Bir mimari deha Koca Sinan

Türk kültür ve sanat tarihinin yetiştirdiği en büyük değerlerden biri hiç kuşkusuz Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan, imza attığı dört yüzü aşkın eseri ile eşsiz sanatçılarımızdan biridir.

Bir mimari deha Koca Sinan

Osmanlı döneminin en önemli mimarları arasında yer alan Mimar Sinan, Koca Mimar olarak da bilinirdi. Kanuni Sultan Süleyman dâhil üç büyük Osmanlı padişahı döneminde yaşamıştır. Yaptığı özgün eserler ile dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçıları arasında kabul edilir. Sinan’ın, 1490’da Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya geldiği rivayet edilir. 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darülkurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 suyolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eserde imzası bulunan Mimar Sinan, 9 Nisan 1588’de 98 yaşında İstanbul’da vefat etti.

“Türk kültür ve sanat tarihinin yetiştirdiği en büyük değerlerden biri hiç kuşkusuz Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan, imza attığı dört yüzü aşkın eseri ile nadir sanatçılardan biridir. O uzun ömrü boyunca, birbirinden ilgi çekici tasarımları hayata geçirmekle kalmamış, mimarlık idealini alabildiğine gerçekleştirmiştir.”

Sinan, Yavuz Sultan Selim’in hükümdarlığı sırasında başlatılan Anadolu’dan devşirme uygulamasıyla İstanbul’a getirilmiştir. Zeki, bilgili ve dinamik olduğu için seçilen Sinan, Acemi Oğlanlar Ocağı’na yerleştirilmiş, burada eğitim alırken mimarlığa ilgi duymuştur. Osmanlı topraklarında suyolları yapmak, kemerler meydana getirmek istemiştir. Acemi Oğlanlar Ocağı’nda dülgerliği öğrenen Sinan, yapı işlerinde dönemin önemli mimarlarının yanında çalışmıştır.

“Çocukluk yaşlarında devşirilerek Kayseri’den İstanbul’a getirilen Sinan’ın, Yeniçeri Ocağı’nda yetiştirildiği, kendi hatıralarında dile getiriliyor. Devşirme çocuklar önceleri yalnız Rumeli’den toplanıyordu. Buna dayanarak kimi araştırmacılar Sinan’ın Arnavut veya Sırp kökenli olabileceğini ortaya atmışlardır. Ancak 15. yüzyıl ortalarından itibaren, devşirme sisteminin Anadolu’ya uygulandığı biliniyor. Zaten kaynaklar da Sinan’ın Rumeli değil Anadolu kökenli olduğunu ortaya koymaktadır. Sinan’ın kökenin Anadolu Ermenilere dayandığı iddiasının da geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Çünkü 16. yüzyılın başlarından itibaren Ermenilerin devşirme dışında tutulduklarını ve Yeni çeri Ocağı’na alınmadıkları kaynaklar tarafından bildiriliyor.”

1514’te Çaldıran Savaşı ve 1516-1520 arasındaki Mısır seferlerinden sonra, İstanbul’da Yeniçeri Ocağı’na alınan Sinan, Kanuni döneminde, 1521’de Belgrad ve 1522’de Rodos seferlerine katılmıştır. Bu seferler sonunda subaylığa yükselen Sinan, Mohaç Seferi başta olmak üzere birçok sefere katılmış; son Bağdat seferinde, Van Gölü’nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlayarak “Haseki” unvanını almıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri olan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine 13 günde kurduğu köprü ile padişahın takdirini kazanarak baş mimarlığa yükselmiştir.

Mimar Sinan’ın kentsel planı yönlendirici özellikleri yanında, siluete yansıyan çizgileri, nice kente kimlik kazandırmıştır. Eşsiz görsellikleri ile de bu yapılar, kentlerin adeta birer simgesi haline gelmiştir. Sinan’ın cami, mescit, medrese, türbe, kervansaray, hamam, imaret, su, kemer ve köprü gibi değişik programlı her türden ait olursa olsun, her tür eseri incelemiş ve bunların teknik/yapısal özelliklerinden yararlanmayı bilmiştir. Bizans döneminin İstanbul’daki en büyük eseri olan Ayasofya’nın günümüze ulaşması bile, II. Selim’in fermanı ile Sinan’ın yaptığı restorasyon sayesinde mümkün olmuştur.

Araştırmacı ruhu ve kavrayıcı tasarım gücü ile eşsiz eserler ortaya koymuş, boşlukları biçimlendirmede büyük bir ustalık göstermiştir. Hendese ilminde kazandığı derinlik, inşaat alanında sahip olduğu deneyim, ayrıca form, ölçü ve oran gibi mimari estetiğin incelikleri konusundaki şaşırtıcı ve çarpıcı bakışı sayesinde kendinden emin biçimde hareket etmiştir. Kendine duyduğu güvenden dolayı, zaman zaman inşaat sürecine ve tasarım yaklaşımlarına karışılmasına direnmiştir. Hem akılcı mekân düzenleme hem de akıcı planlama ve tasarım anlayışı içinde hareket eden Sinan, rasyonel bakışla faydacı ve işlevsel yaklaşımından dolayı çağdaş olabilmiştir. Sürekli arayış içinde olan mimar, hiçbir eserinde tekrara düşmemiştir. Düzenli ve istikrarlı çalışması sayesinde mimaride “Kubbe gelişimini” en üst seviyeye çıkarmıştır.

Osmanlı ve Türk sanat tarihinin en önemli sanatkârları arasında yer alan Mimar Sinan hakkında doğum ve ölüm tarihi dâhil olmak üzere yeterli ve net bilgilere sahip değiliz. Mimarın ailesi adına açılan vakfiyeye göre; Sinan’ın eşi Mahmud kızı Mihrî Hatun’dur. Yine bu belgeden anladığımıza göre, Sinan’ın üç çocuğu olmuştur: Biri hayattayken şehit olan oğlu Mehmed, diğerleri de Neslihan ve Ümmühan adlarını taşıyan kızlarıdır.

Sinan’ın türbesi, Süleymaniye’de, İstanbul Müftülüğünün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, Fetva Yokuşu ile Mimar Sinan Caddesi’nin kesiştiği köşede yer alır. Yapı, son derece ahenkli ölçülerle, adeta bir yüzük taşı gibi, bulunduğu üçgen alanın en uç noktasına oturtulmuştur. Türbenin çevresini iki yönden yüksek çevre duvarları kuşatmaktadır.

Osmanlı’nın en güçlü çağında yaşayan ve Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat olmak üzere, üç padişah döneminde mimarbaşılık eden Mimar Sinan, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında en büyük rolün sahibidir.

Osmanlı sultanları yaşamları boyunca şahsi olarak pek çok hayır işi yapmış ve vakıf çalışmalarını çok önemsemişlerdir. Yapılan cami, medrese, külliye ve çeşme gibi eserleri vakıflar bünyesinde hayata geçirmişlerdir. Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan’da Üsküdar ve Edirne’de önemli yapıların oluşmasına vesile olmuştur.

Mihrimah Sultan’ın İslâm âlemine büyük hizmetlerinden biri de Mekke’de tamiratını yaptırdığı Ayn-ı Zübeyde suyoludur. Hac döneminde Mekke’de bulunan Müslümanların su ihtiyacını karşılaşmak için Abbasi Halifesi Harun Reşid’in eşi Zübeyde Hanım tarafından yaptırılan suyolu, sel ve kum fırtınaları yüzünden kullanılmaz hale gelmiştir. Mekke Şerifi 1562 yılında bir raporla suyolunda tamirat yapılması gerektiğini İstanbul’a bildirir. Bu raporun ardından Kanuni Sultan Süleyman yapılacak onarımın tespiti ve maliyetinin hesaplanması için bir heyet görevlendirdi. Heyetin tespitlerine göre suyolunda yapılacak onarım ve yeni kanalların yapımı yaklaşık 30.000 altın tutacaktı.

Suyolunun tamiratı konusunu haber alan Mihrimah Sultan, tamiratı kendi üzerine alarak gerekli olan altından daha fazlasını bölgeye yolladı ve suyolunun tamiratını yapması için Mimar Sinan’ı görevlendirdi. Tamirat yaklaşık 10 yıl sürdü. Onarım sonrası Ayn-ı Zübeyde suyolu bölgedeki başka su kaynaklarını da besleyerek coğrafyaya su bereketi getirdi. Daha önce Arafat’a kadar gelen suyolu uzatılarak Mekke şehrinin farklı noktalarına ulaştırıldı.

Osmanlı dönemi mimarisinin en önemli eserlerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, İstanbul’da meydana gelen yüzden fazla depreme rağmen hiç hasar görmeyerek günümüze kadar gelmeyi başardı. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1551-1557 yılları arasında yaptırılan Süleymaniye Camisinin yüksekliği 53 metredir. 27,5 metre çapında olan büyük kubbesi, tıpkı Ayasofya’da olduğu gibi yarım kubbe ile desteklenerek daha dayanıklı hale getirilmiştir.

Camiye bitişik olan 76 metre yüksekliğinde iki minare üçer şerefeli yapıldı. Diğer iki minare ise ikişer şerefli şekilde 56 metre boyunda inşa edilmiştir. Caminin ana kubbe kasnağında Mimar Sinan’ın hesaplarına göre iyi bir aydınlatma sağlamak amacıyla 32 pencere açıldı.

Mimar Sinan, cami içindeki yağ lambalarından çıkan isleri bir bölgeye toplayacak hava akımını hesaplayarak; isleri, caminin ana giriş kapısının üzerinde bir odaya topladı. Bu isler, hattatların, caminin içerisini çevreleyen tezyinat işlemelerinde kullanacağı mürekkebin yapımında kullanıldı. Cami avlusunun çevresinde toplamda 28 revak bulunurken, dikdörtgen bir şema üzerinde kurulan bu avlunun tam ortasında caminin şadırvanı yer alıyor.

Mimar Sinan’ın Dikkat Çekici 10 Eseri:

1) Mağlova Kemeri

2) Kara Camii

3) Kılıç Ali Paşa Camii

4) Sokullu Mehmed Paşa Camii

5) Rüstem Paşa Camii

6) Mihrimah Sultan Camii

7) Haseki Camii

8) Şehzadebaşı Camii

9) Süleymaniye Camii

10) Selimiye Camii

Kitabın Ortası dergisi, "Bir Mimari Deha; “Mimar Sinan”, Ekim 2018, sayı 19.

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 15:51
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26