Basın tarihinde bir ilk: ADNAN MENDERES’İN EL YAZISI İLE YASSIADA SAVUNMALARI-3

Yakın tarihimizin unutulmaz trajik hadiselerinden olan ve Türk milletinin hafızasında silinmez travmatik izler bırakan 27 Mayıs 1960 darbesi neticesinde Başbakan Adnan Menderes ve bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idamla öldürüldüler. İşte bu elîm hadisede çeşitli zulümlere uğrayan Demokrat Parti Lideri ve Başbakan Adnan Menderes, türlü baskılar ve zulüm altında kendi savunmasını, kendisi yapmıştır. Adnan Menderes'in yargılanma sürecinde bizâtihi yapmış olduğu savunmaya dair, "Yassıada Savunmaları" olarak tarihe şerh düştüğü belgelerin 3. bölümünü dikkatlerinize sunuyoruz.

Basın tarihinde bir ilk: ADNAN MENDERES’İN EL YAZISI İLE YASSIADA SAVUNMALARI-3

Sayfa 11

Profesör Hüseyin Naili Kübalı, 3 gün arka arkaya evime gelen polislerin kendisini alıp götürmediklerini huzurumuzda mağdurname bir eda ile anlattı. Böyle hileli idareci olur mu? 1. Menderes hükümetinden başlanmak üzere 10 yıl içinde kurulan hükümetlere Demokrat Parti grubunda ve mecliste bir kısım iktidar mebusları tarafından daima aleyhte oy verebilirmiştir. Böyle diktatörlük olur mu? Parti grubu 1955'te hükümeti istifaya mecbur bırakıyor ve hükümet düşüyor, böyle dikta hükümeti mi olur? Muhalefet partisi ayaklanma metodları ile çalışabiliyor, muhalefet partisi lideri evinde 25 emekli general ile toplantılar yaparak bunu matbuata aksettirebiliyor ve meclis kürsüsünde ordunun, polisin, jandarmanın iktidarla beraber olmadığını da sözlerine ilave etmek suretiyle ihtilalden ve ihtilalin meşruiyetinden bahsederek konuşmalar yapabiliyor. Bütün bir vatan sathı, bir miting sahası hâline gelebiliyor. İktidara karşı açıkça tebliğler…

Sayfa 12

neşir olunabiliyor. Böyle bir memleket diktadan bahsolunabilir mi? Basın en ağır neşriyatı dilediği gibi yapabiliyor, gazete ve mecmuaların bütün sayfaları sadece iktidarı hırpalamaya, ezmeye, iktidarı devirmeye hasrolunabiliyor. Basının baskı altında bulunduğu ileri sürülen, 1959 yılında yazılan ve iktidara ateş püsküren yazılar yüksek huzurunuzda “vesikalar” diye okundu. Basının bu tarzda çalışabildiği bir yerde de var mı dikta vardır denilebilir mi?

Üniversite muhiti, muhalif partilerin faaliyet sahası oluyor. Muhalefetin Gençlik Kolu Teşkilatı, öğrencilerin arasında kol geziyor; muhalefete mensup kadınlar kolu teşkilatı, evleri, sokakları, mahalleleri içine alarak teşkilatlanabiliyor. Muhalefetin bu militan kuvvetleri kongreleri kapalı ve açık yer toplantıları ile diledikleri gibi çalışabiliyor ve bu partizanlar, gençliğin masum hissiyatını dilediği gibi teşvik ve tahrik edebiliyor, olaylar yaratabiliyor. Böyle bir memlekette diktatörlükten, diktaya gidişten bahsolunabilir mi?

Sayfa 13

Profesör, okullara din dersleri konuldu diye Maarif Vekaleti aleyhine dava açabiliyor. Profesörler kürsülerinde ilmi tetkik ve siyasi iktidar olayını izah nâmı altında hükümet iktidar ve meclis aleyhinde konuşabiliyorlar. Matbuata dilediği beyanatı verebiliyorlar; gazetelere, mecmualara diledikleri aleyhte yazıları yazabiliyorlar. Muhalefet partisinde mebus iken seçilemeyişle açıkta kalan profesörler tekrar kürsülerine dönüp oturabiliyorlar. Böyle bir memlekette diktadan, diktaya gidişten bahsolunabilir mi?

Parti grubunda kürsüde konuşan bir mebusa müdahale eden başvekile, diğer bir mebusun, “Sus da oturup dinle!” diye bağırarak başvekili susturabildiği diktaya gidişin had safhası telakki olunan 1960'ta, parti grubunda mebusların acı ve sert konuşmalarına dayanamayan başvekilin istifa ettiğini bildirerek kürsüden inip salonu terk ettiği bir grup içinde diktaya gidişi desteklemekten, diktatörden bahsolunabilir mi?

Sayfa 14

aldığımız malumat olmuştur. Bu yüzden resimlerde müessif hadiseler çıkması kuvvetli bir ihtimal olarak görünüyordu. Tahkikat Encümeni’nin kurulmasına yol açan da bu endişe idi, seçimlerde kaybetmek endişesi değil.

Pek kıymetli Başkan, muhterem başsavcının üzerinde defalarca durduğu, “seçim zeminini temizleyeceğiz veya müsait hâle getireceğiz” şeklinde ifade olunan fikir ise seçimlerin serbest, dürüst, sükûn içinde ve müessif hadiselere meydan vermeyecek şartlar altında yapılması gaye ve temennisinin bir ifadesinden başka bir şey değildir.

Birtakım zararlı veya gizli faaliyetlerin mevcut olup olmadığı ve bunların mahiyet ve kaynağı bir meclis komisyonunca tahkik edilip muhalefetin de huzurunda, mecliste müzakere edildiği takdirde ne kadar sert münakaşalar olursa olsun, neticede salim seçim vasatını bulmak, karşılıklı ithamların çözülmez gibi görünen düğümleri çözmek ve hatta seçimler üzerinde müşterek anlayış ve kararlara varmak mümkün olurdu. Ayrıca bu müzakereler yoluyla durumun tamamen aydınlanmasının bir netice bazı vatandaşları ve bilhassa müfrit particileri zararlı hareketlerden sakınmaya sevk edecek uyarıcı tesiri de olacaktı. En şiddetli çatışmalardan ve münakaşalardan sonra sükûn ve karşılıklı anlayış zihniyetinin hüküm sürmeye başlaması çok görülen şeylerdir. En…

Sayfa 15

“dikta” kelimesi ile şu isimleri sayılan kadro bir anda gülünç bir sahneyi temsil etmiyor mu?

Muhterem Hakimler;

Türkiye'nin 10 yıl içindeki rejimi, atmosferi, manzarası ne diktadır ne de diktaya gidiştir. “Dikta rejimi”, ezici, yok edicidir, müsamahasızdır, sabırsızdır. İnsanlar onu bazen kendi peşlerinde gölge bazen de karşılarında yumruk ve namlı olarak görürler. Rejimde insanlar kendi evlerinin içinde konuşmaya korkarlar, kendi aile fertlerine bile itimat etmezler. Jurnaller, ihbarlar birbirini kovalar, kimse o jurnallerin ve ihbarların hakikat derecesi ile alâkalı değildir. İhbar olunan, alınıp götürülür; maddi ve manevi tazyikler, hakkında yapılan soruşturmalar insanları hayattan bıktırır. İhanetler insanlığı öldürür. Eski dostlar, kendilerine yıllar yılı iyilik edilen insanlar, ellerinden tutulup yükseltilenler, o rejim içinde eski dostlarının eski…

Devam edecek...

https://www.dunyabizim.com/mercek-alti/basin-tarihinde-bir-ilk-adnan-menderesin-el-yazisi-ile-yassiada-savunmalari-2-h47437.html

Hazırlayan: Hacer Yeğin

Yayın Tarihi: 16 Aralık 2022 Cuma 14:00 Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2022, 09:54
YORUM EKLE

banner19

banner36