banner17

Bir şair baharı getirebilir mi?

Murat Soyak'ın 'Bahar Sürgünü' kitabı, saf ve temiz duyguların kalesi gibi.

Bir şair baharı getirebilir mi?

2006 yılında Irmaklarca ismiyle şiirlerini kitaplaştıran Murat Soyak’ın, Nisan ayında çıkan ikinci kitabı Bahar Sürgünü çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan eserlerinden oluşuyor. Irmaklarca’daki iyimser havasını burada da aynen devam ettiriyor Soyak: “Kötülük odakları, karanlık güçler iş başında ama bunun için karamsarlığa gerek yok” anlayışı hâkim kitaba. Kötülük zaten bitmeyecek, öyleyse iyilerin daha çok çalışması lazım. İyilik inşâdır çünkü, zor zanaat yani… Kötülük yıkımdır, kolaydır yıkmak.

Murat Soyak
(+)

Kitap, tüm olup bitenlere karşı naif bir protesto

Teknoloji hızla gelişiyor. İnsanlık özünü kaybetmiş, harıl harıl bir arayış içinde, ne aradığını bilmediğinden her şeyden medet umar hale geldi. İnsanî ilişkiler yerini başka bir yaşam tarzına terk etti, ediyor. Teknoloji, beklenenin aksine insanoğluna mutluluktan çok huzursuzluk, mutsuzluk umutsuzluk getirdi. Dünya küçüldü ama insanlar daha bir yalnızlaştı devasa kalabalıklar içinde. Çiçek ve ağaç kokuları yerini egzoz ve gaz kokusuna bıraktı. İnsanî değerleri fısıldayan ilmin yerine gündelik, popüler ilim ilgi çekmeye başladı.

İşte Bahar Sürgünü bütün bunlara karşı sessiz, naif ama kararlı, dirençli bir protesto niteliği taşıyor. Şiirin büyülü dünyasından sanatın sınırsız düşünce ufuklarına, ölüm düşüncesinin tedavi ediciliğinden gelişen dünyanın umarsızlıklarına gidip geliverirsiniz okurken bu kitabı. Her şeye rağmen Allah’ın rahmet eserlerinin düşünce dünyamızı serinleten, ruhumuzu okşayan, gönlümüzü ferahlatan yüzünü göstermeye çabalıyor yazar.

bahar sürgünüDavetkâr bir sürgün bu

Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde edebiyat, sanat, düşünce yazıları, ikinci bölümde ise kitaplar arasında seçilmiş bazı eserler hakkında yorumlar var. Düşüncenin büyük gücünün farkında olmayanları düşünmeye, öğrenmeye, araştırmaya, irdelemeye davet ediyor Bahar Sürgünü. Hayata bir de bu gözle bakmaya teşvik ediyor herkesi.

Kitap “Okumak Üzerine” başlıklı yazıyla başlıyor: “Kitap(lar) okumanın erdemini, güzelliğini, yararlarını hiç usanmadan anlatmak gerek. Okumak, insanı geliştiren, yücelten bir çaba. Okumak, başka hayatların, insanların, fikirlerin dünyasına yapılan bir yolculuk. Ötekini hakkıyla bilmenin, tanımanın en etkili yolu.” Böyle başlayan yazı, okumanın geleceğimizi aydınlatacak ışık olduğu vurgusuyla tamamlanıyor. Hemen ardından gelen “Okumak” başlıklı yazıda ise bambaşka bir yönüyle vurguluyor okumayı yazar. Bir ev tarifiyle başlayan yazı, evin içine de girerek, yaşantısı, nezaketi, hoşgörü ve saflığıyla Anadolu insanının güzelliğini gözler önüne sererken, bir yandan da çocukluğumuza yani teknolojinin daha tam kirletemediği yaşantımıza ince bir telmihte bulunuyor. O zamanlar bilgi henüz yozlaşmamış, çocuklar henüz bilgisayar oyunlarına mahkûm olmamışlardır.

Sabır, dua ve umutMurat Soyak

“Yaşayan Yeryüzü”, yaşamakta olduğumuz zamanın zevale dönük keskin bir karesi gibi. Televizyon karşısında akşam haberlerinde ölümlerini, yıkımlarını, çaresizliklerini izlerken millet-i İbrahim’in, yudumladığımız çay, kaşık kaşık götürdüğümüz tatlı nasıl da kursağımızda kalmaz, anlamak mümkün değil. “Dünya sadece izledi. Yıllardır yaşanan bu saldırılar şimdi yeni bir aşamada. Bütün coğrafyalarda kan ağlıyor müslümanlar” diyen yazar, işin iç yüzünü de Arif Nihat Asya’nın “Ebu Leheb ölmedi ey Muhammed, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor” mısralarını aktararak açıklıyor bizlere. Müslümanların hüzün terennümleri var ama umutsuzluğa yer yok yazıda: “Sınırlar ötesinde kan ağlıyor insanlık. Yaşamak gittikçe ağırlaşıyor. Sabır, dua ve mücadele ile zorluklar aşılacak. Umudu kuşanmak gerek.” Sabır, dua ve umut; işte anahtar kelimelerimiz.

İyimserliğin sesini duyuyor musun?

“Şiirden Tren” yazısı bu kitapta beni en çok etkileyen, düşündüren yazı oldu. Gurbetin hüznü, kavuşmanın sevinci, özlemin lirizmi hâkim burada. “Değişim bir sel gibi geldi. Dün ile bugün arasında uçurumlar var. Hakikatten uzaklaşan insanoğlu hüsrandadır, kayıptadır. Yol, yolcu, yolculuk arasındaki bağ güzelliği, iyiliği, doğruluğu çoğaltmalı. Ve değişim trenlere yansır. Zaman içinde olup bitenlere trenler de tanıklık eder elbet.” Sonuçta yine umutsuzluğa yer yok. Umuda davet ediyor yazar: “Umutvar olmalıyız. Umut ile gayret ile sabır ile aşılır dağlar. İyimserliğin sesi de duyulmalı değil mi? Yoksa günlerimiz kararır.”

Kitaba ismini veren “Bahar Sürgünü” ise saf ve temiz duyguların kalesi gibi. Sonuç itibariyle güzelliği, saflığı, umudu bulacağınız bu kitap biraz da baharın müjdecisi gibi.

 

İzzet Irmak bu bahar sürgününün çağrısına uydu

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2016, 11:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
M.BAŞ
M.BAŞ - 8 yıl Önce

diriliş çağının yazarı murat SOYAK beyefendiye selam eder bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim.

banner8

banner19

banner20