Bir üniversiteli önce eski yazıyı öğrenmeli

Kayseri’de ikisi devlet, ikisi vakıf olmak üzere dört üniversite var. Yani memleket bir üniversite şehri olmak yolunda, tıpkı eski zamanlardaki gibi.. Bu şehre gelip sadece bir üniversiteden mezun olursanız kayıptasınız, şimdiden söyleyeyim..

Bir üniversiteli önce eski yazıyı öğrenmeli

 

Ahi şehri kardeş Kayseri’ye hoş geldiniz dostlar, hoşluk bulur, hoş ayrılırsınız inşallah. Belki de ayrılamazsınız kim bilir… Öyle ya, önceden yâri İstanbul’u mesken tutarmış Kayserili’nin, gitti mi gelmezmiş. Şimdi sular tersine akıyor, Kayseri büyüyor, gelişiyor. Canım, İstanbul’la aşık atıyor değil elbet, ancak bugün 1 milyonu aşkın insan Erciyes’in eteklerinde güne bismillah diyor.

Sizin muhacir besmeleleriniz de artık bu iklimden semaya kanatlandığına göre, bir nebze ensarlık yapmak, ta uzak memleketlerden gelen sizlere şehrimizi yakın kılmak için bu haberi kaleme aldık, umarım istifade edersiniz.

Kayseri’de (belki Ahilik’ten kalma) eski bir uygulama vardır: Bir çocuğu küçük yaşta bir ustanın yanına verirler, usta ona iş öğretmeye, istidadını keşfetmeye çalışır. Bakar ki çocuğun gözü açık, eli yatkın, cevval, mahir bir şey, mesleğini öğretir. Yoksa çağırır babasını, der ki, “bu çocuğun kafası işe çalışmıyor, hiç olmazsa okutun da aç kalmasın.” Durun kızmayın hele… Sizin de okumaya geldiğinizi biliyorum ama bu hikâye çok meşhurdur, bir yerden duyup da mevzi almayın diye anlattım. Nitekim şimdi işler değişti; herkes çocuğunu en iyi imkânlarla okutma derdinde. O yüzden Kayseri’de ikisi devlet, ikisi vakıf olmak üzere dört üniversite var. Yani memleket bir üniversite şehri olmak yolunda, tıpkı eski zamanlardaki gibi.

Kayseri eskiden beri bir ilim, tasavvuf ve ticaret merkezidir. Ticaret kültürü 5000 yıl öncesine kadar uzanır, merak edenleriniz Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ücretsiz turlara katılarak dünyanın en eski ticaret merkezlerinden olan Kültepe Ören Yeri’ni gezebilir. Oraya vakit ayıramayacaklar şehir merkezinde Kapalı Çarşı’yı, Bedesten’i, Vezir Han’ı ve Pamuk Hanı’nı gezmeyi kesinlikle ihmal etmesinler. Aslında adlarını hiç anmak istemiyorum ama modern ticaret mabedleri olan AVM’leri görmek isteyenler de olabilir, eh hepimiz insanız. :) Onlar da Nato Caddesi’nde Forum Kayseri’yi, Sivas Caddesi’nde Kayseri Park’ı ve İpeksaray’ı, daha uygun fiyatlar için daha uzağa gitmeyi göze alanlar da otogarın yanındaki Meysu Outlet ve BYZ Outlet’i görebilirler. Tesettür kıyafetleri ihtiyacı olan kardeşlerimiz bu AVM’lerden istifade edebileceği gibi 27 Mayıs Caddesi ile Vatan Caddesi arasında bir sokakta 6-7 tane tesettür mağazası bulunuyor (ürünleri ne kadar tesettüre uygun karar sizin), oraya da bakabilirler.

İlk Osmanlı medreselerinin kurucu rektörü Davud El-Kayseri

Hemen alışverişe kaptırdık kendimizi. :) Öhö öhö, gelelim tasavvufa. Kayseri, Anadolu’nun İslamlaşması tarihi ile eşzamanlı başlayan bir tasavvuf hayatına ev sahipliği yapmıştır. 13. yüzyılın başında Kayseri’ye gelip burada vefat eden Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin önemli hizmetlerde bulunmuştur, kabri ismiyle anılan mahallededir. Yine aynı dönemde Ahi Evran da Bağdat’tan gelerek fütüvvet teşkilatının mayasını çalmıştır, Seyyid Burhaneddin Türbesi’nin karşısında Ahi Evran Zaviyesi’ni de görmelisiniz. Bunların yanında 15. yüzyılda yaşamış, Cumhuriyet mahallesinde medfun Şeyh İbrahim Tennuri, hakkında çok bilgimiz olmayan, Sahabiye Medresesi’nin arkasında medfun Helvacı Dede ve son dönemde yaşamış, Talas’ta medfun Cemil Baba gibi şahsiyetler şehrin manevi tapusuna mühür vuranlardandır.

Kayseri aynı zamanda bir ilim merkezi olagelmiş ve önemli isimleri yetiştirmiştir. İlk Osmanlı medreselerinin kurucu rektörü Davud El-Kayseri, isminden de maruf olduğu üzere buralıdır. Dünyanın ilk tıp medresesi olan Gevher Nesibe Medresesi ve Şifaiyesi ilimizde yapılmıştır. Günümüzde tıp müzesi olarak kullanılan bu yapı meydandaki Hilton Otel’in arkasında; muhakkak görülmeli ve yapılış hikâyesi kesinlikle öğrenilmeli (ah minel aşk ve halatihi).

Ayrıca belediye tarafından bu Ramazan restore edilip hizmete açılan Hunat Hatun Medresesi, kitapçılar çarşısı olarak kullanılan Sahabiye Medresesi (bu medresede Akabe Kitabevi uğrak mekânınız olsun, çay eşliğinde sohbetlere denk gelirseniz ne âlâ), yine birer kitabevi olarak hizmet veren Avgunlu ve Seraceddin Medreseleri de şehrin ilim hayatına tabi olarak sessiz sakin yatağında akmaktadır. Fırsat buldukça bu medreselerde sıcak çayınızı yudumlayın, kitabınızı okuyun, sohbetlere katılın, denk gelirseniz bir neyzenin meşkini dinleyin, gözünüzü yumun, bu taş yapının sekiz yüz yıl önce yapıldığını düşünün, sonra nazikçe eğilin ve size bu yapıyı emanet eden Hunat Hatun’un elini öpün, dua edin, “Ya Rabbi bize de böyle hayırlı eserler bırakmayı nasip et” deyin, melekler amin desin, duanız kabul olsun, kalbiniz tebessüm etsin, daha ne olsun. :)

Evet, namazı da kıldık çok şükür, o halde “hayya ale’s-salah!”

Çayınızı içtiyseniz “hayya ale’s-salah!”, ezan okunuyor. Haydi, herkes bir cemaate yetişsin, biriniz Han Camii’ne, biriniz Lale Camii’ne, biriniz Hunat Camii’ne, biriniz Camii Kebir’e, biriniz Güllük Camii’ne, biriniz Kurşunlu Camii’ne, biriniz Hacı Kılıç Camii’ne. Ya da isterseniz hep birlikte tek tek gidin bu ecdad yadigârı camilere, zaten hepsi meydanın etrafında yürüyüş mesafesinde. Ama Camii Kebir’de sabah namazına, Hunat’ta Cuma namazına hiç olmazsa bir kez iştirak edin olur mu? Sabah namazından sonra camiden çıkanlarla birlikte Hacıbaba’ya gidip bir sıcak çorba da içebilirsiniz. :) Hmm unutmadan söyleyeyim, bir Cuma da Erciyes Üniversitesi’nde namaz kılın, Yavuz Fırat Hoca’nın su gibi kıraatini dinleyin.

Evet, namazı da kıldık çok şükür, o halde “hayya ale’s-salah!”. Nasıl yani demeyin, “salat”ın bir de destek anlamı yok mu? Yapacak çok iş var gençler, İHH, Hilal-Der, Mazlumder, Kimse Yok Mu, Erciyes Feneri, Kızılay vb. sivil toplum örgütlerinde sizi bekleyen hizmet fırsatları olabilir, kaçırmayın derim.

Bir üniversite öğrencisi önce eski yazıyı öğrenmeli ve yüzyıllık ayıbını örtmeli

Bir şehre gelip sadece bir üniversiteden mezun olursanız kayıptasınız, şimdiden söyleyeyim. O yüzden ilmek ilmek dokuyun şehri, alternatif üniversiteler bulun. Hadi biraz yardımcı olayım size: Bir kere Müslüman bir üniversite öğrencisi önce eski yazıyı öğrenmeli ve yüzyıllık ayıbını örtmeli, buna farzıayn desek handiyse doğru olacak. Eski yazıyı öğrenince Camii Kebir’in yanında Raşid Efendi El Yazma Eserler Kütüphanesi’ne gidip bolca kaynak bulabilirsiniz. Sonra Büyükşehir, Melikgazi ve Talas Belediyesi’nin kurslarında ebru, tezhip, hat gibi gelenekli el sanatlarımızı icra edebilir, Belediye Konservatuarı’na kayıt yaptırıp ücretsiz musiki eğitimi alabilirsiniz.

Bunun yanında tefsir, hadis, fıkıh, kelam, Arapça, Farsça vb. konularda birçok mahfil var hizmet veren. Misalen Hilal-Der Kur’an Halkaları, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Hikmet Vakfı, Davud El-Kayseri Derneği (Kemal Ersözlü Hoca’yla muhakkak tanışın), Seyyid Burhaneddin İlim Vakfı (Abdurrahman Aras Hoca’yla da tanışmalısınız) gibi vakıf ve derneklerde ders halkalarına katılabilirsiniz.

Son olarak derslerden bulduğunuz vakitlerde keyifli vakit geçirmek isterseniz Erciyes’e çıkıp kayabilir, buz gibi Tekir suyundan içebilir, Yamula Baraj Gölü’ne, Sultan Sazlığı’na gidip tekne/kayık gezintisi yapabilir, Kapuzbaşı Şelaleleri’ni görüp rafting yapabilir, Talas’ta yer altı şehrine inebilir, Soğanlı Harabeleri’nde, Ürgüp-Göreme-Avanos’ta tarihî ve doğal dokuyu temaşa edebilir, Kadir Has’ta Kayserispor ve Kayseri Erciyes Spor’un maçlarına gidebilir, Mazakaland’da eğlenebilir, hayvanat bahçesindeki hayvanları görüp sübhanallah diyebilir, Etnoğrafya Müzesi ve Arkeoloji Müzesi’ni gezebilirsiniz.

Kayseri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz belediyelerimizin hazırladıkları kültür yayınlarına ve e-kitaplara da müracaat edebilirsiniz:

http://www.kayseri.bel.tr/web2/index.php?page=e-kitaplarimiz

http://www.kocasinan.bel.tr/kayseri-kitabi.pdf

 

Kerem Bekler yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2017, 18:03
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13