banner17

Bir mezar taşının düşündürdükleri

“Bir tabip dostumuz bana bir mezar taşı fotoğrafı gönderdi. Kitaplarına aşina olduğumuz tanıdık bir tarihçi hocanın, rahmetli Bahaeddin Ögel'in mezar taşıydı bu.” Prof. Dr. İsmail Kara Hoca'nın bahsi geçen fotoğrafa dair notlarını paylaşıyoruz.

Bir mezar taşının düşündürdükleri

- İlk dikkati çeken şey herhalde mezar taşı yazısının Dede Korkut metninden seçilmiş olması, hem de bugünkü dile pek uyarlanmadan. Bu açıdan nadir (belki yegâne) bir taş yazısı olabilir. Muhtemelen Bahaeddin Hoca'nın vasiyeti olan bu tercih güzel ve hoş bir şey. Telaffuz itibariyle bugünkü Türkçeye uyarlanmış hali belki daha da güzel ve anlamlı/anlaşılır olabilirdi. Orhan Şaik Gökyay hoca rahmetli duysaydı-görseydi sevinerek, önemseyerek bir şeyler söylerdi herhalde diye geçti içimden.

- Fakat bu güzel mısralar ne kadar itinasız ve vasıfsız bir şekilde yazılıp işlenmiş! Bir kültür tarihçisinin, bir üniversite mensubunun mezar taşında kültürden, estetikten, Türk mezarlık kültüründen, mezar taşı işçiliğinden hiçbir iz yok maalesef. Sıradan bir vatandaşın, herhangi bir çırağın elinden çıkmış bir taş gibi.

Bu durum büyük problemlerimizden sadece birinin mezar taşına yansımış hali olmalı. Türkiye, Türkiye'nin eğitim sistemi ve kültürel ilgi seviyesi, eğitim ve kültür kurumları, ortamları kendi tarihi tecrübelerinden ve imkânlarından yararlanmayı mümkün ve gerekli kılmıyor. Şehircilikte, mimaride, ev ve sokak yapımında, camilerde olduğu gibi mezarlıklarımız ve mezar taşlarımız da tarihi tecrübelerimizden, bunların barındırdığı binbir çeşitlilikten, sade yahut girift çözümlerden, yorumlardan, estetikten, ifade biçimlerinden hiçbir iz taşımıyor gibi. Maalesef böyle. Bugünün şartlarında ve yeni yorumlarla kendi tecrübelerimize bakamıyor ve onlardan istifade edemiyoruz veya bu hususlarda çok yetersiz kalıyoruz. Bazı/çoğu konularda kültürel yaşı çocuk seviyesinde bir millet gibi davranışlar sergiliyoruz adeta... Niçin?

Giderek bu büyük meseleyi anlama-anlatma imkânlarımız da azalıyor, tükeniyor gibi.

- Mezar taşında “Fatiha” gibi, “Hüve’l-Baki” gibi dinî unsurların yer almaması da dikkat çekici. (Bilmiyorum Dede Korkut'un ifadelerini bunu da ihtiva ve ikame eden bir metin olarak görür müsünüz?). Türkiye’deki Türkçü-Turancı damarda böyle dini unsurlara karşı perhizkâr bir taraf ve tutum hep olagelmiştir. (Gökalp'in estetik hususiyetleri olan mezar taşında da hiçbir dini ifade ve unsur yoktur. Atsız'ın taşında da yoktur). Bu taştaki durumun bir tercih mi yoksa bir ihmal mi, bir tesadüf mü olduğunu elbette tam olarak bilemeyiz.

Bahaeddin Hoca'yı rahmetle yad ederek bu hayli uzamış nota hatime çekelim.

Prof. Dr. İsmail Kara

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 05:31
YORUM EKLE
banner8

banner20