Biri Amerika mı dedi?

Kızarmış patates yeyip cola içen, facebook kullanıp twitter'da Ahmet Hakan'la konuşma yolunu gözleyenler, sözlüklere entry girip egolarına takla attıranlar... Bu kitap hepimize!..

Biri Amerika mı dedi?

“Hollywood diye bir yer var mı? Marilyn Monroe diye biri yaşadı mı? Elvis Presley hala yaşıyor mu? New York diye bir şehir var mı? İkiz kulelere yapılan uçaklı saldırı gerçek miydi?” Bu soruların cevaplarını düşününce içimizde birdenbire bir şüphe uyanmıyor mu? Çünkü Amerika denen yer sun’i bir dünyanın merkezi. Ayağındaki adidas ayakkabısıyla adidas mağazasını tekmeleyen bir gencin trajikomik durumu devletler nezdinde de tıpkı bu örnek gibidir. 

Murat Zelan, Amerika Diye Bir Yer YokAmerika o kadar sun’i “şeyler” üretti ki, gerçeklik algısından bizleri şüphe eder duruma soktu. “Amerika her istediğini yapar” diyoruz, diyebiliyoruz. Modern dünyamızın tanrılaştırılan, putlaştırılan ve doğunun “celladına aşık olan kız” imajı gittikçe baskın hale gelirken; Murat Zelan’ın “Amerika Diye Bir Yer Yok” kitabı bize gerçekçi bir Amerika portresi çiziyor. Amerika, bir korku imparatorluğu olmasının yanında; gerek devlet, gerekse milleti bakımından sakarlıklarıyla ünlüdür. Murat Zelan, bu sakarlıklarla resmen dalga geçmiş kitabında. Kitap bunun yanında, bize birçok nitelikli bilgiyi sunması bakımından arşiv niteliği de taşıyor. Amerikalılar şöyle dermiş: “Amerika dünyaya iki şey verdi: Elvis Presley ve Coca Cola...”

"Ama sen okumuş çocuk! Devrim için önce insanın kendi ruhunda bir devrim yapması gerektiğini anlayamadın. İnsanlık ruhunu tanımadan önce Marks'ı, devrim nedir bilmeden Che Guevara'yı, Castro'yu, Ortega'yı, Humeyni'yi, Subcomandante Marcos'u tanımak istedin. Kendine 'devrimci' adını layık görmene rağmen gerçek devrimcileri anlamamakta ısrar ettin. Okumak için gittin üniversiteye. Ama iki kere ikiyi öğrenmeden yoldaş demeyi öğrendin. Derslerine gömülmeden önce bilumum ideolojik muhabbetin arasına gömülmeyi yeğledin ve gittikçe gömülmeye başladın  kelimenin tam anlamıyla." (Kitabın İlk Sayfası'ndan)

Şekilciyiz mi

Bugün kendini dindar ya da antikapitalist olarak tanımlayan, en azından böyle gözükmeye çalışan insanlara sorun "senin yaşamınla söylediklerin çelişkili!?" diye. Küfretmişsiniz gibi bir karşılık alırsınız. Çünkü "şekilcilik" yoktur! Bir zamanlar laik jargonun kullandığı bu kelimeyi, şimdi hepimiz bir kalkan gibi kullanıyoruz.

Murat ZelanUzun uzun boş bir zihinle daha entelektüel gözükmek için sözleri ucundan bucağından çekerek çaba sarf etmeye gerek yok. Murat Zelan "Amerika Diye Bir Yer Yok", Hakan Albayrak "Ebuzer", İbrahim Paşalı "İstanbul Kriterleri" diyerek bizim elimize bir işaret fişeği vermişlerdir. Evet, bir insan Amerika, Coca Cola ve Elvis Presley olmadan yaşayabilir. Üniversiteli bir genç fast - food lokantası yerine yarım ekmek köfte yada döner ile de pekala karnını doyurabilir, doyurmalı.

Reklamlara bağlı nuhalefet

Daha geçen ayki 2. ayakkabı fırlatma masalını hatırlayalım... Olayın bizzat kendisi popüler bir olay ikinci kez tekrarlanması yönüyle. Küçük bir  gözaltı süresinden sonra serbest bırakılan Birgün Gazetesi çalışanı abimiz arkasında gazetenin reklam afişleriyle basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, etrafındaki gençler de sloganlar attılar...(tatmin oldular)

Kızarmış patates yeyip cola içen, facebook kullanıp twitter'da Ahmet Hakan'la konuşma yolunu gözleyenler, oryantalist kafayla doğu müziği dinlediğini sananlar, sözlüklere entry girip egolarına takla attıranlar... Bu kitap hepimize!.. Murat Zelan diyor: Amerika Diye Bir Yer yok!"

 

Taha Süren okuyalım arkadaşlar dedi

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2009, 09:34
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Simyaccı
Simyaccı - 9 yıl Önce

wallahi inanın bu adamın kim olduğunu bilmiyordum.ilk defa buradan okudum, fikir sahibi oldum. ben öyle anti-kapitalist felan biri değilim adidas ayakkabım da var hatta ama bu adamın yazdıklarını çok tuttum ve herkesin ve özellikle de entelijasyon takımının oku/t/ması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.vesselam...

caliban
caliban - 9 yıl Önce

şimdi addidas ayakkabı giydiğini neden biliyoruz.. ve neden hep fikirler fikirler ve fikirler.. üsdat Zarifoğlu der ki, hareketleriniz önemli benim için.. yani fikirler iyi de biz yaşıyoruz ve eylemlerimizden sorumluyuz.. bir fikri aklen onaylama yaşı ergenlik dönemidir.. sonrasında eylem gelir..
kitap için henüz okumadım ama Murat Zelan'ı GerçekHayat dergisinin altın çağında okuyan biri olarak, orda takp ederdim. Holywood yapımı fılmlerı korsan almamızı cevaz vermıstı kendılerı bır zamanlar:)

banner19