Beyaz Türkler müzesinden portreler: Şükrü Kaya

CHP’li İçişleri Bakanı Şükrü Kaya 3 Aralık 1934 tarihli Meclis tutanağına geçen konuşmasında şunları söylemişti: “Her dinin kavaidi esasiyesi herkesin malumudur. Dinler işlerini bitirmiş vazifeleri tükenmiş yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.” (Türkiye Büyük Millet Meclisi,03.12.1934)

Beyaz Türkler müzesinden portreler: Şükrü Kaya

CHP’li İçişleri Bakanı Şükrü Kaya 3 Aralık 1934 tarihli Meclis tutanağına geçen konuşmasında şunları söylemişti: “Her dinin kavaidi esasiyesi herkesin malumudur. Dinler işlerini bitirmiş vazifeleri tükenmiş yeniden uzviyet ve hayatiyet bulamayan müesseselerdir.” (Türkiye Büyük Millet Meclisi,03.12.1934)

Şükrü Kaya, sonradan uydurulmuş Türk Tarih Tezini ise Mecliste şöyle savunmuştu: “Zaten insanlık tarihi Türklerle başlamıştır. Türk olmasaydı belki tarih olmazdı ve muhakkak ki medeniyet de başlamazdı. Türk’ün olmadığı bir tarih karanlık ve kaotik olurdu.” (Koçak,2013:239)

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya bir başka konuşmasında: "Hürriyet namına devlet otoritesini feda edemeyiz” demişti. (Ertunç,2010:216)

Dr. Cemil Topuzlu Paşa, Hatıralarında, yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: Bir akşam Atatürk’ün de bulunduğu bir düğün merasiminde idik. Yanımızdaki masada Şükrü Kaya oturuyordu. Bir ara, tepsi ile buzlu şampanyalar geldi. Şükrü Kaya, elinde dolu bir şampanya kadehi olduğu halde: “Alsana, Paşa” dedi. İtiraz ederek şu cevabı verdim: İçkinin mazarratını bildiğim için müskiratla başım hoş değildir.

Bu sözüm üzerine Şükrü Kaya güldü ve aramızda bir muhavere oldu: “Acayip! Müskirat muzır mıdır? Peki, ne gibi bir mazarrat tevlit eder?

Müskirat kullananlarda mide ve bağırsak hastalıkları zuhur eylediği gibi, karaciğerin hücreleri tahrip edildiği için de siroz denilen müthiş hastalık olur!

Şükrü Kaya, böyle söylemem üzerine yüksek sesle: “Safsata” dedi ve şampanya kadehini dikti.

Atatürk'e çok yakın oturduğumuz için sözlerimiz, zannedersem onun da nazar-ı dikkatini celbetmişti. Bizi dikkat ve alâka ile dinliyordu. Bu suretle sabaha kadar sarayda kaldım. Gün ağarınca Atatürk yerinden kalktı. Önümüzden geçerken refikam bana: “Paşa, Atamızı çok zayıflamış, çok sararmış gördüm. Acıyorum; göreceksiniz ki, bu adam ağır hastadır, maalesef uzun müddet yaşayamayacaktır” dedi. Ben de: “Ne yazık! İçki onu bu felâkete sürüklüyor. İçkinin kurbanı oluyor” cevabını verdim (Topuzlu,2017:263-264).

Gazeteci Ahmet Emin Yalman’ın naklettiğine göre; Malta sürgünündeyken Şükrü Kaya’nın başından ilginç bir olay geçer. Olay şöyledir: Şükrü Kaya akşam Kapitani Barı’nda biraz fazla içmiş, operanın barında da perde aralarında içmeye devam etmişti.Operadan çıktığımız zaman aşırı derecede neşeli idi. Bir ara “Ehlisünnet vel cemaat mezhebinde pardesüyü şöyle taşırlar” diyerek pardesüsünü omuzuna atmak istedi.Bu esnada dengesini kaybetti ve yüzüstü düştü. Ortalık kana bulandı (Yalman,1997:616).

Kaynakça:

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Devre 4, Inikat 11, sayfa 77, 03.12.1934

Ertunç Ahmet Cemil (2010), Cumhuriyetin Tarihi, İstanbul:Pınar Yay

Koçak Cemil (2013), Tarihin Buğulu Aynası, İstanbul:Timaş Yay

Topuzlu Cemil (2017), 80 Yıllık Hatıralarım, İstanbul: İşaret Yayınevi

Yalman Ahmet Emin (1997), Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim, İstanbul: Pera Yay

Yayın Tarihi: 17 Şubat 2022 Perşembe 09:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26