Bir üniversite sınavı sorusunun esrarlı hikâyesi

"İspirtizma cemiyetlerinin tek müdavimi Enis Behiç miydi? Cumhuriyet’in ilk yıllarında aydınları esir almış pozitivist düşünce, nasıl oluyor da böyle bir hurafeye savruluyordu?" Sakine Odabaşı yazdı.

Bir üniversite sınavı sorusunun esrarlı hikâyesi

Bu yılki üniversite sınav sorularından biri, Miras ve Varidat-ı Süleyman Çelebi isimli şiir kitaplarının ismini zikrederek Beş Hececiler’den biri olan Enis Behiç Koryürek’i soruyordu. Peki acaba Süleyman Çelebi kimdi? Hariciye mensubu olarak Bükreş ve Budapeşte’de ülkemizi temsil eden bu ünlü şairimizin 18. yüzyılda yaşamış bir Mevlevi olan Süleyman Çelebi’nin ruhuyla irtibat kurduğu ruh çağırma seanslarında ne işi vardı? Bütün bu soruların cevabını yazımızda bulacaksınız.

Hecenin beş şairinden biri: Enis Behiç Koryürek  

Çağdaşı pek çok şair gibi başlangıçta şiirlerini aruzla yazdıktan sonra tecrübelerini heceye aktarıp dizelerdeki duraklarda yaptığı değişikliklerle kuvvetli bir ahenk sağlar. İlk şiirlerini Miras adıyla yayımlayan şair, gür sesli kahramanlık şiirleriyle şöhret kazanır. Daha sonra kaleme aldığı mistik şiirlerini Varidat-ı Süleyman Çelebi adıyla kitaplaştırır. Şiirimizde efsaneleri heyecanlı bir üslupla işleyen şair, özellikle korsanlıkla ilgili şiirleriyle sevilmiştir.” Üniversite sınavı sorusu böyle tanıtmış şairimizi. Acaba, “Sen gözlerimde bir renk/Kulaklarımda bir ses/Ve içimde bir nefes/ Olarak kalacaksın” diyen şairimiz aslında kimdi?

Enis Behiç Koryürek (1891-1949) Mekteb-i Mülkiye’yi bitirdikten sonra Hariciye Nezareti’nde Bükreş ve Budapeşte konsolosu olarak görev yaptı. Bu dönemde bir yandan Türk-Macar dostluğunu geliştirmek için çaba harcarken bir yandan da Gül Baba türbesinin tekrar müze ve ziyaretgah olarak açılması için çaba gösterdi. Kurtuluş Savaşı yıllarında Milli Mücadele’ye destek veren şairimiz, Ankara’da Çalışma Bakanlığı müsteşarlığı görevinde bulundu. Emekli olduktan sonra maddi güçlükler yaşayan şair, ömrünün son yıllarında tasavvufa yöneldi.

İspirtizma Cemiyeti ya da ruh çağırma seansları

1946 yılında dönemin meşhur ispirtizmacı Dr. Bedri Ruhselman’ın öncülüğünde düzenlenen bir ruh çağırma seansına katılan Enis Behiç, o güne kadar ne ruha ne de başka bir gaybi habere inanan pozitivist Tanzimat ve Cumhuriyet aydınlarının bir örneği olarak “otlar gibi yaşayıp ölünce de çürüyeceğimize” inanmaktaydı. Altı kişilik bir grupla seansa başlayan Ruhselman, misafirlerin parmaklarını fincanların üzerine koymalarını istedi. O ruha sorular soracak, fincanlar harflere doğru hareket ettikçe ruhla iletişime geçilecektir. Gelen ruh, Trabzonlu Mevlevi dervişi Çedikçi Süleyman Efendi’dir. Boğazın donduğu sene hastalanmış, iki yıl sonra da vefat etmiştir. Mezarının üstünde bir bahçe vardır. (Gülbahar Hatun İmareti kabristanı Cumhuriyet döneminde parka dönüştürülmüştür). Misafirler hayretler içinde seansı izlerken Enis Behiç, birdenbire Süleyman Efendi’yi sema eder vaziyette görür ve baygınlık geçirir.

Bu olaydan sonra her ne kadar arkadaşları çok çalıştığı için dinlenmesi gerektiğini söylese de Enis Behiç, Çedikçi Süleyman Çelebi ile olan irtibatını ruh çağırma seansları ile devam ettirir ve bu irtibattan doğan şiirlerini, “Varidat-ı Süleyman Çelebi/Çedikçi Süleyman Çelebi Ruhundan İlhamlar” başlığıyla yayımlar.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu

İspirtizma cemiyetlerinin tek müdavimi Enis Behiç miydi? Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanında da yer bulan, Peyami Safa’nın da katıldığı ve tecrübelerini Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanına aktardığı bu modern zaman modası hangi açlığı perdeliyordu? Cumhuriyet’in ilk yıllarında aydınları esir almış pozitivist düşünce, nasıl oluyor da böyle bir hurafeye savruluyordu?

Bütün bu soruların cevabı büyük bir iman eri olan Samiha Ayverdi’de saklı. O, İstanbul Geceleri adlı eserinde şöyle diyor: “Belki gün olacak, insanoğlunun sade hurafeleri değil, hakikatleri bile inkâr edişi, yeryüzünde taundan da vebadan da kötü, öyle salgın bir hâl alacak, kaskatı bir maddeci kesilen dünya, fen ve bilgi harikalarına rağmen bu maddileşmeden aldığı yaraları şifalandırmak için belki de gün olup hurafeleri bile bir deva olarak arayacaktır. Nasıl ki uzviyetin muvazenesi için çeşitli mikroplar bir zaruretse cemiyetler de zararsız inanışlara lüzum hissedecek ve bünyelerinde onlara yer verecektir.”

                                                                                                              

Sakine Odabaşı

Yayın Tarihi: 18 Ekim 2022 Salı 13:00 Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2022, 13:03
YORUM EKLE

banner19

banner36