banner17

Biz İslamcılar neresindeyiz bu katliamın?

Suriye meselesine özellikle dunyabizim girmemeye çalışıyor ama orada yaşanan katliamlar bizi de üzüyor. Meseleye Halil İbrahim Yenigün'ün serinkanlı yaklaşımını size sunmak istedik.

Biz İslamcılar neresindeyiz bu katliamın?

Türkiye'deki radikal İslâmî kesim, yani bir zamanlar sağ-muhafazakârların her birini aynı kefeye koyup İrancı, yahut radikal dediği kesim, Suriye krizi dolayısıyla hiç olmadığı kadar ve son derece hazin bir biçimde bölünmüş durumda.

Neleri bilmeyelim isteniyor?

İran lobisi fanatik bir Esedcilikle hadiseyi sadece bir NATO ve İsrail tertibi görüyor; Esed'in bombaladığı masum halkı ya inkârda ya da terörist yaftalamasında. Hür Suriye Ordusu(HSO)'cu İslamcılar ise tersi bir fanatizmle Arab Baharı olarak başlayan muhalefetin ve HSO'nun hangi hesapların parçası hâline geldiğini ya görmezden geliyor ya da idrakten bile aciz bütün kamuoyunu sorgusuz sualsiz Türkiye’nin dış politikasına gönüllü nefer kılmaya çalışıyor. Bu o noktaya varıyor ki bütün dünyanın bildiği, Amerikan ve İsrail basınının eğip bükmeden ifade ettiği Katar-Suud-Türkiye’nin ortak silahlandırma faaliyetleri, Türkiye’nin güneyinde CIA tarafından verilen eğitimler, İsrail’in İran’ı bombalama hazırlıkları, bunun için Suriye işinin bir an evvel bitmesini ve Hizbullah’ın desteksiz kalmasını beklediği gibi gerçekleri biz hiç bilmeyelim isteniyor.

Mezhep savaşçısı mıyız?

Tekrar edelim ki Suriye’de Esed zorba ve gaddar bir diktatör ve çoktan gitmeliydi, ama şu an olup biten bir iç savaş, “proxy war” dedikleri bir iç savaş. Suud’un mezhep savaşı ve ABD-İsrail’in Orta Doğu’dan İran’ı tasfiyeye dönük emperyal savaşı. Asıl savaşı ABD-İsrail-Suud cephesi, Irak savaşıyla pekişmiş olan Şii Hilâli’ni yok etmek için veriyor. Apaçık bir mezhep savaşı var ve El Kaideci, ezelî Şii düşmanı mezhepçiler çoktan Alevi katletmek ve Hristiyan temizlemek için Suriye’de cephede. Bunu söylüyoruz; diyorlar ki bu mezhep savaşı değil çünki Türkiye asla mezhebî saiklerle savaşı desteklemiyor. Yani kastedileni anlamaktan bile acizler. Bu, Türkiye mezhepçi olduğu için mezhep savaşı değil, Türkiye Suud-Katar’ın mezhepçi cephesine girdiği, onların savaşını verdiği için mezhep savaşı.

Bu savaş bitmez burda!

Esed cehennem olup yakında gidecek belki; binlerce insanı önden götürmüş olarak. Ama bu savaşın burda duracağını beklemek safdillik olur. Bundan sonrasını Türkiye nasıl yöneteceğine dair planlarını yapmış mıdır? AKP’nin ilk dışişleri bakanı Yaşar Yakış bile geçenlerde “savaş sonrası kim söz sahibi olur?” sorusuna “Muhtemelen Suud olur” diyordu. Türkiye mutlaka ben olacağım gibi kat’i bir bilgiye mi sahiptir? İyice kızışan ve artık iyice kanlanan mezhep gerilimini kim nasıl düşürecek? Sıra İsrail’in İran’ın nükleer silahlarına saldırısına geldiğinde, desteksiz kalan Hizbullah’ı tasfiyesine geldiğinde Türkiye ne yapacak? Malatya’daki füze kalkanı ne gibi bir işlev görecek? Türkiye bütün bunları yönetebilecek planları, stratejileri, hamle hazırlıklarını yaptı mı? İran ölümüne kendini savunmayacak mı? Esed’in Kürdistan hamlesinde gayet hazırlıksız yakalanmış görünen Türkiye sonraki bütün adımları hesapladı mı?


Atasoy Müftüoğlu'na "vs." diyemeyiz!
Geçmişe dönük olarak sorulduğunda, Türkiye bu NATO-Suud ittifakına balıklama atlamadan Suriye’de düzenin değişmesi çabalarını gösteremez miydi? Onlara bir alternatif oluşturarak? Orta Doğu’da Irak savaşından beri en büyük fitne olan Sünnî-Şiî gerginliğinin sıcak savaşa döndüğü şu noktada Türkiye’deki İslâmcı mirasın mezhep taassubunu aşmışlık birikimini arabuluculuk gayretlerinde kullanarak? Yok muydu yapılacak hiçbir şey? Şimdiyse Sancaktar Atasoy Müftüoğlu’nu hain ilân ediyor; o ise ötekileri romantik İslâmcı diye suçluyor. Biz arabulucu rolü oynayacakken, Suud’un yaptığı hemen hiçbir şeye sıcak bakmamış Türkiye İslâmcıları nasıl onların götürdüğü bir savaşa bu kadar kolay yazıldı? Niye illâ ki bu kadar fanatikçe saf tutuyorlar?


Halil İbrahim Yenigün yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2012, 09:10
YORUM EKLE
YORUMLAR
Helim Dur
Helim Dur - 6 yıl Önce

Sözü hiç dolandırmadan söyleyeyim:"İslam Birliği kurulmalıdır."diyemeyenler,bu ana fikirle oluşturulan pratiklere yüz vermeyenler,kendi öz dinamiklerini harekete geçiremeyenler/müslümanlar puslu havanın şaşkınlığıyla işte böyle rol kapma yarışına girer de sahne gerisinde neler olup bittiğini sonradan anlar...

banner8

banner19

banner20