Aşkla tutuşan bir sultan idi Iraki!

Aşk mektebinin ulularından Fahreddin-i Iraki'nin tıpkı Füsus gibi 27 bölümden oluşan Lemeat'ı kitapçılarda parıldıyor.

Aşkla tutuşan bir sultan idi Iraki!

 

Aşk mektebinin ulularından Fahreddin-i Iraki'nin tıpkı Füsus gibi 27 bölümden oluşan Lemeat'ı kitapçılarda parıldıyor. Mustafa Nezihi, hem Ercan Alkan'ın hazırladığı Ahmed Avni Konuk'un Lemeat tercümesiyle hem de Saffet Yetkin'in 1948'de çevirdiği Parıltılar'la yola çıktı. Fahreddin Iraki'nin aşkla tutuşan yaşamına sizi de şahit tutmak istedi. Buyrun...

Pılımızı pırtımızı toplayıp mescidden meyhaneye vardık

Zühd ve keramat varakları üstüne bir çizgi çektik

Oturduk meyhanede (kuy-i mugan) aşıkların safında

Rindlerin elinden meyhanede bir şarap içtik

Şiirin raksına katılan Fahreddin...

1. LemaParıltılar

Fahreddin bu şiirin raksına kapıldığında 17 yaşındadır. Hemedan’da bir medresede müderrisdir. ‘Senin zahirin aşık ve batının maşuktur; matlubu gören kimse talebkar oldu…’ ve Fahreddin medreseye bu kokuyu getiren Kalenderiler’in peşine düştü.

2. Lema

Cübbesini ve sarığını çıkardığında tarihler miladi 1230 falandır. Sultan-ı aşk ‘vücud ve ademi (yokluk) alt üst etmek için aşk çadırını kurup sancağını çekti. Fitne koparıcı aşkın kararsızlığı; alemi şer ve heyecana düşürdü.’

3. Lema

Fahreddin’in de içinde bulunduğu bu taşkın kafile, önce Irak-ı Acem’e sonra Mültan şehrine vardı. Kafile burada Sühreverdi’nin halifesi Bahaeddin Zekeriyya Mültani’nin hankahında konakladı. ‘Derya ala-halihi deryadır. Hadiseler ise dalgalar ve çaylardır. Peyderpey teşekkül eden bu belirlenimler, sakın seni hakikati görmekten perdelemesin.’

Aşkın kemendi boyna geçince

4. Lema

‘Gayret-i maşuk onu iktiza eyledi ki aşık gayrısını sevmeye ve onun gayrına muhtac olmaya… Ta ki aşık her neyi ki seve ve her neye muhtac ola, hep maşuktan ibaret olsun.’ Bu yüzden Fahreddin-i Iraki kendisini alıkoymak isteyen Bahaeddin Zekeriyya’dan kaçmak istediyse de başaramadı. Mültan’a geri döndü ve mürid oldu.

5. Lema

Fahreddin halvete girdi. Halvette şiirler söyleyen bu müridi diğer müridler şeyhe şikayet ettiler. Şeyh müridini kayırır ve ses çıkarmazdı. ‘Mahbub her bir ayinede, her lahza başka bir yüz gösterir; her dem başka bir suret ile zahir olur. Ahval ve istidatların değişmesiyle göstereceği yüz dahi değişmiş olur.’

6. Lema

Tam 25 yıl boyunca kendini şeyhinin hizmetine adadı. ‘Bu işin nihayeti odur ki muhib, mahbubu kendi ayinesinde ve kendini onun ayinesinde görür.’

7. Lema

Iraki bu 25 yıl boyunca bildi ki/gördü ki ‘Aşk bütün mevcudata saridir; cümle eşyanın zaruriyyatındandır. Aşk nasıl inkar olunur?’

8. Lema

Şeyhinin kızıyla evlendi. ‘Eğer mahbub cemalini nazar-ı muhibbe suret kisvesinde açarsa o suretteki şühuddan lezzetler alabilir.’

9. LemaFahreddin Iraki, Lemaat

Şeyhinin vefatından sonra onun yerine geçti. Şiir yazıyor, güzellerle meşgul oluyor diye onu zamanın hükümdarına şikayet ettiler. Hicret vakti gelmiştir. ‘Dar olan surete mana nasıl sığar? Gedaların pılı pırtı koydukları odacıkta sultanın ne işi var?’

Büyük denizde boğulmak!

10. Lema

‘… vakta ki muhib, kendinden suret libasını çıkarıp muhit-i ahadiyyete dalar; onun ne azabdan ve ne naimden haberi olur. Ne ümide düşer; ne havf ve ne de reca tanır. Çünkü havf ve recanın mazi ve müstakbele taalluku vardır. O ise bahr-i azimde müstağraktır…’ Bu hal üzere yollara düşer Fahreddin. Uman’dan Hicaz’a geçer.

11.  Lema

Sevdiği ile bir de orda halvet edecektir. Gerçi Muhyiddin İbnü’l Arabi’nindir bu söz ama aşıklar Sevgili’yi hep bulurlar ve O’nunla söyleşirler: ‘Sevdiğim ile halvet eyledim, bizim gayrımız olmadı. Eğer benden gayrı olaydı, o halvet sahih olmazdı.’

12.  Lema

Sufileri Anadolu’ya, Konya’ya çeken neydi acaba? Fahreddin de Konya’ya geldi. Konevi’yle ve Mevlana Celaleddin’le görüştü, bilişti. Konevi’nin iki şeyhinin, yani İbnü’l-Arabi’nin ve Evhadüddin Kirmani’nin himmetleri ve tarzları Iraki’yi çok etkiledi. ‘Vakta ki göz aşina olur ve aşk silsile-i şevki tahrik eyler; aşkın yardımı ve şevkin kuvveti ile perdeleri birer birer açar…’

13.  Lema

Artık az kişinin tarik-i zevk ve vicdan ile bileceği Konevi’nin Füsus ve Fütuhat'ı şerh ettiği meclislerdedir ve Lemeat kendisinden parıldayacaktır. ‘Görünüşte cihan var görünüyorsa da vücub’un nuruyla imkan’ın karanlığı arasında bir çizgiden başka bir şey değildir.’

Önce Konya sonra Tokat sonra Mısır!

14.  Lema

‘Muhib, mahbubun gölgesidir. Her nereye giderse onun arkasından gider.’ Muinüddin Pervane’nin Iraki’ye müthiş bir bağlılığı ve sevgisi vardır. Ona Tokat’ta bir hankah inşa eder ve Fahreddin Iraki orada irşada başlar.

15.  Lema

‘Bilcümle mevcudatın harekat ve sekenatı ve ahkam ve tasarrufatı O’nun hükmü iledir.’ Moğollar Muinüddin Pervane’yi öldüreceklerdir. Iraki, hamisinin Mısır’daki esir oğlunu kurtarmak için yeniden yolculuğa çıkar. ‘..bizden zahir olan fiil ve kudret, ancak O’nun fiil ve kudretidir ki bizde görünür.’

16.  Lema

Mısır’da ne kadar kaldığını bilmediğimiz ‘Parıltılar’ sahibi, Mısır’daki sultan, Baybars tarafından çok iyi karşılanır. Kendisine ‘şeyhüşşüyuh’ ünvanı verilir. ‘Maşuk cemalini ne kadar ziyade eylerse aşıka, aşk dahi o kadar galib olur. Ve aşk ne kadar müstevli olursa/kaplarsa cemal dahi pek ziyade güzel görünür.’

17.  Lema

Mısır çeşitli şekillerde çoğu alimi ve sufiyi çağırmış olsa da seyr ü sefer devam etmekteydi. Çünkü‘aşık her ne kadar zahirde sakin görünür ise de daima raks ve hareket-i manevidedir.’

Şam'da şarap sunan bir saki!

18.  Lema

Aşıkın gönlü öyle geniş ve himmeti öyle yüksektir ki ‘deryayı kadehle bin kere içecek olsa bir daha içmek ister.’ Sultan onu bu sefer de Şam’da saki olsun, şarap sunsun diye görevlendirmişti.

19.  Lema

Bir ‘fakir’ olarak Şam’a girdi. Cümle ümera O’nu hoş amedi ile karşıladılar. Zira kendini hiç eden hep olur. ‘Eğer bir zengin ile bir fakir, alem-i aşka kasd edip mesela zenginin elinde yanan bir çerağ ve fakirin elinde yarı yanmış bir odun parçası olsa o alemden esen bir nesim/rüzgar, zenginin çerağını söndürür ve fakirin odununu parlatır.’

20.  Lema

‘Kendi muradını yüz kere terk etmedikçe bir kere murad ağuşuna/kucağına gelmez.’ Bu yüzden aşık maşuk ile sohbet etmek istiyorsa, kendi isteklerini ortadan kaldırmalı ve hiç bir istekte bulunmamalıdır. ‘Aşıkın istekte bulunması gittiği yolu kapatır.’

21.  Lema

Muhib, meşru olmayan her şeyde Tanrı’nın kahır ve celalini ve meşru olan her şeyde lütuf ve cemalini görür. Fahreddin Şam’a vardıktan altı ay sonra Hind diyarındaki oğlu  Kebirüddin de gelip babasının hizmetine girdi. ‘Aşıklığın şartı; maşuk neyi seviyor, kimi dost ediniyorsa onu sevmek ve dost edinmektir.’

Ya Rab! Beni nur eyle!

22 ve 23. Lema

Dostlar hep birlik deryasına karışmışlardı. 1238’de Evhadüddin Kirmani, 1240’ta 27 fassın sahibi Muhyiddin, 1273’de ‘bir iki gün yüzünü gösteren' Celaleddin, 1274’de kendisinden büyük feyizler aldığı Sadreddin kevn ü fesad aleminden göçmüşlerdi. ‘Eşya eğer yüz veya yüzbinden ziyade olsa hakikatle baktığın vakitte hep birdir. Şu halde sıfatlar hep maşukundur, aşıkın hiç bir varlık sıfatı yoktur. Yokluğun varlık sıfatı nasıl olabilir?’

24   ve 25. Lema

‘Lezzeti, ne gördüğünü ve ne ile gördüğünü ve ne için gördüğünü hakka’l-yakin ile bilen kimse bilir.’ Fahreddin kendisine ‘yakin’ gelinceye kadar Rabbi’ne ibadet etmişti. Zaten 1289’da bu dünyadan sırlanmadan evvel şöyle dememiş miydi?: ‘Biz en mükemmel sürur/mutluluk içindeyiz. Lakin sürur ancak sizinle tamam olabilir.’

26  ve 27. Lema

Şam’da Salihiye Mezarlığı’nda İbn Arabi’nin yanına defnedildi. ‘Aşıkın taleb-i şühudu, vücuddan fena içindir. Adem/yokluk onun için çarpar ki hal-i ademde asude idi; hem şahid idi, hem de meşhud.’ ‘Ya Rab! Beni nur eyle.’ duası da ‘beni varlık zulmetinden kurtar ve makam-ı şühuda ulaştır’ demektir. ‘Ucu bucağı belirsiz bir deryaya düşmüşüm…’

 

Mustafa Nezihi hiçlik diledi

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 13:46
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
enes hasan
enes hasan - 7 yıl Önce

aşkın cemâl olsun erenler

banner19

banner13