Biz kimseyi sömürgeleştirmedik!

Biz kimseyi sömürgeleştirmedik, sanırım ondan Batılı değiliz. Lütfi Bergen yazdı..

Biz kimseyi sömürgeleştirmedik!

 

Paris’ten Tahran’a doğru yola çıkarken Foucault’nun kafasında bir dolu soru vardır. İnsanlar kendisine şunu söylemişlerdir: “İran modernleşme krizinden geçiyor. Küstah, beceriksiz ve otoriter bir hükümran sanayileşmiş ülkelerle yarışmaya kalkışıyor ve gözlerini 2000 yılına dikmiş durumda; geleneksel topluma gelince, bu hükümranı izlemek istemiyor; küskün hareketsiz duruyor, geçmişine geri çekilmiş, binlerce yıllık geçmişi olan inancına…”Michel Foucault İran'da

Modernleşme İran’ın tüm servetleri üzerinde dev bir gasba yol açmıştır

Foucault, Tahran’a inince gerçeğin farklı olduğunu görmüştür. Sergilerde onlarca dikiş makinası bulunmaktadır. Dikiş makinaları eski Fars minyatürlerini kabaca taklit eden küçük desenlerle süslenmişlerdir. Üstünde artık hükmü kalmamış işaretler, Doğu imgeleri bulunan bu Batı işi aletlerin tümünde şu kayıt vardır: Made in South Corea. Batı emtiası Doğulu bir sömürgeden gelmektedir.

Emtiaların üzerindeki desenler, Shayegan’ın da Tahran’da Mercedes’lere yapıldığını işaret ettiği uygulamaya benzemektedir: Yaralı Bilinç “bir tür evcilleştirmedir.” Bir Alman arabası olan Mercedes’in erkeksi, muktedir, işlevsel görünümü, Tahran’da toplumsal ortamın “alçaltıcı etkisine” maruz bırakılır. Böylece nesne, cırtlak renkler tarafından biçimsizleştirilir, kötü etkilerden ya da nazardan korumak için nazarlıklar takılarak ya da Kur’an’dan ayetlerle donatılarak canlı nesne haline getirilir. Nesne canlandırılır, ona ikinci bir hayatın soluğu üflenir.

Foucault, kısa sürede Tahran’daki olayların geri kalmış grupların modernleşme karşısında geri çekilmesi olmadığını, modernleşmenin kendisinin arkaizmi temsil ettiğini ve bu nedenle bütün bir kültür ve halk tarafından reddedildiğini söyler. Şah modernleşmesinin arkaizmle bütünleştiğini, modernleşmeden toplumun tüm tabakalarının rahatsızlığını... “İran’da ayakbağı olan modernleşmedir” diyecektir. Modernleşme İran’ın tüm servetleri üzerinde dev bir gasba yol açmıştır. Tahran’ın inşa edilecek tüm mahalleleri ganimet gibi paylaşılmıştır. İran’da yaşlı olan Şah’tır: Elli yıl, yüz yıl gecikmelidir. İran’ı köleleştirmiş bütün sömürgeci rejimlerle aynı yaştadır.

Eğer aydın olmak bir gerçeklik ise, sözlerinden önce varlığı gelmeli aramıza

Sonra “ayaklanmak haklı mı değil mi?” sorusunu tartışır, O’na göre “ayaklanmak şu an olgudur.” Ve… Batıda görülmüş olan eski düşlere yakın, oldukça güçlü bir hareket yirminci yüzyılın göbeğinde ortaya çıkıyor değil midir? Bu “Foucault etkisi”dir.

Peki diyeceğim, modernleşme arkaik bir istismar ise onu niye salık vermişlerdi? Sorgulama yapmamıştır. Fransa’nın kanlı sömürgeci geçmişi unutulmuştur. “Modernleşmenin Ayakbağı” makalesi, Tahran Üniversitesi’nin 1978 sonbaharındaki yeni öğretim yılı açılışı sırasında Farsça’ya çevrilip duvarlara yapıştırılır.

Aydın tehlikeli bir adamdır, onun Batı’da söylediği sözler Doğu’da dalgalanır. Eğer aydın olmak bir gerçeklik ise, sözlerinden önce varlığı gelmeli aramıza. Ve 1979. Netekim.

Foucault’nun “arkaik modernleşme” dediği şeye karşı beslediği düş niçin Avrupa’da görülmüyor? İzzetbegoviç diyordu ki, “ihtilal yalan söylediği ve kendine hıyanet ettiği zaman bürokrasi şeklini alan dine dönüşmüştür”. Demir ökçenin altında ezilmiş Doğu Avrupa’da modernleşme arkaik değil miydi? Entelektüel, Paris’ten yola çıkıp, Varşova’ya, Prag’a, Budapeşte’ye, Stalingrad’a varmayacaktır. Asıl sorun budur. Sömürgecilik Şark’a nereden gelmiştir?

Batı “kendini” inşa ederken Doğu’nun “kendiliğini” yok ediyor

1979’dan hemen sonra Avrupa’da iktidar mantığının doğasına aykırı bir takım gelişmeler oluşur. Berlin Duvarı yıkılır (1989); Doğu Avrupa’da Sovyet rejimi çöker (1989); SSCB dağılır (1991); Avrupa Birliği kurulur (1992). Foucault’nun, “İktidar ağ kurar, işler, dolaşımdadır; iktidar bedenimizde ortaya çıkar” cümlesiyle tenakuz oluşturan bir değişim, Avrupa’yı dönüştürür. Yeltsin demir ökçenin tankının üstünde resim vermiştir. Bu resim, kilise duvarlarındaki mukaddes fresklerin anlattığı kadar “kutsal mesajlar” vermektedir. Uygar Avrupa. Uygardır değil mi?Boris Yeltsin

Öyleyse neden, Hocalı’da katliam ve Bosna’da savaş (1992). Neden, Mostar yıkılmıştır; bir Batı ve Doğu yoksa (1993). Rusya Çeçenistan’ı niçin işgal eder (1995). Kavgayı Avrupa’nın dışında tutmak uygarlığın stratejisidir. Foucault bunca çarpıtma içinde, bir yerde doğru söylemektedir: Modernleşme arkaiktir; çünkü sömürgeciliktir. Despotizmle gelen bir çürümedir. Batı ise hiçbir zaman modernleşmemiştir. Modernlik bir zihniyettir. Bütün zenginlikler Doğu’da. 2011, Trablus, Kahire, Bağdat… bahar şarkılarıyla yağmalanıyor. Foucault’nun hayaleti ne kadar da Avrupalı. Batı “kendini” inşa ederken Doğu’nun “kendiliğini” yok ediyor. Modernlik İsa’yı terketmemiştir; alfabesini, ilmihalini, takvimini, pazar ayinini… sömürgeciliğini.

Biz kimseyi sömürgeleştirmedik, sanırım ondan Batılı değiliz.

 

Lütfi Bergen yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Nisan 2012, 16:23
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
S&S
S&S - 7 yıl Önce

Yazar "Biz kimseyi sömürgeleştirmedik, sanırım ondan Batılı değiliz." sesinin altında "yapamadık" gibi kimi iniltiler duyuyorum sanki!.. "Dünyayı Türkler ve diğerleri"nden ibaret gören zihniyet en büyük sömürgedir maalesef..

banner19

banner13