banner17

Bir yerlerde insanlar hâlâ putların önünde secdede

Siz İslam’ın nuruyla yıkanmış topraklarda, hadis- Kur’an üzerinde tartışmalar geliştirerek kendi 'konuşma' egolarınızı tatmin ededurun, bir yerlerde insanlar hâlâ putların önünde secdeye devam ediyorlar. Haşim Akın yazdı.

Bir yerlerde insanlar hâlâ putların önünde secdede

Adı Cibril. 65 yaşında. Hayatı, Afrika'da köyün puthanesinden sorumlu olmakla geçmiş. Bu iş, asıl babasına aitmiş. Köye dışardan gelene yüklenen zor bir görevdir bu. Babası ölünce de mecburen kendisine kalır. Köyde iki kişi olarak ortak yaparlar törenleri. İşin kuralı böyledir.

Bu sorumluluk, bir ayrıcalık değildir. Zira putlar, her gün bakıcısından yeni şeyler ister. “Bugün bizim adımıza bir inek kes.” derler mesela… “Var mı, yok mu?” diye soran olmaz. Köylülerden birisi canı sıkılınca gider ve tanrısına sorar: “Ne istersin?” Cevap: “Beş koyun.” Kim kesecek? Tabi ki putların koruyucusu… Köyde böylesi ve daha başka görevleri icra edebilecek iki kişi vardır. Ve kural gereği bu işler iki kişi tarafından yapılır. Bu sayı asla bire düşemez. Daha başka özel, gizli ve gizemli görevler de vardır.

Müslüman olunca köyünden kovuldu

65 yaşına kadar bu göreve devam eden Cibril, çok da aklına yatmamış olmalı ki, sanki bir intikam alıyormuş gibi, bu gizemli işleri kimseye öğretmez. (Babama söz vermiştim diye bize de söylemedi.) Bir yıl kadar önce Müslüman olmaya karar verir.

Cibril, köyde sıradan bir insan olmadığı için, Müslüman olması çok da normal karşılanmaz. Önce köylüler gelip evini yıkar. Hanımı babasının yanına döner. Veya götürülür. Tüm akrabalar terk eder. Bir tek kızı vardır, 20 yaşlarında. O da Müslüman. Anne- baba bir abisi şehirden gelerek onu döver. Evde namaz kılarken ayak parmaklarına basar. Bir odunla koluna vurur. Ve sol bilek çatlar. Ciddi şekilde sızı vardır. Asıl sızı bileğinde değil, yüreğinde şimdi…

Köyden kovulunca, şehirde bir öğrenci yurduna yerleştirilir. Üç öğün sıcak yemek karnını doyurmaya yetse de aklı ve gönlü başka yerlerdedir. Dinleyen bulduğu zaman anlatacağı çok şeyi var. Kıyafetlerinin yıkanmasına öğrenciler yardımcı olur. Çamaşır makinası diye bir aletin girmediği yerde, herkes elinde yıkamaktadır çünkü…

Yalnızlığın hüznü

Ağrıyan koluna mı, göremediği ve bir haber alamadığı kızına mı, terk edip giden veya götürülen eşine mi, tarumar edilmiş evine mi yansın? Yoksa hâlâ putların yörüngesinde sapık inançlarına devam eden köylülerine mi? Bir yandan da köye döndüğü an öldürülme tehlikesiyle karşılaşacağı için tedirgindir. Ne de olsa tanrılar kızdı çünkü... Zira putperestlik inancına göre ölmek yasaktır. Ölüm, sadece iki sebeple olur: Ya adam kötü bir şey yapmıştır ve tanrılar kızmıştır, sonra da adamı öldürmüştür. Veya başka birisi sihir yapmış ve adamı öldürtmüştür.

Birden çok evliliğin yaygın olduğu bölgede, baba bir ama anne ayrı kardeşler birbirlerini öldürmek için fırsat kollar. Bu nedenle ölen birisi için ilk akla gelecek olan, onu kendi kardeşinin öldürdüğüdür. Bunu da bulmak çok kolaydır. Gelip putlara sorarsanız, kimin sihir yaptığını veya öldürdüğünü putlar söyler. Ama bunun bir bedeli olur. Bir de ilgili şahsa cezası. Mesela put bu işin failini gösterir ve onun beş inek kesmesini söyleyebilir. Zaten suçlanan kimsenin buna itiraz hakkı da yoktur. Tek seçenek, kabul etmektir. Savunmaya gerek var mı? Kimin söylediği belli…

Veya büyü yaptırarak adamın ölmesine sebep olan suçluyu bulmak için bir diğer yol da denenebilir. (Bu işi yapacak köyde başka adam kalmadığı için bundan sonra yapılamayacak.) Sal gibi bir tahta alınır. Üzerine put yerleştirilir. Bunu taşıyan iki kişiye acayip haller olmaya başlar. Bunlar tamamen kendilerini kaybeder. Bir tür trans hali yani… Ve köyde birisine çarparlar. İşte çarpılan bu adam katildir. Ve asla savunması alınmaz. Ya yüklü miktarda kurban getirecek veya köyden kovulacaktır.

Kıyl u kal

İslam, kendinden önce işlenen günahları temizlememiş olsaydı, “yaptıklarının bir karşılığını ödüyor” diyebilirdik. Ama ne var ki İslam, kendinden önce yapılanları silip atar.

Siz İslam’ın nuruyla yıkanmış topraklarda, hadis- Kur’an üzerinde tartışmalar geliştirerek kendi “konuşma” egolarınızı tatmin ededurun, bir yerlerde insanlar hâlâ putların önünde secdeye devam ediyorlar. İçlerinden bazılarının imanı ise, böyle işkencelerle karşılık bulur. “Ben ondan daha haklıyım. Bunu benden iyi bilen yok ki...” türü yaklaşım ve kavgalar, kimi cennete daha erken taşır bilemem. Lakin biz havanda su döverken, birileri atı almış, yola koyulmuşlar. Üsküdar uzak değil.

Bedavadan bulduğumuz ve bedel ödemeden elimize ulaşan İslam’ın tadını, kıyl u kal ile tüketmemek lazımmış.

 

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2016, 10:54
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20