Beklenen kitap Okuyucularla çıktı!

Mavera 1977 ve 1991 yılları arasında yayınlanmış ve bir ekol olmuş dergilerimizden biri. Zarifoğlu'nun dergideki işlevi ve önemi büyük.

Beklenen kitap Okuyucularla çıktı!

Okur bekliyordu

Modern Türk şiirinin ileri karakolu Cahit Zarifoğlu’nun Mavera Dergisi’nde okuyucuların mektuplarına verdiği cevaplar Beyan Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.

Uzun süredir zarif okurun hararetle ve merakla beklediği “Okuyucularla” Ahmet Zarifoğlu ve Selçuk Azmanoğlu’nun çalışmalarıyla derlenmiş bir kitap. Öncelikle kendilerine teşekkür edip kitaba geçelim.

Her mektuba cevap

Bir yönüyle sahici bir savrukluğunu bildiğimiz Zarifoğlu’nun onlarca sayıda yüzlerce mektuba düzenli olarak cevaplar vermesi onun aynı zamanda savrukluğunun da kendine has bir savrukluk hali olduğunu gösteriyor bu kitapta. Kafamızdaki Cahit Zarifoğlu portesinde çokça yer almayan bir durum bu. Zarifoğlu yüzlerce mektuba üşenmeden kimi zaman bir küçük paragrafla kimi zaman ise sayfalarca cevap veriyor. Ve bu cevapları okuduğumuzda bunların okuru oyalamak ya da okuru sadece bir abonman olarak kullanmak maksadının olmadığını görebiliyoruz. Zarifoğlu bir derdi paylaşıyor bu mektuplarda. Bir mesajın (belki de tebliğ kelimesi daha uygun düşerdi) yerine ulaşıp ulaşmadığının sağlamasını yapıyor.

IMG_4365.JPG"Müslümanları düşünelim!"

Mesela İbrahim Balcı’nın mektubuna verdiği cevapta onun gönderdiği ürünle ilgili değerlendirme yapmakla birlikte ona verdiği nasihatlerden Zarifoğlu derdinin sadece gelen birkaç şiiri veya hikâyeyi değerlendirmek olmadığını anlıyoruz. Burada “kurtuluşu bütün dünya Müslümanları için düşünelim” ifadesi oldukça temelli bir manifestodur bana kalırsa. Ve bu ana fikir etrafında Zarifoğlu nasihatlerini bir abi-kardeş diyaloğu içerisinde sürdürüyor. O zaman diyor, İslam’a hizmet için kümelenmiş grupların, değişik tarzda yürümelerine rağmen, yan yana olduklarını göreceğiz.

Bizim bağlılığımız

Benim bu kitapta dikkatimi çeken en önemli şey günümüz genç kuşağının Zarifoğlu’yla kurduğu biricik ve ayrıcalıklı irtibatın aslında bir tür Zarifoğlu geleneği olduğudur. Bugün birçok genç arkadaşımın Zarifoğlu ve sanatıyla kurduğu biricik ilişkinin temelinde geçmişte Cahit Zarifoğlu’nun gençlerle kurduğu biricik ilişkinin bir bilinçaltı öğesi gibi yattığını sanıyorum. Nasıl Zarifoğlu yaşamı boyunca kalabalık grupların karşısına çıkarak mesajını iletmemiş ve hususi olarak bire bir irtibatlarla gençlerle ilişki kurmuşsa bugünün gençleri de benzer bir karşılıkla Cahit abileriyle irtibat kurmaktadır. Cahit Zarifoğlu Müslüman şair ve yazarların zarif prensidir. (Aklı başındaları hariç Sol ve liberal çevre (kendilerine) ne yazık ki sağ ve sol gözünü birlikte yumarak Cahit Zarifoğlu’nu görmemezlikten gelmeye devam etmektedir ve edecektir de.)

Mektuplar, poetik metinler mi?

Birçok yazar bu mektuplarda Zarifoğlu poetikasına dair sahici izlerin olduğunu söylemektedir. Teknik olarak bu yargı doğru olmakla birlikte bu mektuplar Zarifoğlu poetikasından ziyade Zarifoğlu portresini ortaya koymaktadır. Biz bu mektuplar sayesinde Zarifoğlu’yla ilgili genel birçok kanaatin aslında öyle olmadığını bizatihi Zarifoğlu’nun kendi ağzından öğrenmekteyiz. Buna göre onun sadece kendi içsel varlığı ve yaşantısıyla sınırlı bir dünyası yoktur.

Mesela Zarifoğlu bir okuyucu mektubuna verdiği cevapta ondan Mavera’ya üye ve Akabe Yayınları’nın satışı için bir kitapçı bulmasını istemektedir. Gerekçesi ise açıktır: “Unutmayın ki bizim türde faaliyet gösteren Müslümanların para babası dostları yoktur.” Alın bu ifadeyi bugünün şartları içerisinde ne kadar canlı bir ifade, ne kadar aktüalitesini koruyan bir ifade onu mütalaa edin. İfadenin devamı ise şöyle: “Yalnız baskısı milyonlarca lira tutan duvar afişlerini, el ilanlarını bastıracak paraları bulmak hatta günlük gazete çıkarmak için banka ve tekel deposu işçi maaşlarını gasp eden silahlı hırsız şebekemiz de yok.” Ama Zarifoğlu gibi birinin ne kadar umurundadır bu: “Allah’ın izniyle kendi gayretimize bakıyoruz.” Bunun şerhi şudur: Zarifoğlu gününün meselelerine karşı duyarsız, tepkisiz ve savunmasız değildir. Yani bir yazı ayaklarında botla bir sandalcının yanında geçiren Zarifoğlu fotoğrafından farklı bir Zarifoğlu fotoğrafı çıkmaktadır bu mektuplarda.

Yaşamaktan farkı var mı?

Yine bu mektuplarda Zarifoğlu’nun o eşsiz kitabı Yaşamak’ın tadını duymak da mümkün. Bakın şu ifadeye: “Mutlak güzelliğe az meyleden gönlünüzü kınarken, gizli bir gurur eline düşmeyin.” Şimdi bu ifadeyi Yaşamak’ın herhangi bir yerine iliştirsek bir ayrıklık görebilecek miyiz? Bunun gibi altı çizilecek yüzlerce ifade var Okuyucularla kitabında…

Zarifoğlu eserleri arasında kendine has bir yeri olacağı şüphesiz olan Okuyucularla kitabıyla ilgili aslında söylenecek daha birçok şey var. Zarifoğlu’yla birlikte bir dönemin önemli edebiyat yayınlarından biri olan Mavera’yı dolayısıyla o dönemin edebiyat ortamını da bu kitaptan görebilmek mümkün. Hem Cahit Zarifoğlu fotoğrafını netleştirmek hem de dönemin havasını teneffüs etmek isteyenler bu kitabı bir an evvel okusunlar…

Kitabı yayına hazırlayan ve yayınlayanlara borçluyuz. Ve bu borç bir teşekkürle ödenemeyecek bir borçtur güzel okuyucu…

 

Abdüssamed Bilgili bildirdi.

Yayın Tarihi: 22 Eylül 2009 Salı 13:03 Güncelleme Tarihi: 28 Eylül 2009, 07:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26