banner17

Bak kargocu geliyor poşet poşet dergiyle

Selam veren postacılar artık mahallemize uğramaz olsa bile, kargocular çok yakınımızda artık. Hele bir de dergi ve kitap taşıyorlarsa ne kadar çok seviyoruz onları..

Bak kargocu geliyor poşet poşet dergiyle

 

Çocukluğumuzda boyunlarına astıkları şişkin çantalarıyla en çok hasretle beklediğimiz mektuplarımızı getiren postacıların yerini şimdilerde son hız ulaşım araçlarıyla mektup haricinde her şeyi ulaştıran kargocular aldı.

Son mektuplar gönderildi

Nerede o eski postacılar diye nostaljik enstantaneler demeti sunacak değilim, merak etmeyin. Ama itiraf edeyim, mektup deyince beyin hücrelerime ilk hücum ediveren çağrışım Menekşeli Mektup oluyor en nihayetinde. Menekşeli olmasa da hâlâ bir çekmece dolusu mektuplarını saklayan biri olarak, galiba son mektuplaşan nesil olma ayrıcalığı da bize ait olmuş oluyor. Zira çocuklarımızın değil bir çekmece bir tane bile saklayacak mektupları yok maalesef.

Postayla gelen ilklerimiz

İlk dergilerimizi onların elinden almıştık belki de. Yaşadığımız şehirde bize uzak düşen kitap ve kasetlerimizi şimdiki kadar hızlı olmasa da eninde sonunda elimize ulaştırırlardı. Önceleri “Kadın ve Aile”, “Mektup”, “İslam”, “Ribat”, “Türkiye Çocuk” ve “Can Kardeş” dergileri gelirdi. Sonradan “Sağlığınız”, “Beyan”, “İzlenim” ve “Eğitim Bilim” dergilerimiz geldi postayla evimize. Kargoyla gelen ilk kitabım ise İbrahim Sadri’nin Memleket Havaları isimli şiir kitabıydı. İlk kasetim de, üstelik imzalı bir şekilde Marmara Fm’den hediye gelmişti. Osman Yanardağ’ın “Gül Gazeli” adındaki enfes kasetiydi. Sahi ya, o şimdi nerede?

Bir tıkla, hızla gelsin kapına

Hızın neredeyse tek geçerli ölçü olarak kullanıldığı zamanımızda kargocular bulunmaz nimet açıkçası. Bir tık’la iste, iki gün sonra kapında adresine teslim. Kitapçılarda arayıp da bulamadığımız kitap ve albümleri temin etmenin en hızlı yolu kargodan geçiyor artık. Özellikle abone olduğumuz dergilerin bir an evvel elimize ulaşması nasıl bir güzelliktir. Hele de çocuklar her ay gelecek olan “Birdirbir” ve “Bizim Bahçe” dergilerini ellerine alıp, okuyacakları günü iple çekiyorlar.itibar

Sonra “Altınoluk” ve önceki seneler ara sıra aldığımız fakat artık evde bir genç yetişmesini de bahane ederek abone olduğumuz dergiler kervanına “Genç” dergiyi de katmış bulunuyoruz. Yeğen tarafından cebren ve hile ile abone yapılan “Sızıntı”yı unutursak ayıp olur. Bu sene itibarıyla abone olduğumuz ve zaten abone olmadan asla alamayacak olduğumuz dergilerden biri de “İtibar” dergisi şüphesiz. Ancak temsilci ahbap çıkınca abone de olsanız dergi size gelmiyor, siz derginizi almaya gidiyorsunuz. Hiç problem değil, zaten yol üstü ve okumak için her şeye değer. Sadece arada dergimi getirmeyi unutunca evin erkeği, “hani benim ‘İtibar’ım, yine mi unuttun dergimi” çığlıkları atıyorum elimde olmadan. O da ertesi akşam getirdiğinde “al bakalım seni ‘İtibar’ına kavuşturdum” diyerek dalgasını geçmeyi ihmal etmiyor fırsat elindeyken.

Artık kargocu hikâyeleri anlatıyoruz

Dergi sayısı çok olunca haliyle kargocular da bir gün bir dergiyi, ertesi gün diğerini getirmek zorunda kalabiliyorlar. Yaşının da biraz ilerlemiş olduğunu görünce, “hay Allah ikisi aynı gün gelmez mi bunların” diyorum üzülerek. “Olsun efendim vazifemiz” diyor kargocu saygıyla.

Sonra başka kitap siparişlerimiz de üst üste geldiğinde geçenlerde, bir haftada aynı kargo üç kez gelmesin mi? Ben alı al, moru mor. Sanki adama kastımız varmış gibi, biraz da burnundan soluyormuş gibime geldi. Senaryo yazıyorum kendi kendime, içinden kesin şöyle diyordur adam, “bıktım sizden, iki günde bir mecbur muyum buraya gelmeye, toptan isteyin ne isteyecekseniz!?” Demiş midir? Kim bilir.

Hele bir de bazısı ağır çapta bir koliyle nefes nefese gelmiyor mu. Ben daha beter eziliyorum. Üç kat merdiveni çıkana kadar helak oluyor adamcağız. “Hakkınızı helal edin” diyorum, “çok ağırmış”. Kargocu önce tuhafça bakıyor, galiba duymaya alışık olmadığı belli olan bu sözler karşısında ne diyeceğini bilemiyor. Sonra şaşkınlığını sürdürerek, “yok abla ne demek, bizim vazifemiz bu olacak o kadar.”

Hem para almıyorlar hem de maddi imkansızlıklardan yakınıyorlar!?

Kargocuların telefon numaramızı istemeleri ise tam bir facia. Çünkü yeni taşındığımızda hafızamda tutmak için benzer rakamlardan oluşmasından sebep binli şekliyle ezberledim. Herkes yüzlü telaffuz ettiği için de ya cep numarası söylediğimi zannediyorlar ya da iki, üç kere tekrarlamak mecburiyetinde kalıyorum. Şayet kızım yanımdaysa benim yerime o daha çok mahcup oluyor ve hemen söylüyor numarayı, sonrasında da, “anne doğru söyle artık şu numarayı” diye sitem ediyor bir de. Allah Allah, edebi müdahaleniye ben başkaları gibi ezberlemek zorundayım. Kimseye uymak zorunda değilim (tamam inatçılığımın biraz katkısı olabilir, kabul ediyorum). Ayrıca bugüne kadar bir kişinin hiç tekrarlatmadan, bir kerede anlayabildiği vaki olduğuna göre demek ki yapılabiliyormuş.

Karış karış arayıp da bulamadığım dergi kervanına eklenmekten kıl payı kurtulan “Edebi Müdahale” dergisi de kargoyla elimize ulaşanlardan. Sağ olsunlar hem de eski sayılarıyla birlikte göndereceklerini söyleyince çok sevindim ve kendimi de biraz fazla edere göre ayarlamıştım ki gelen kargocu sadece kargo ücretini isteyince, “bir yanlışlık olmasın, daha fazla olması lazım” diyerek adama daha fazla ödeme yapmayı ikna etmeye çalışıyorum. Neyse o beni aksine ikna ediyor, yalan söyleyecek de cebinden ödeyecek değil her halde. Hasbinallah, bu adamlar “deli” olsa gerek. Bir sürü dergi o fiyata olur mu hiç. Sonra maddi gerekçeleri bahane edip cânım dergiyi kapatırlarsa, üşenmeyeceğim, Adana’ya kadar gidip mekânlarını basacağım ona göre. Bahaneyle Adana’yı da görmüş oluruz fena mı yani.

İster dergi olsun ister kitap veya albüm, bir şeylerin, birilerinin beklentisinin heyecanını duymak, hissetmek, kavuşmayı hayal etmek, sabırsızlıkla elimize alıp okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi ya da dinleyip yeni âlemlere dalmayı ve yeni aşinalıklar kazanmayı tatmak bambaşka, tarif edilemez bir duygu değil mi. Ne dersiniz?

 

F.Kebire Gündüz Karaaslan “yeter ki okuyalım gerisi kolay” demeye getirdi

Güncelleme Tarihi: 22 Mart 2012, 09:19
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20