitesi Türkiye'nin en güzide üniversitelerinden birisi olup gerek akademik kalitesi gerekse de sunmuş olduğu sosyal ortamı ile tercih listesinin en ön sıralarında yer buluyor.

Rumeli Hisarüstü'nde bulunan okulun fakültelerinin çoğuna ev sahipliği eden Güney ve Kuzey kampüsleri, tam ortalarındaki Nafibaba Cami ile birbirine bağlanıyor. Bu cami merkezinde yapılan çalışmalarla Müslümanlar okul ortamının dayattığı yaşam tarzına karşı direnmeye çalışıyorlar. Bu çalışmaların en önemlisi ise her sene Müslüman öğrencilerin inisiyatifiyle gerçekleşen ön kayıt çalışmaları oluyor.

Ön kayıt çalışmalarında okula yeni gelen arkadaşlarımızla sıcağı sıcağına tanışıyor, onlara okulda yalnız olmadıklarını ilk günden hissettiriyoruz. Bunun yanında okul ortamı, dersler, hazırlık sınıfı gibi konularla ilgili sorularını cevaplamaya çalışıyor, kalacak yer ve burs bulma mevzularında da elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Kısacası bu çalışma, yeni Boğaziçili kardeşlerimizle ilerleyen senelerde kuvvetlenmesini umduğumuz bir irtibata vesile olurken, hem ciddi bir tecrübe aktarımını mümkün kılıyor, hem de okulu yeni kazanan arkadaşlarımızın kafasındaki soru işaretlerini  ve varsa tedirginliklerini aşmalarına yardımcı oluyor.

Böylece, Boğaziçi Üniversitesi'nin kimileri tarafından bilinmeyen, kimilerince umulmayan, bazıları tarafından ise görülmek istenmeyen parlak yüzü, ön kayıt çalışmalarında aramıza yeni katılan Müslümanlara gülümsemiş oluyor.

Geçen sene aramıza katılan iki arkadaşımıza okul ile alakalı ilk izlenimlerini ve bu çalışmaya dair anılarını sorduk, onlar da cevapladılar:

Arif Erbil (Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi-1):

Bilindiği üzere Boğaziçi İstanbul'un ve ülkemizin en seçkin üniversitelerinden. Gerek Robert Kolej geleneğinin olması gerekse de mezunlarının oldukça elit insanlar olarak karşımıza çıkması taşradan gelen Müslümanları doğal olarak bir endişeye sürüklüyor. Nasıl bir ortam var, benim gibi arkadaşlar bulabilecek miyim gibi sorular tercih ve kayıt döneminde şahsen benim kafamda epey yer işgal etti.

Ama kayıt günü bir heyecanla okula geldiğimizde etrafımızda bizlere yardım eden, yol gösteren abilerimizi, ağaçlarda ayet hadis yazılı ilanları görünce endişelerimiz yavaştan kaybolmaya başladı. Takip eden günlerde de asla tahmin edemeyeceğim samimi bir ortamla karşılaştım, herkesin birbirine Peygamberimiz’in (sav) öğütlediği gibi selam verdiği, birbirine sarıldığı, her türden tavsiyenin alıp-verildiği güzide bir ortam.

Tabi ki beklediğimiz nahoş görüntüler var ama samimi bir arkadaş çevreniz olduğu zaman çok da fazla mecbur kalmıyorsunuz bu dış çevreye. Ayrıca Boğaziçi'ndeki çevremizin en güzel özelliklerinden birisi hiç bir cemaat ayrımı yapılmaması… Fitnenin fesadın bütün İslam dünyasında kol gezdiği bugünlerde böyle bir hassasiyetle birbirine sarılan insanlar görmek gelecek için biz öğrencilere bir umut kaynağı... İslam bizi kardeş kıldı ve kardeşliğimizin gereklerini yerine getirmek boynumuzun borcu. Küfrün kol gezdiği ortamlarda bir Müslüman olarak dik bir şekilde yaşamak okumak istiyorsanız buyurun şeref verin.

Ömer Faruk Koç (Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi-2):

Boğaziçi Üniversitesi’ne gelişim çok ilginç bir şekilde oldu. Tercih süresinin son gününde Boğaziçi Üniversitesi’nde karar kıldım. Tabi ki Boğaziçi’nin Türkiye’nin en önde gelen üniversitelerinden biri olduğunu biliyordum, ama zihnimde birçok tereddüt vardı. Boğaziçi hakkında hep kafamda olumsuz bir imaj oluşturulmuştu. Hep belli tipte, belli zihniyette öğrenciler ve hocalar olduğunu, hassasiyet sahibi bir Müslüman için uygun olmayan bir ortam olduğunu duymuştum.

Öbür taraftan özel üniversiteler aklımı çeliyordu. Tanıtım günleri düzenleyip okullarının reklamlarını öyle bir yapıyorlardı ki hangisine gitsem orayı tercih etmeye karar veriyordum. Maddi imkânları da çok iyiydi, çok iyi burslar vereceklerdi, teknolojiyi çok iyi kullanıyorlardı, iyi hocaları “parasını basıp” alıyorlardı! Böyle bir tablo çiziliyor ama işin aslı öyle değil.

Bir tanıdık vesilesiyle Boğaziçi’nde okuyan birkaç öğrenciyle tercih sürecinin bitmesine iki gün kala bir Ramazan günü buluştum ve beraber okula gittik. Somali için hayır iftarı düzenlenmişti ve daha birçok Müslüman kardeşler, ağabeylerle de tanışma imkânı buldum. Beni çok sıcak karşıladılar. O gün “Tamam” dedim, “benim yerim burası.” Sonraki süreçte gördüm ki hayatımda verdiğim en doğru kararmış.

Okulda uygunsuz ortamlar, nahoş görüntüler de var, her üniversitede az çok olduğu gibi, ama mütedeyyin camia içinde öyle sağlam bir dayanışma ve muhabbet ortamı var ki, isteyen birisi o nahoş ortamdan kendini rahatça soyutlayabilir. Ağabey-kardeş ilişkileri çok nitelikli burada. Boğaziçi’nden mezun olup Çin’e giden, hiç yüz yüze görüşmediğim bir abiyle iletişime geçip, istişare etme imkânı buldum. Buradaki camia sayesinde, okula alışma sürecini daha okula başlamadan atlattım. Zaten ön kayıt sürecinden itibaren yeni gelen öğrencilere her konuda yardımcı oluyorlar. Bu sene inşallah ben de bu çalışmaya katılacağım.

Gideceği üniversite hakkında kafasında en ufak bir şüphesi olan kim varsa buyursun Boğaziçi Üniversitesi’ne gelsin. Bir Müslüman olarak alnınız açık, başınız dik bir şekilde okumak istiyorsanız gelin katılın bize, sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bu sene de, 2-3-4 Eylül günlerinde ön kayıta gelen arkadaşlarımızı karşılamak üzere Boğaziçi'nin çimlerindeyiz. Eğer yakınınız Boğaziçi Üniversitesini kazanmışsa şu iletişim adresinden bizlere ulaşabilirsiniz: bogazicionkayit@gmail.com

 

Talha Sezgin haber verdi

Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2013, 16:51
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13