banner17

Bertan Rona’ya Faunus Düşünce Atölyesi’ni sorduk

Danışmanlığını Bertan Rona’nın yapacağı Faunus Düşünce Atölyesi 1 Şubat 2019 itibariyle faaliyetlerine başlayacak. Bertan Rona’ya atölyenin nasıl ortaya çıktığını, amacını ve derslerin mahiyetini sorduk.

Bertan Rona’ya Faunus Düşünce Atölyesi’ni sorduk

Pekçoğumuzun “Bertan Rona ile Duyuşlar” programından aşina olduğumuz Bertan Rona özellikle Batı müziği alanında ülkemizin yetiştirdiği güzide sanatçılardan biri. Radyo programını dinleyenler veya Twitter hesabını takip edenler kendisinin ayaklarını bu topraklara basan iyi bir entelektüel olduğunu da fark etmişlerdir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan müzikoloji doktoru unvanı alan Rona, çeşitli üniversitelerde hocalık yaptı. Besteci, koro şefi ve librettist olarak pek çok ulusal ve uluslararası festivale katıldı. 2014 yılında dünya prömiyeri yapılan “Hekimoğlu” operasının librettosunu yazdı.

2010 yılından bu yana Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde koro şefi, rejisör ve sanat danışmanı olarak çalışmalarını sürdüren Rona, halen devam eden “Bertan Rona ile Duyuşlar” adlı bir radyo programın hem yapımcısı hem sunucusu. Çeşitli dergilerde yayınlanmış yazıları ile İstanbul Koşukları ve Grup Buluşum isimlerini taşıyan iki kitabı mevcut.

Bertan Rona hayranlık  uyandıran bu çalışmalara 1 Şubat’tan itibaren bir yenisi daha eklenecek. Zira kendisi, faaliyetlerini online sürdürecek olan Faunus Düşünce Atölyesi’nin de danışmanlığı üstlenmiş durumda. Atölye çalışmalarına başlamadan önce hakkında daha ayrıntılı bilgi alalım istedik ve Bertan Rona’ya çeşitli sorular yönelttik: Faunus Düşünce Atölyesi fikri nasıl ortaya çıktı; atölyenin gayesi nedir; hangi konular işlenecek; atölye çalışmalarını neden internet üzerinden yapıyor; geleceğe dönük planlarınız ve bu çalışmanın farkı nedir?

Bertan Rona bizi kırmayıp sorularımızı şu şekilde cevapladı:

Uzun yıllar boyunca birtakım platformlarda felsefe, dil, kültür tarihi, dinler tarihi, çoksesli müzik, ikonoloji ve edebiyat temalı dersler verdim; söyleşi ve konferanslar için Türkiye’nin dört bir yanına davet edildim. Farklı üniversitelerdeki hocalığım ve kongre etkinliklerim dolayısıyla akademik camiada da insanlarla yakın temasım oldu. Tüm bu süreç boyunca talebe ve dinleyicilerim, benden sıklıkla, bu dersleri daha uzun soluklu ve işlevsel bir formata kavuşturmam ricasında bulundular. Bu güzel ricayı, iki yıldır hazırlayıp sunduğum “Bertan Rona ile Duyuşlar” radyo programında felsefe tarihi ile ikonoloji gibi başlıklara kısmen yer vererek karşılamaya çalışsam da, nihayetinde bu meselenin halli için daha köklü bir adım atılması gerektiğini anladım. Faunus Düşünce Atölyesi fikri, temelde bu gereğin ve anlayışın ürünüdür.

Atölye, çalışmalarını online olarak yürütecek bir oluşum. O nedenle dileyen herkes bu dersleri kendi evinin rahatlığında ve odasının sıcaklığında alabilecek. Katılımcılar, ders esnasında hocaya diledikleri soruyu canlı olarak sorabilecekler. Eğer bir dersi kaçırırlarsa, o dersin kaydını sistemde diledikleri an bulabilecekler. Bunun yanı sıra her ders sonrasında konuyla ilgili metin, şema vb. materyal sisteme yüklenerek katılımcıların istifadesine sunulacak. Faunus Düşünce Atölyesi’ne kayıt yaptıranları, zaman içinde türlü sürprizler de bekliyor olacak. Peki bu mantık çerçevesinde etkinlik gösterecek olan Faunus Düşünce Atölyesi’nde hangi sınıflar var? Şimdi size biraz bu sınıflardan ve içeriklerinden bahsedeyim.  

“Felsefe Tarihi” atölyesi, adından da anlaşılabileceği üzere felsefenin spesifik bir konusu üzerine eğilen değil, felsefe tarihinin başlıca düşünür, akım, kavram ve soru/n/ları hakkında kuş bakışı bir görünüm sunan bir çalışma ortamı. Kanımca bu atölyedeki en büyük yenilik, tüm bu konuların, İslâm akidesi ve düşüncesi ile mukayeseli bir biçimde okutulacak olması. Şunu kesin olarak bilmeliyiz ki, Batı’da modernite öncesi felsefeyi din olgusundan ve tabii Katolik teolojiden bağımsız ele almak mümkün değildir. Dolayısıyla felsefi ve dinî meselelerin iç içe geçtiği büyük bir ara kesit var. Faunus Düşünce Atölyesi’nin “Felsefe Tarihi” sınıfı, bu gerçeğin yanına İslâm akidesi ve düşüncesini de koyuyor. Bunun iki nedeni var: Birincisi günümüzde kısmi bir canlanma var gibi görünse de İslâm ilahiyatının felsefe bağlamında değerlendirilmesinde gözlenen büyük açıktır. Bu şekilde özellikle İslâm’ı bir vesileyle teorik açıdan çalışan insanlara, bu sahada daha da derinleşme imkanı doğmuş olacak. İkinci neden ise İslâm’ın bizim dinimiz olması. İnandığımız, hayata geçirmeye çalıştığımız, böyle olmasa bile kültürel kodlarımızı birinci elden belirlemiş olan, yakından tanıdığımız ve kendimizi “evimizde” hissettiğimiz bir inanç ve uygulama bütünü, felsefeyi karşılaştırmalı olarak içselleştirmede Hristiyan teolojisinden çok daha etkili bir araç olabilir. 

“Etimoloji/Kültür Tarihi” atölyesi, dikkat edilecek olursa çalışmalarını etimoloji ile sınırlı tutmayan bir ortam. O nedenle “Etimoloji”nin yanına “Kültür Tarihi” ibaresi de eklendi. Bunun anlamı şu: “Etimoloji” denildiği zaman insanların aklına genellikle fazlasıyla teknik bir alan geliyor ki aslen bunda bir sorun da yok. Ancak bizim yaklaşımımız, sadece kelimelerin yapısını ve tarih boyunca sergiledikleri değişimi teknik olarak ortaya koymak değil, (aynı zamanda ve belki de daha çok) onların taşıyıcısı oldukları kavramları düşünsel olarak ele almak. Mesela “minare” kelimesinin “nur” ile akraba oluşunu birkaç Arapça gramer kuralı ile ortaya koyup köken bilimi açısından inceleyebilirsiniz ama burada bizim için aslolan minare-nur ilişkisi dolayısıyla “insan sesi ile aydınlanma” düşüncesine tarihsel-düşünsel bir bakış.

Faunus Düşünce Atölyesi’nin en çok ilgi gören sınıflarından biri de “Dinler Tarihi” oldu. Bu sınıf, kronolojik olarak totemizm ile başlayıp İslamiyet’e kadar gelen bir müfredatı izliyor. Bunu yaparken, bütün dinleri birbiriyle bağlantısı üzerinden ele alarak inanç olgusunun psikolojik, sosyal, bazen siyasal yönlerini ortaya koyuyor ve en “ilkel” görünen din anlayışında bile nasıl hikemi bir yön bulunabileceğini gösteriyor. Bugün hurafe olarak görünen “büyü” uygulamasının, burada bir işlem yaparak uzaktaki başka bir nesneyi etkileme düşüncesini içerdiği için (“nedensellik” anlayışı dolayısıyla) bilim tarihi açısından önemli bir aşamayı temsil ediyor olması, buna misal verilebilir. Dolayısıyla “Dinler Tarihi” atölyemiz, bu konuda yepyeni dünyalara kapı aralamak isteyen katılımcılarını bekliyor.

Faunus Düşünce Atölyesi, az önce kısaca anlatmaya çalıştığım bu sınıflardan sonra, tamamıyla müzik, sanat ve edebiyata dönük üç yeni sınıf daha açtı. Ülkemizde bu alanları özümseyerek rehabilite olması, yani yeni bir davranış modeli kazanması gereken ve özellikle de gençlerden oluşan büyük bir kitlenin olduğunu biliyoruz. Güzelliğini bilgiççe üslubu ve zorlu teknik yapısının arkasına adeta gizlemiş olan klasik Batı müziğini anlayıp severek dinleyebilmek, “şiir tahlili” denildiğinde hemen akla gelenin aksine ve ülkemizde belki de hiç yapılmamış bir biçimde şiirleri kompozisyonel açıdan çözümleyebilmek, ve oldukça görkemli bir geleneği olan Batı resim sanatını ikonolojik yorumlama çerçevesinde ele alabilmek isteyenler, bu atölyeleri kesinlikle kaçırmamalılar. Özellikle şiirlerin teknik çözümlemelere tabii tutulduğu ve bir şiirin nasıl yazıldığının ilk elden anlatıldığı “Şiir Analizi” atölyesi ile daha çok sözlü kültür toplumu olduğumuz için yabancısı sayılabileceğimiz resim sanatını kompozisyonel ve felsefi açıdan ele alacak olan “İkonoloji” atölyesinin büyük bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. “Mitoloji”, “Sinema” ve “Şehir/Mimari” atölyelerimizin önümüzdeki aylarda hayata geçirileceğini de yeri gelmişken belirtmek isterim.

Bu noktada vurgulamak istediğim çok önemli bir husus var: Faunus Düşünce Atölyesi, mükemmel olunduğu zannıyla donup kalan statik bir platform olmayı değil, hayatın diyalektiğine uygun biçimde sürekli gelişen ve değişen dinamik bir organizma olmayı hedefliyor. Bir örnek vermek gerekirse, felsefe tarihine özet ama sağlam nitelikte bir bakışı veren “Felsefe Tarihi” atölyesi, zaman içinde (mesela) “Aristoteles” veya “Aydınlanma Felsefesi” gibi daha spesifik atölyeler doğurabilir. Şimdilik bir bütün olarak değerlendirdiğimiz “Dinler Tarihi” atölyesi de benzer biçimde (söz gelimi) “Paganizm” veya “İslam’da İtikadi Mezhepler” gibi daha derinlikli atölyeleri beraberinde getirebilir. Bunun için katılımcıların talepleri çok önemli. Bu talepleri doğru ve zamanında alabilmek için ise onlarla çok yönlü ve güçlü bir iletişim gerekiyor. O nedenle biz, katılımcılarımızı ders sürecinin ardından etkileşimimizin sona ereceği insanlar olarak değil; bize her konuda fikir veren, bizi olumlu ya da olumsuz eleştiren, hatta birlikte iş yapabileceğimiz dostlar olarak görüyoruz.

Faunus Düşünce Atölyesi ile ilgili olarak dile getirmek istediğim son husus, oluşumumuzun mali konulara yaklaşımı. Başlarken, böyle bir yapı kurma düşüncesinin tamamen insanların ısrarlı talebi üzerinden şekillendiğini belirtmiştim. Bu noktanın altını özellikle çizmek istiyorum. Biz tüccar değiliz. Kapitalizmin hükümranlığı altındaki bu dünyada, temel motivasyonunu ticarette değil hakikat ve sanat arayışında bulan insanlar olmak gibi bir derdimiz var. Nitekim zaman geçtikçe, bu sözümün doğruluğuna işaret edecek emareleri birlikte göreceğimize inanıyorum. Maddi durumu elvermediği için atölyelerimize katılamayan insanların mümkün olduğunca derslere dahil edilmesinden, ihtiyaç sahibi öğrencilerimize burs teminine kadar hayalini kurduğumuz pek çok şey var. Fakat bunun için önce yola çıkmamız ve önümüzü görmemiz gerekiyor. Sonrasında eğer Allah izin verirse çok güzel fikir ve faaliyetlerle karşınızda olacağız.

Not: Atölye hakkında bilgi almak ve katılım şartlarını öğrenmek için www.bertanrona.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

       

                                                                                                              

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2019, 11:07
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20