banner17

Bilge kedi çok mu yorulmuş?

Kim bu kediye, bu köpeğe imrenmez ki? Kitapların getirdiği yükten azade bezgin-gezgin iki entelektüel! Alabildiğne mütevekkil ve mesutlar.

Bilge kedi çok mu yorulmuş?

Entelektüel bir kedi mi desek bu kaygısız uyuyana? Bir modern çağ gezgini mi? Anadolu’yu kaplar gibi uzanmış harflerin üzerine. Üstelik buralarla yetinmemiş, Yirmisekiz Çelebi Mehmet’le Fransa’ya dek uzatmış ellerini. O güzel patilerini. Zararsız patilerini. Suyu da var maşallah. Süzülmüş bir irfana da sahip Osmanlı’dan, Bizans’tan suyla akıp gelen.

Kim böyle güzel uyuyabilir bildiklerinin üstüne?

Buranın neresi olduğunu bilmiyorum. Ben Çengelköy olduğuna inanmak istiyorum. Mevsim bahar ya da yaz olsun. Sonbaharın yazdan kaçırılmış son ılık zamanları da olabilir. Uyuduğu yer güzel. Dünya umurunda değil şu anda. Karnı da tok galiba. Hangimiz böyle güzel uyuyabiliriz bildiklerimizin üstüne uzanıp? Cedel ve kapışmayı ve bir yerlere bir şeyler yetiştirmeyi düşünmeden.

Entel kedi
(+)

Kedilerin hizmetçileri olur, sahipleri olmaz!

Kimin kedisi bu acaba? Kedileri bilirsiniz. Kolay kolay kimsenin olmazlar. Kendilerine gönderilen rızkın sahibine minnet ederler yalnızca. ‘Aracı’ onları sever. Onlar ise genelde başlarına buyruk yaşarlar. Kendilerini sahibi zanneden kişiler, kedilerin yaşam biçimine ayak uydurmak zorundadır. Kediler ve hizmetçileri vardır. Kediler ve asil duruşları. Eğlenirler insanlar sayesinde. Felekten bir gün çalma dertleri olmasa da. Felek en güzel eylemiştir onların yerlerini. Mütevekkil kediler dersek cuk diye oturur kedilerin tavrı buraya.

Doğarken olmuştur onlar

İşte bu kedi de zamanın bir anında uzanmış buraya. Onun için toprak, koltuk, halı, kucak, eşik birdir. ‘İbnü’l-vakt’tir kediler. Seyr-u sülûk yapmadan derviştir onlar. Ermiştir ereceği menzile. Doğuştan olmuştur onlar. Ne mutlu onlara.

Bizim yapamadığımızı onlar yapıyor abi!

Ama işte gene de düşmanları vardır kedilerin de. Hepimiz biliriz kedilerin en çok köpeklerden kaçtığını. Gerçi şimdi büyük şehirlerde, kentlerde kedileri de köpekleri de pek fazla görmez olduk. Toplayıp götürdü onları modern icatlar, adetler, gürültüler. Arka mahallelerde, ücra yerlerde dolaşabiliyorlar ancak. Fakat büsbütün de yok olmadılar. Evlere sığındılar. Zengin evlerine. Bahçeli evlere. Kentin göbeğine dikilen çok katlı apartman dairelerine. Tıpkı bizim gibi. Bu yüzden imreniyoruz böyle kedilere.

Entel köpek
(+)

Havlamazsa rahatlamaz bu köpek!

Neyse efendim. Kedinin en büyük düşmanı olarak bildiğimiz köpeklerden bahsedecektik biraz. Araya böyle bilgiççe laflar girdi. Bakıyoruz, nerde o düşman köpek? Aman Allah’ım o da ne öyle! Onun yattığı zemin biraz sert görünmekle beraber, buranın kedinin yattığı yerden kötü olduğunu söyleyebilir miyiz? Zaten kedinin yattığı yere sığamazdı o. Ama tabii, köpek bu. Kediyi rahatsız etmek genlerinde var. Kalkıp kediyi görse muhakkak hırlar biraz. Havlayıp onu uyandırır. Peşinden koşturur biraz.

Köpekten bilimsel tezler: Havv!... havv!...

Acaba bunun sebebini sorsak bize bunu açıklar mı? Ne de olsa bunca kitabın önünde, içinde uyuyor bir süredir. Herhalde bize tarihsel, psikolojik ve biyolojik bazı serimlemeler yapabilir. Tabii buna tenezzül etmeme ihtimali çok daha yüksek. Şöyle bir kaç şirince havlayacak yüzümüze ve içinden şöyle diyecek: “Aman kime ne anlatıyorum ben? Onca kitap yutuyorsunuz daha birbirinizle kaynaşıp anlaşamıyorsunuz. Ben mi bu köpek halimle size hakikati anlatacağım? Havv!… havv!...”

Entel köpek
(+)

Çınaraltı’nda var bir mırnav!

İki tarafı da kitaplarla lebaleb dolu bir kitaplığın önünde edebince uzanmış. Küçüklü büyüklü, ciltli-ciltsiz bu kitapların isimlerini seçemiyoruz. Lakin seçkin kitaplar olduğunu anlıyoruz. Keyfi yerinde bu beyaz hayvanın da. Acaba kaç dilden kitap var burda? En eskisi kaç yıllık? Tabii yine biz soruyoruz bu soruları. Köpeğinse aklı başında değil. Eğer rüya görebiliyorsa sahibinin kendisi için hazırladığı janbondan yiyordur muhakkak.

Bir kedi köpek kovalamacası anlatmak kadar heyecanlı değil elbette tüm bu söylediklerimiz. Onu gerçek hayatta yaşatıyorlar zaten bize. Olmadı bir holivud filmine gider, kaçan ve kovalayan sahneleriyle dopdolu bir macerada bu ‘ataraksia’yı yaşayabiliriz. Ya da İstanbul’da bulunan arkadaşlar Çınaraltı’na gidip bir kitabın sayfalarında gezinirken o mırnavı da seyredebilirler, gülümseyerek…

 

Mustafa Nezihi Pesen ranzavilere selam çaktı, imrenerek

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2010, 18:28
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
...
... - 8 yıl Önce

O kediyi de tanıyorum ya bidahaki sefere ona su dökücem suuuuuuu

banner8

banner19

banner20