Bilmek her zaman iyilik getirmez

Zulümle abad olunmayacağı tecrübe üzerinden tespit edilip deyim haline gelmiştir. Zulmün sürekli olmayacağı tespiti bize, adaletin devletin ömrünü uzatacağı konusunda anlayış ilham eder. Ahmet Mercan yazdı..

Bilmek her zaman iyilik getirmez

İnsanın ömrü ne kadardır; bunu kimse bilmiyor. Bu yüzden bilinmedik bir şey bırakmama çabasındaki “bilimciler” fena haldeler. Bilmiyorlar ki, daha doğrusu düşünemiyorlar, daha da doğrusu tefekkürden uzak olduklarından hissedemiyorlar; ölüm zamanını bilmek insanı çıldırtır.

Meğer ki, tarih çok uzak olsun, insan, her takvim yaprağı çevrildiğinde tedirginliğin ilerleyişine düçar olur. İradesi takvimle birlikte kontrolden çıkar ve bünyeye hükmetmeye başlar.

Örnekten anlaşılan odur ki, bilmek her zaman iyilik getirmez. Her bilme eylemi, derununda yatan hikmet ile birlikte mütaala edilmeli.

İnsanın kendini Yaratıcı yerine koyup düşünme çabası da böyle bir saikle ortaya çıkmaktadır. İnsanın ölümsüz olma, yakasını ölümden kurtarma duygusunun, farkında olmadan, devrede olduğu da bahse dâhildir.

İnsan çabasının yansıdığı durumda herşey farklılık gösterir. Mümin veya inkarcı, birinin ömrünün uzunluğuna etki eden faktörleri bilmeliyiz; böyle etkenlerin olup olmadığı da insan kavrayışının ve verili bilginin dâhilinde değil, ancak kurumların ömrünün uzun olup olmayacağına dair bazı ipuçları üzerinden fikir yürütebiliriz. İlk etken olarak, zulümle abad olunmayacağı tecrübe üzerinden tespit edilip deyim haline gelmiştir.

Zulmün sürekli olmayacağı tespiti bize, adaletin devletin ömrünü uzatacağı konusunda anlayış ilham eder. Bu ilham adaletin ilişkilerde bir mekan işlevi yüklendiğini, insanın ve varlığın fıtratında kabul gördüğünü gösterir.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2014, 11:55

Eslem Nilay Bozdemir

banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26