Bir insanın ölümü binlerce insanı uyandırıyor

Yıl 2003. Takvim 16 Mart’ı gösteriyor. Gazze’de Nasrullah ailesinin evi yıkılmasın diye İsrailli askerin kullandığı buldozerin önüne geçip ezilen ve hayatını kaybeden Rachel’ın vefatının 11. senesi bugün. Hatice Sarı yazdı.

Bir insanın ölümü binlerce insanı uyandırıyor

 

 

7 Şubat 2003

Merhaba arkadaşlarım, ailem ve diğerleri,

İki haftadır Filistin’deyim ve hala gördüğüm şeyleri tanımlayabilecek bir söz bulamıyorum. Size yazmak için oturduğum zaman, burada olan bitenle ilgili düşünmek benim için en zor şey. Buradaki çocukların bir kısmı tanksız, bombasız bir şekilde var olsaydı, ufukları nasıl olurdu bilmiyorum. Sanırım, ben tamamıyla emin olmadığım halde, buradaki çocukların en küçüğü bile, hayatın her yerde buradaki gibi olmadığının farkında. Ben buraya gelmeden iki gün önce sekiz yaşında bir çocuk İsrail askeri tarafından öldürülmüş, arkadaşları yanıma gelip onun isminin Ali olduğunu mırıldanıyorlar bana, bazıları da duvarlarına astıkları resimlerini gösteriyor. (…) Eğer ne olduğunu görmezseniz, hiçbir şey hayal edemezsiniz ve tecrübeler bile gerçekte olan şey kadar farkında olmanızı sağlamaz. Bugün önceden bir ev olan fakat şimdi beton yığınına dönmüş döküntülerin üzerinde yürüyordum. Mısırlı bir asker bana, “Dikkat et tank geliyor!” diye seslendi. Ardından el salladı ve “İsmin ne?” diye sordu. Birileri bu arkadaşça meraktan ötürü rahatsız oluyor. Bu bana bir zamanlar diğer çocuklar için endişe duyan çocuklar olduğumuzu hatırlattı.

20 Şubat 2003

Anne,

İsrail ordusu şu an Gazze’ye giden yolları kazıyor ve iki büyük kontrol noktası tamamen kapatıldı. Bunun anlamı; üniversiteleri için bir sonraki dönem gidip kayıt yaptırmak isteyen Filistinlilerin çıkışı engellendi. İnsanlar iş yerlerine gidemiyorlar ve diğer şehirlerde olup da Gazze’de yaşayanlar evlerine dönemiyorlar; aynı zamanda benim gibi yurt dışından gelip de yarın Batı Şeria’da görüşmeler yapacak olan kişiler de görüşmelerini yapamayacak. Aslında uluslararası beyazlardan olduğumuzu söyleyip direnç gösterdiğimiz takdirde dışarı çıkabiliriz, fakat illegal bir şey yapmadığımız halde bizi tutuklayabilirler. Gazze sınırı üçüncü kez işgal altında. Bunun olması çok kötü; çünkü İsrail saçma bir şekilde sınırlarını genişletmeye devam ediyor.

27 Şubat 2003

Anne,

Seni çok seviyorum ve gerçekten çok özledim. Gece kâbus gördüm, ikimizin bulunduğu bir eve biz içerideyken tanklar saldırıyordu. Buradaki insanlar için gerçekten çok korkuyorum. Dün iki küçük çocuk babalarının elinden tutmuş yürüyorlardı. Baba onlara tankların, buldozerlerin, ciplerin görüş açıları dışında yol gösteriyordu, çünkü muhtemelen bir gün evlerinin patlatılacağını düşünüyor o da. Jenny ile birlikte birkaç kadının bulunduğu evde oturduk. İki tane de küçük bebek vardı. Pazar günü 150 Filistinliyi elleri başında bu alanın dışına çıkardı İsrail askerleri. Öte yanda 25 yeşil evi paramparça ettiler, yani yaklaşık 300 kişinin yaşadığı evleri. Geçen gün telefonda sorduğun şeyleri düşündüm. İki yıl önce Refah’tan İsrail’e çalışmaya giden yaklaşık 6000 Filistinli işçi varken, şu an yaklaşık 600 işçi var. 1999’dan bu yana Gazze’nin ekonomik kaynakları neredeyse tüketilmiş. Gazze havalimanı kapatılmış, Mısır ticaret sınırı yok edilmiş. Gazze’den Avrupa’ya ihraç edilen çiçeklerin ihracatı bile geciktiriliyor. Avrupa marketlerindeki iki haftalık çiçek kesintisinin ne demek olduğunu hayal edebilirsin. Gecikmelerin sebebini de şu şekilde izah edeyim: İsraillilerin buldozerleri ve tankları Filistinlilerin bahçelerini yerle bir ediyor. Buradaki insanlar için ayrılık nedir? Eğer bir cevap bulursan bana söyle, çünkü ben bulamıyorum. (…) Filistin’den Amerika’ya döndükten sonra büyük ihtimalle kâbus görmeye ve kendimi suçlu hissetmeye devam edeceğim, ama daha fazla çalışacağım. Buraya gelmek hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri. Eğer benden yana kötü şeyler duyarsanız, ya da İsrailliler beyazları incitmemeliyse, lütfen hiçbir zaman desteklemediğim bir soykırımın orta yerinde kaldığımı ve hükümetimin bundan sorumlu olduğunu anlatın.

Anneciğim ve babacığım, sizi çok seviyorum. Sert eleştirilerim için beni bağışlayın. Tanımadığım bir adam bana biraz bezelye getirdi şimdi, bunları yiyip ona teşekkür etmeliyim.

28 Şubat 2003

Sanırım Filistinlilerin özgürlüğü, tüm dünyada çatışmanın orta yerinde kalanlar insanlar için umut kaynağı olurdu. Orta Doğu’da Amerika tarafından desteklenen çatışmanın içinde yaşayan Araplar için de inanılmaz bir ilham kaynağı olurdu. (…)

12 Mart 2003 (Rachel’ın son e-maili)

Merhaba baba,

E-mailin için çok teşekkür ederim sana. Beni merak etmeyin, Refah bir süredir sakin. Fazla olay olmuyor. Kendimi risk altındaymışım gibi hissetmiyorum. Ayrıca savaş karşıtı çalışmaların için de çok teşekkür ederim sana. Senin bulunduğun yerde savaş karşıtı olmak, benim bulunduğum yerde olmaktan çok daha zor, biliyorum. Buradan ayrıldığım zaman ne yapacağım üzerine düşünüyorum bu sıralar. Daha doğrusu düşünmeye çalışıyorum. (…) Şimdilik Haziran’a kadar burada kalmayı planlıyorum, Olimpia’ya geri dönmek istemiyorum. Okyanusun öte tarafındayım, bu sebepten daha güçlü karar verebiliyorum kalma hususunda. Belki İngilizce öğretmenliği yaparım burada, aynı zamanda Arapça da öğrenirim. Bir de İsveç’ten bir davet mektubu aldım, dönersem eğer dönüş yolunda oraya da uğramayı planlıyorum. (…) Hayatımın bundan sonraki kısmıyla ilgili herhangi bir fikrin varsa lütfen bana söyle.

Sevgilerimle,

Rachel

Bundan tam 11 yıl önce, Gazze insanlık adına belki de en can alıcı ölümlerden birine sahne oldu

Yıl 2003. Takvim 16 Mart’ı gösteriyor. Gazze’de Nasrullah ailesinin evi yıkılmasın diye İsrailli askerin kullandığı buldozerin önüne geçip ezilen ve hayatını kaybeden Rachel’ın vefatının 11. senesi bugün. Yani bundan tam 11 yıl önce, Gazze insanlık adına belki de en can alıcı ölümlerden birine sahne oldu. 23 yaşında bir Amerikalı, adalet için, özgürlük için, insan hakları için, Filistinlilerin haklarını savunduğu için İsrail askeri tarafından ezildi. O dozerin önünde yalnızca Rachel yoktu. Bütün dünyanın vicdanı, duası, merhameti Rachel’da vücut bulmuş, İsrail askerinin önüne dikilmişti.

The Guardian Gazetesi, 18-19-20 Mart 2003 tarihinde Rachel’ın annesine, babasına ve arkadaşlarına yazdığı e-mailleri yayınladı. Her mailinde Filistinliler için tırnaklarını kazırcasına çalıştığını, Gazze’de yaşadıklarını, gördüklerini, çocukların hiçbir millete sığmayan birbirlerine karşı duydukları sevgilerini anlatıyordu. Bu yüzden en çok da çocukları seviyordu Rachel.

Aradan 11 yıl geçti. Filistin hala özgürlüğüne kavuşamadı belki ama onu sevenler kat kat arttı. Filistin’de, Kudüs’te, Gazze’de, Ramallah’da Rachel’ı tanımayan neredeyse hiç çocuk yok. “Adalet ve Barış için Rachel Corrie Vakfı” isminde bir vakıf kuruldu Filistin’de. Filistinli çocuklara ve gençlere yönelik onlarca proje gerçekleştiriliyor vakıf aracılığıyla. Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında “Ramazan Futbol Turnuvası” düzenlendi. Rachel Corrie’nin fotoğraflarının olduğu afişlerin önünde Filistinli çocuklar fotoğraf çekildiler. Kudüs takımı Gazze takımına karşı oynadı Rachel kupası için…

Yıllarca Türkiye’de de oyunu sergilenen “My Name is Rachel Corrie” (Benim Adım Rachel Corrie) tiyatrosu, bu yıl 16 Mart günü Gazze’de ve Rachel’ın evinin bulunduğu Olimpia’da tekrar sahnelenecek.

İşte bu yüzden Rachel, hepimizin kalbinde “vicdan” kelimesinin karşılığı olarak yatıyor

Her yıl dernek tarafından “Barış Çalışmaları” adı altında yıllık programlar düzenleniyor Filistin’de. Dünyanın dört bir tarafında insanlar Rachel’ın izinden gidip Filistinlilere kol kanat geriyorlar. Hakkaniyetin, insan özgürlüklerinin ve yaşama hakkının milletler üstü olduğuna inanan tüm insanlar…

Rachel’ın bu “gönüllü huzursuzluğu” insanlık tarihinde çok farklı bir yerde duruyor sanki. Milyonlarca insan her yıl 16 Mart gününü Rachel için dua ederek ve ona şükranlarını dile getirerek geçiriyor. Tüm dünyada 16 Mart, “Dünya Vicdan Günü” olarak literatüre geçiyor.

Rachel’ın ikinci ismi “vicdan”. Bu yüzden o 23 yıllık ömründe, belki de hiçbirimizin girmediği kadar çok girmiştir çocukların kalbine. Filistin’de, özellikle Gazze’de ismi hala yaşıyor. Bir insanın ölümü binlerce insanın uyanmasına vesile oluyor. Rachel ölüyor ama ölürken bile binlerce insanın zulmünü omuzlarına yükleyip dertlenmesine zemin hazırlıyor. Bu herkese nasib olmaz; ölürken âleme ibret olan, onlarca yıl sonra bile minnetle hatırlanan, binlerce çocuğun kalbine adı kazınan insan olmak herkese nasib olmaz… İşte bu yüzden Rachel, hepimizin kalbinde “vicdan” kelimesinin karşılığı olarak yatıyor. Belki de Rachel, İsrail tarafından öldürülen tüm çocuklarla birlikte bizleri bekliyor şu an, kim bilir…

 

Hatice Sarı yazdı

Güncelleme Tarihi: 17 Mart 2014, 12:39
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13