Bilimin ahlaktan, erdemden kopması

İslam anlayışında insanlar dünyevi başarıyla değil, faziletleriyle değer kazanırlar. Ahmet Mercan yazdı.

Bilimin ahlaktan, erdemden kopması

ASRI AŞAN AN'LAR: ALTI ALYENİ AL GEL

Yetmiş yıllar. Küçük bir şehrinden gelmiştim, pek çok devletten büyük İstanbul’a. Yaşımı büyütüp bir de iş bulmuşum fabrikada.

Tezgahım arıza yapınca geldi ustabaşı, söktü arızalı parçayı, taktı, sıra ayar yapmaya gelmişti. Beni altı alyen anahtarı almam için takımhaneye gönderirken, anahtarın hemen orada olduğunu gördüm, uzattım. Bu sefer hiç alakası olmayan bir başka alet istedi. Getirdiğimde ayar bitmişti.

Anlam verememiştim bu çelişkiye.

Yıllarca o an'ı aklımda gezdirdim. Ne zaman, şehrin damarlarından merkeze yürüdüm, resmin ulu orta kendini ortaya koyduğunu gördüm: “Bilgi güçtür.”

Ve şehir insanı, sakladığı bilgi kırıntılarıyla önemli oluyor, işinde aranan isim haline geliyor. Bilginin sarıp sarmalanıp saklanması, İslam medeniyetinin kabul edip onaylayacağı bir durum değil.

Aksine, bilginin dolaşımda olması, bir başkasına ulaştırılıyor olması, takdir görür. İslam anlayışında insanlar dünyevi başarıyla değil, faziletleriyle değer kazanırlar.

İki dünya arasında böylesine çarpıcı fark vardır.

Bilginin güç haline gelmesi; aynı zamanda, faziletten de kopuşunun işareti.

İnsana yönelmiş namlu gibi akan, biriken ve kendini sorgulatmayan bilginin marifeti, Hiroşima ve Nagazaki’de ilk marifetiyle sahaya indi ve arkası geldi.

Dünyanın gittikçe daha güvensiz, patlatmaya hazır ve kitlesel ölümler üretmesinin temelinde, bilimin ahlaktan, erdemden kopması yatmaktadır.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2016, 12:32
YORUM EKLE

banner19