Bir şair fotoğrafı böyle güzel olur!

Necip Fazıl Kısakürek’in bir fotoğrafı bize neler söyler. Büyük Doğu yolundan nasıl geldik, o yol nasıl bir yoldur?

Bir şair fotoğrafı böyle güzel olur!

 

Anadolu’yu baştanbaşa bir ağ gibi ören konferansları yanında, tek parti diktası sonrası üstad Necip Fazıl, aradığı ‘genç adam’ı acaba bulmuş mudur? Bu şimdilik meçhul ve meşhur bir parçamız. Fakat gençliğin ve toplumun yaşarken duyduğu ıstıraba eş olarak Şirazi’nin dizelerinde dile getirdiği, ‘ölümümden sonra mezarımı aç da gör; gönlümün ateşinden dumanlar tüter’ söyleyişinin buğusuyla konuşmak elzemdir artık.

Öyle ki, bir eskimez zaman senfonisinin yirmidokuz yıllık sessiz çığlığının tanım noktasında duran üstad Necip Fazıl’ı bir kez daha rahmetle anarken, öz fikre muhatap anlayış ekseninin gerçek fikir çilekeşine dudaklarda gönüller dolusu fatihalarla selam olsun diyoruz. Buna hakkımız var. Evet, Necip Fazıl, o yüzünde binbir fikir çilesinin aynı istikamet ve hat üzere derinleşen çizgileri için ömrünü aynı aşka feda etmişse buna hakkımız olsa gerek. Bir sabır heykeli gibi ördükçe çoğalan, çoğaldıkça örülen akide için edebiyatın ve sanatın ne önemi olabilir?

Örümcek ağı şairi, kaldırımlar şairi, sabık şair

Kültür dilini, tarihi, diyalektiği, felsefeyi, edebiyatı, sanatı ve estetiği, aşkı ve zamanı gerçek aşka nisbeti ölçüsünce ilmî ve tarihî muvaceheye tâbi tutup, zamanüstü yeni tanımlar ve yeni bir dille lif lif işleyip, tek parti döneminin baskıcı, dayatmacı kuru mantığına karşı ‘şuurlara alternatif’ Büyük Doğu bayrağını yükselterek, yeni bir anlayışın merkezi etrafında irtica maskesi ile büyütülmüş, dumura uğratılmış, yıpratılmış, kökü ezelde dalları ebedde varlık düşüncesini ve mefkuresini gerçeğin gerçeğine ram ederek perçinleyen, bir muhasebe ve aksiyon ekolü olarak görmek gerekiyor onun mücadelesini.Necip Fazıl

Farkındayım elbet, bu uzun cümlenin altında yatan esas saik, bir ruh burkuntusu hâlinde, tahlil edilmiş hayat memat imtihanı karşısında o berrak alında derinleşen ve gittikçe derinleşen son İstanbul feylesofunun yüzü suyu hürmetinedir. Çizgilerle devrilen bir ceketle birlikte, o meşhur fular estetikliğinde kıvrımlaşan bizim hikâyemizdir çünkü.

Ya da şunları da ekleyebiliriz, üstadı müşahhas fikir manzumelerinin mülhidâne kalıplarına benzer içi boş bir çerçeve içerisine değil, fikrî direniş ve mücadele kimliğinin Cumhuriyet sonrası sembol şahsiyeti olarak yeniden tanımlamak gerekiyor. Bu noktada seküler anlayışın fırtınalarla dolu yaşamına, bir dönemin ‘örümcek ağı şairi’, bir dönemine ‘kaldırımlar şairi’ ve nihayetinde otuzlu yaşlarındayken tanıştığı öz şiir eksenli fikir boyutuna dönemin ‘edebiyat-ı aşüftedimağ’larının keşfettiği ‘sabık’ şair olarak geçen üstad, zaman içerisinde bütün suretiyle gözüküp adeta kanatları tutuşurcasına iman ve şuur ikileminde aklın ‘niçin’ sorusuna karşı ruhun ‘nasıl’ sorusuna cevap arama cehdinin tarihin tanıklığında -en samimi bir ifadeyle- mimarı olmuştur. Bu oluş bir merhaleye de işarettir aynı zamanda; tarih, bütün hüviyetiyle İslâm topraklarından çekilen vecd ve istiğrak hâlini bu milletin kaybolan insicamında yeniden arayacak hamleyi beklemektedir böylelikle.

Öyle ki, henüz öz fikir tefekkürüne getirmeye başladığı yeni anlayışın ilk yıllarında, bindokuzyüzkırklarda, iltifata aldırmaksızın marifetle neşrettiği Büyük Doğu’lara ‘Allah’a itaat etmeyene itaat edilmez’ levhasını nakşederek, çileli fikir, sanat ve aksiyon hamlesini başlatmasıyla da dava adamında bulunması gereken ruh, seciye ve gözü karalığın mümessili olmuştur. Yıllar sonrası için bile, gerçek zindanın, yaşanmayan ve yaşatılmayan fikir ve hareket cephesi içinde ‘başsız başsız adamlar’ın dolaştığı bütün sathıyla vatan olduğunu, doğrusu yıllar sonra siyasîlerin o garip sevdalarından öğrendik. İnsan ve eşya arasındaki ruhî muvazeneyi en dakik tasavvuf meşrep ölçüleri içerisinde Büyük Doğu teknesinde yoğurmuş, aşkın ve teslimiyetin muhakemesinde bir Yûnus Emre, fikrin doruğunda bir İbni Haldun, çilenin sabrında kırmızı bir güle vurgun Hallacı Mansur olabilmenin mihenk taşı olmuştur üstad Necip Fazıl.

Hapiste yattığı yıllar, eğitim hayatından fazla!

Derinliği ve sığlığıyla meş’um fikirleri İdeolocya Örgüsü içerisinde faş etmekle kalmamış, Batı tefekkürü ile öz fikir tasavvufunu bir mürekkep, ‘eskimez, pörsümez, yeni’nin mutlak fikre nisbetle yeni dünya düzeni içerisinde reçetesini sunarken, o fotoğrafta bekleyen hareket, yetmiş küsur yılın ardından bir mânânın aşkla yoğrulmuş sahihliği olacaktır. Pratik olarak kısaca, Başyücelik ictimai idealinde olması gerekenle var olanı devlet ve idare mefkuresi içinde fertlerin siyasal hayatta inanç ve değerlere karşı bağlılığını ve tutumunu, maddenin içinde mânâyı didiklercesine örgüleştirerek ‘ben’ değil ‘biz’ olabilmenin ve bu uğurda çekilecek çilenin cemiyet olabilme planında kutlu ve mutlu müjdesini vermiştir.

Her şey bir tarafa, ilmî ve mücerred olma gayesinin bindokuzyüzelli ve sonrası Türkiyesinde sivil anlamda toplum örgütlenişinin öz fikre nisbetle Büyük Doğu’dan mülhem, Büyük Doğu Cemiyeti ve Fikir Kulübü kalkışmasına, özlediği gençlik ve toplum idealinin oluşması yolunda bir Fransız ansiklopedisinin ‘hapiste yattığı yıllar, görmüş olduğu eğitim hayatından fazla olan mütefekkir ve şair’ diye vasfettiği üstad Necip Fazıl’ın, her biri ayrı bir kitap konusu oluşturacak mahkemelerinin, davalarının ve savunmalarının, düşünce ve hareket yapısını anlamada, ‘ıstırabı çekilen aşk’ yolunda yanmada, anlaşılması gerekli en önemli doğal süreçler olarak görmek gerekiyor.

Biliyorum, hakkında birşeyler yazmanın kolay olmadığı ender şahsiyetlerdendir üstad. Ancak, seksen yıla varan hayatının, kırk küsur yılını fikrî mücadele yolunda aşkla, samimiyetle, hareketle geçirmiş, son yolculuğunda dahi kesinleşmiş ikibuçuk yıllık hapis cezasıyla ahirete irtihal eden nevi şahsına münhasır bu büyük insana “Açı doyurmaksa kabirde meram, / Yemeğim Fatiha, günde beş öğün.” mısraı kâfidir.

 

Reşit Güngör Kalkan yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2012, 01:09
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Yaşar Akçakoyun
Yaşar Akçakoyun - 7 yıl Önce

Sözün yükü ağırdır."Alınlar görmüşüm ki,vatanımın coğrafyasıdır,her kırışığısorulacak bir hesabı,her çizgisi tarihten bir yaprak taşır."Bunu hatırlatıyor.

banner19

banner13