banner17

Bir kitabım bile toplatılmadı!?

Eskiden kitaplar toplatılırdı. Geçmişte buna dair komik şeyler de yaşanmış. Bugün ise pek kitaplar toplatılmıyor. Neden acaba?

Bir kitabım bile toplatılmadı!?

Başlığın sizi heyecanlandırmasını anlıyorum. Birileri bazı yerlere kitaplarını saçmış da onları mülkümüze geçirmeye bir fırsat bulduk diye düşünmüş olabilirsiniz. Benim bahsettiğim “toplama”nın; ‘ne kadar kitabınız var, haydi sayalım’ ile ilgisi olmadığı gibi bir yere saçılmış kitapları zula etmekle de ilgisi yok. Kitabı mahkeme kararı ile toplamaktan bahsediyorum.

Hem âlim olacaksın hem de kitap yazmayacaksın!?

Toplatılma bahtiyarlığına ermiş kitaplar

Toplatılma bahtiyarlığına ermiş kitaplar.

Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar, Emine Şenlikoğlu

En çok toplatılan kitap belki de bu.

Devlet, Platon
Devlet senin neyine?
Naziler itinayla kitap topluyorlar
Naziler itinayla kitap topluyorlar.
Büyük bir kampanya, haftalarca sürdü
Büyük bir kampanya, haftalarca sürdü.
Toplanan kitaplar özenle yakıldı
Toplanan kitaplar her gün özenle yakıldılar.
Herşey daha iyi bir toplum için!
Herşey daha iyi bir toplum için!
Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın.

Biliyor musunuz, bir zaman kitaplar, insanlardan daha çok toplatılıyordu. Taşınması ve imhası kolay olduğundan olsa gerek. Aklıma gelenleri hemen sayayım: Kazım Karabekir’in İstiklal Savaşı Anıları, Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerinin hemen bütün eserleri. Üstadın eserleri üstelik el yazısı ile çoğaltılıyordu.

Matbaa olsa bastırmak kolay, ama el yazısı olunca çoğaltmak ayrıca bir külfet. Nur cemaatinin içinde “yazıcılar” grubu böyle oluştu. Üstad, yazısı güzel olanlardan canlı bir matbaa kurmuştu ve eserler böyle yayılıyordu. Sikke-i Tasdik-i Gaybi’de olduğu gibi, mahrem bilgiler nâ-ehillerce okunduğu için, Üstad bunları avama da açıklamak zorunda kalmıştı.

‘Meğer adamlar eflatun devlet peşindeymiş’

Hatırlıyorum; 12 Eylül’ü izleyen günlerde televizyonlar toplanmış Kur’an-ı Kerim’ler, İhya’lar gösterirdi. Bunlar, kitap toplamanın dramatik yanları. Bir de komik olanı var. Onu da İsmet Özel anlatmıştı. 12 Mart 1970 muhtırasından sonra polis özellikle sol örgüt evlerine baskın yapıyor. Bir evde polis, Eflatun’un Devlet’ini görmüş. ‘Vay anasını’, demiş, ‘biz zannediyorduk ki bu adamlar “Kızıl Devlet” peşinde; meğer adamlar “eflatun devlet” peşindeymiş.’

‘Bunlar olsa olsa dinî kitaptır’

Bu dönemde olmalı, toplanmış kitaplardan biri de benim elime geçti. Kitabı toplatılan yazar Ahmet Midhat Efendi, kitabın adı Jöntürk ve Kırk Ambar ilavesi. Ahmet Midhat Efendi duysaydı bu kitapların toplatıldığını, kafayı yerdi herhalde. Peki, kitabın sahibi kim? Murat Belge. Bu olay başıma Erzurum’da geldi. Bir boyacı dükkanının sahibi, elimdeki Osmanlı Türkçesi kitabını görünce, ‘bu yazıyı okuyabiliyor musun’, diye sordu; ‘evet’, dedim. ‘Bende bu harflerle yazılmış kitaplar var, bak bakalım neymiş’ dedi. Getirdi ve bana verdi. Baktım, adı geçen kitaplar. İçinde de Osmanlı Türkçesi ile Murat Belge yazıyor. ‘Amca sen bu kitapları nerden aldın’, dedim. Gayem, adresi verirse yazının başında değindiğim gibi “kitapları toplamak”.  ‘İstanbul’dan askerken getirdim’, dedi ve anlattı.

12 Mart 1970’te askermiş, sıkıyönetim gereği öğrenci evlerine baskına gitmiş, kitapları, dokümanları topluyorlar tabii. Bakmış ki kitaplar arasında “Kur’an yazısı” var. Demiş ki, ‘bunlar olsa olsa dinî kitaptır, komutana bunları vermemeyim’. Bir yolunu bulmuş, Erzurum’a getirmiş.

Kitapları bana verdi, ‘senin olsun’ dedi. Tabii sevinçle kabul ettim kitapları. Sonra aradan on yıl filan geçti, The Marmara’ya giderken baktım Murat Belge önümden geliyor. Kendimi tanıttım ve olayı hülasa ettim. Murat Belge, olayı hatırladı, ben o kitaplardan sonra yine edindim, istersen sende kalabilir, dedi. Kitaplar da bende kaldı. Demek bazı kitapların da kaderi böyle imiş. Toplatıldıktan sonra ele geçmek.

Nezarete giden kitaplar bunlar

Bizim lise ve üniversite yıllarımız kitap toplatma bakımından hayli bereketli(!) idi. Mesela, Minyeli Abdullah toplatılmıştı. Emine Şenlikoğlu’nun Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar’ı, Edip Yüksel’in İlginç Sorular’ı, Hasan El-Benna’nın Risaleler’i, Kelim Sıddıkî’nin Evrensel İslam Çağrısı, Abdülkadir Es-Sufi’nin Cihad’ı, Zeynep Burucerdi’nin Ashab-ı Uhdud’u; Rıza Nur’un Hatıralar’ı okuyucunun yanında, polis eli ve yüzü de görmüş kitaplardır; yazarlarından önce nezarete gitmişlikleri vardır yani.           

Şimdinin yazarları da çok yeteneksiz canım!?

Bir gün gene kitapçıdayım. Beyan Yayınları’ndan yeni bir kitap gelmiş. Yazarı Davut Dursun, kitabın adı İslam’ın ilk Döneminde Siyasal Katılma. Şöyle bir karıştırdım, bilmediğim çok şey görmedim, rafa bıraktım. Bir iki gün sonra gazetede bu eserin toplatılmış olduğunu okumayayım mı? Hemen gittim, kitapçıdan bir tane aldım. Bunu niçin anlattım, en iyisi bir hikâye ile izah edeyim.

Adam, akşamüzeri yağlığına bir ekmek bağlamış evine giderken meraklı biri önünü kesmiş, ‘amca’ demiş, ‘ne var bu yağlığın içinde’. ‘Önemli değil evladım’ demiş yağlıklı adam. Ne vardı, önemli değildi, almış bir tartışma. Merak kediyi candan eder, derler; adam yaşlının elinden zorla yağlığı almış, içine bakmış. Ekmekle karşılaşmış. Bizim de merakımızı gıdıklardı yasaklanmış kitaplar. Ne edip edip okumaya çalışırdık yasaklanmış kitapları.

Şimdilerde kitapların bu sıklıkla toplatıldığını okumuyoruz basında. Neden acep? Bence yazarlar çok yeteneksiz! Yasaklanan bir kitapları bile yok, yasaklanacak kitaplar yazmaktan bile uzaklar. Ne yapsak acaba?

 

 

 

Kâmil Yeşil dokundurdu

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2010, 20:43
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
turgut
turgut - 9 yıl Önce

"Üstad, yazısı güzel olanlardan canlı bir matbaa kurmuştu ve eserler böyle yayılıyordu." demiş yazar.

Merak etmeyin bu şekilde yayılmaya devam ediyor.

banner8

banner20