Bir bayram daha geçti

Bir bayram daha yaşadık. Dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanların çok zor şartlarda bayramlarını geçirdikleri gerçeği tüm sohbetlerimizin en önemli konusuydu. Erhan Erken yazdı.

Bir bayram daha geçti

Bir bayramı daha geride bıraktık. Gerek ülkemizde gerekse de İslam coğrafyasının birçok noktasında büyük problemlerle uğraşmamıza rağmen Mübarek Ramazan ayından sonra yüce Allah’ın bize bahşettiği Bayramı en iyi şekilde idrak etmeye çalıştık.

Hayat varsa sorun vardır. Dünyada hiçbir zaman mutlak Cennet’i yaşamak mümkün değildir. Dolayısıyla her şeyin dört dörtlük olmasını bekleyemeyiz. Rahatlık dönemleri de olsa, çeşitli problemlerle boğuşuyor da olsak, Allah bize belli zamanları Bayram olarak bahşettiyse, o günleri olabildiğince iyi bir şekilde değerlendirmemiz gerekir diye düşünmekteyim.

Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu da günahlardan arınma diye vasıflandırıldığı için, bu ayın sonunda Müminler Bayram ederler. Bayram öncesinde imkanı olanlar fıtır sadakası verirler ve kendilerine bahşedilenler karşısında Allah’a şükrederler.

Bayram namazlarında bütün müminler bir araya gelirler. Bayramlaşırlar. Birbirleri arasında selamı yayarlar. Büyüklerini ziyaret edip hayır dualarını almaya çalışırlar. Kendilerinden daha küçük olanları memnun etmeyi önemserler. Onlara küçük de olsa hediyeler verirler. Yetimlerin başını okşarlar. Yolda kalmışların elinden tutarlar. Mazlumların acılarını az da olsa gidermeye gayret sarf ederler. Bayramı hızlı geçen hayat şartları içinde salt bir tatil gibi değerlendirip şehir dışına, tatil beldelerine kaçmayı tercih etmezler ve sıla-ı rahime özel bir ihtimam gösterirler.

Biz de kendi aile çevremizde bayrama bu açıdan bakmayı önemsiyoruz. Babam ve annemin yaşları hayli ilerlediğinden birkaç bayramdır onları razı edip bizim eve almaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz Ramazan Bayramında da bunu sağlayabildik. Takdir edersiniz ki insanlar yaşlandıkça evlerine daha fazla bağlanıyor ve mümkün olduğunca oradan ayrılmamayı tercih ediyorlar. Buna rağmen babam ve annem fedakarlık yapıp bize geldiler. Dolayısıyla bizim ev ailenin büyük evi haline dönüştü.

Bayramlarda aile büyüğünde toplanılırdı 

Çok eski zamanlardan beri yani, benim hatırlayabildiğim kadarıyla dedemlerin sağ olduğu dönemlerden itibaren ailenin toplaşabilen birimleri, o birimin en büyüğünün evinde öğlen saati buluşup öğle yemeğini beraberce yerler. Bizim birimin toplanma evi de bu bayram bizim ev oldu ve hep beraber öğle yemeği yenildi.

Bu bayramın ilk günü malum Cuma idi ve tabiidir ki Cuma namazı vardı. Cuma namazını normalde eve yakın bir yerde kılabilecekken komşumuz Ali Nar hocanın cenazesi dolayısıyla Fatih Camii'ne gittik. Rahmetli Ali hoca özellikle İmam Hatip nesli tarafından çok iyi tanınan, yediden yetmişe neredeyse herkese bir şekilde hocalık yapmış bir zat olduğundan imkan nisbetinde herkes cenazesine koşmuştu. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Sn. Tayyip Erdoğan, Başbakan Sn. Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Sn. Numan Kurtulmuş başta olmak üzere devlet ricali de büyük bir katılımla cenazede idiler.

Devlet büyüklerinin herhangi bir toplu mekana gelişleri, katılanları bir açıdan mutlu etse de güvenlik tedbirleri dolayısıyla yapılan uygulamalar insanları çoğu zaman tedirgin de ediyor. Bu konuya bir çözüm üretilmesinin yararlı olacağını düşünmekteyim. Güvenlik tabii ki önemli ama bunu halkı rahatsız etmeden yapabilmenin bir yolunu bulabilmek gerekiyor. Neyse konuyu mecrasından saptırmadan bu noktaya hafifçe temas edip geçtikten sonra şunu ifade etmek önemli ki Rahmetli Ali Nar vefatı ile Bayramın ilk günü İstanbul’da yaşayan Müslümanların büyük kısmının Bayramlaşmasına sebep oldu.

Biz de istesek de beceremeyeceğimiz bir şekilde dost ve ahbaplarımızla geniş katılımlı bir bayramlaşmayı rahmetlinin cenaze namazı sonrası gerçekleştirebildik. Hocamız cenazesiyle adeta bu anlamlı Bayram buluşmasına vesile oldu. Kendisine Allah’dan Rahmet diliyorum.

Namaz sonrası eve döndük ve misafirlerimiz peyder pey gelmeye başladı. Bayramın ilk günü bir aralık bularak biz de bir kaç aile büyüğümüzü ziyaret ettik ve akşam döndüğümüzde yine gelen misafirlerimizi ağırladık. 

Ümit veren genç cevherler var

Bayramın ikinci günü de misafirlerimiz elhamdülillah yoğun idi. İkinci günün en hoş topluluğu aile dostumuz Şişmanoğlu ailesinin çocuklarıydı. 9 gencin bu mustakil ziyareti hem hanım ile beni, hem de anne babamı çok mutlu etti. Bizleri de büyük ailelerinin bir parçası görerek ziyaret etmeleri Bayramın güzelliğini gösteren hoş bir davranıştı. Son günlerde bazı muhitlerde gençlerle ilgili bazı olumsuzluklar dile getirilirken, sadece bu anlamlı ziyareti bile göz önüne aldığımızda, genç nesilde ümit verici cevherlerin bulunduğunu rahatlıkla ifade edebilirim

İkinci ve üçüncü günümüz de yoğun bir ziyaretçi trafiği ile geçti ve Bayramı, inşallah ruhuna uygun bir tarzda tamamladık diye düşünüyorum. Bu arada Bayram ziyaretlerinde anne ve babalarıyla gelen küçük çocukların gözlerine baktığımda hep eski günlerimi hatırladığımı bu vesile ile zikretmek istiyorum. Bizler de küçük iken Bayram bahşişimizi ihmal etmeyen büyüklerimizin evlerine hep daha büyük bir şevkle giderdik. Kimileri zarf, kimileri de mendil içinde cebimize hediyemizi koyar ve o evden ayrılırken dünyalar bizim olurdu. Bizler de Bayramların önemli bir rüknü olarak bu hususa özel bir itina göstermeye çalışıyoruz. Vereceğimiz bir harçlıkla o yavruları elbet zengin etmiyoruz. Bizden aldıklarının kat be katını ebeveynlerinden alabiliyor olsalar da bizimkilerin onlardaki yerinin çok daha önemli olduğunu düşünmekteyim. Çünkü biz de küçükken öyle hissediyorduk. Tabii bu harçlıkların yanına bir de minik kitap ilave edildiğinde, o çocuklardaki okuma ve kitap sevgisinin çok daha başka olduğunu da yakinen müşahede etmekteyiz.

Bayram ve çocuklar bahsine de kısaca değindikten sonra diğer bayramlaşma yöntemleri ile ilgili de bazı şeyler dikkat çekmek istiyorum. Bayram dolayısıyla diğer Bayramlaşma mecralarımız telefon, mail, sms, whatsapp, facebook ve twitter idi.

Akıllı telefonlar ve internet alanlarının insani ilişkileri güdükleştirdiği yorumunun karşısında, bu mecraların bir başka açıdan bakıldığında büyük bir fırsatı da beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. İlk akşam merak edip saydığımda tebrik telefonu sayısının 75’e vardığını görünce, ‘ ya bu telefonlar olmasaydı’ diye düşündüm. İlave olarak, böyle günlerde hemencecik oluşturulan mesaj gurupları üzerinden de binli rakamlara rahatlıkla ulaşabildiğimizi söyleyebilirim. Tabii facebook ve twitter mesajları bu sayıyı çok daha ileri boyutlara vardırdı. 

Bir örnek vermek gerekirse İlyas Dönmez’in ‘ Fatihliler’ diye oluşturduğu mesaj grubu bence bu bayramın flaş gelişmesiydi ve bu sayede en az 30-35 yıllık hukukları tekrar canlandırdı. Bu whatsapp grubunda üyeler bu günkü resimlerini de paylaşarak adeta canlı bir Bayramlaşma merasimi gerçekleştirdiler ve herkes İlyas’a teşekkürlerini iletti.

Gruplar dışındaki mesajlarda ben genelde otomatik mesaj sistemlerini değil bizatihi şahısların isimlerini de zikrederek tek tek mesaj göndermeyi tercih ediyorum. Bu mesajları gönderirken o kişilerle olan hukukumu da adeta bir daha gözden geçirebiliyor ve eski günlerimi hatırlıyorum. Tabii gönül tüm bu insanları ru be ru görüp kucaklamayı arzu ediyor ama mevcut şartlarda bu işin imkansızlığı da gün gibi aşikar. O zaman teknolojinin bu nimetinden ziyadesiyle yararlanmış oluyoruz.

Teknolojiyi imkan olarak kullanabiliriz 

Son paragraflarıma bakarak benim teknolojik gelişmeleri çok fazla kutsadığım ve haddinden fazla önemsediğim anlamı çıkarılabilir. Tamamiyle öyle değil. Ben teknolojinin yararlı bir şekilde kullanıldığında insan ilişkilerinin gelişmesine yarar sağlayabileceğine dikkat çekmek istiyorum. Sadece bununla iktifa edilmemeli ama daha iyisi yapılamıyorsa mevcut şartlar en iyi şekilde değerlendirilmeli.

Sonuç olarak bir Bayramı daha idrak ettik. Tabii dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanların çok zor şartlarda Bayramlarını geçirdikleri gerçeği de tüm sohbetlerimizin en önemli konusuydu. Onların dertleriyle kısmen dertlensek de çektikleri acıları hafifletememek, onların daha iyi şartlarda yaşayabilmelerini sağlayamamak hepimizin içinde büyük bir burukluk olarak sürdü gitti.

Allah’ın imtahanı biz kulların iyi ve kötü tüm şartlarda nasıl davrandığımızla alakalı sanırım. Burada belki en önemli husus; insani ilişkileri daima canlı tutmak, birbirimizi sürekli uyarmak, iyiliğin yayılması ve kötülüklerin de engellenmesi hedefimizi de hiç bir zaman unutmamak.

Allah hepimizi nice güzel Bayramlara eriştirsin. Zor durumda olan kardeşlerimizin dertleriyle dertlenebilmeyi ve onların yardımına koşabilmeyi nasip etsin. Amin.

Erhan Erken yazdı.

 

*Abdurrahim Karakoç'u Rahmetle anıyoruz

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2015, 10:58
YORUM EKLE

banner19