banner17

Aşk, adamı zirveye çıkarıp dilsiz bırakır

Yağmurun, önce dua diye, topraktan semaya yağdığını o görür, o bilir, gece kara gözleridir vaktin ve iki defa ışığı anlatır her defasında. Ahmet Mercan yazdı.

Aşk, adamı zirveye çıkarıp dilsiz bırakır

Âşık taşınmaz yükün hamalıdır. Sözden geçmiş hava gibi elzem, su gibi renksiz ve rüzgâr kadar bedensiz…

Yük, söze görüntü vermeden âşığı inletir durur. Üstelik âşık dışarıdan bakıldığında, dikkate değer yükün hamalı olarak da görünmüyordur.

Bu haliyle yük, aşikâr kılınacak özellikten çıkmış, paylaşım ve dolaşıma ehemmiyet vermez haldedir.

Hiç kimseye anlatamaz o, delil getiremez uğrunda çırpındığı, hallerden hallere geçtiği maşukundan bahsedemez.

Bahsetse anlaşılmaz, karşılığı olmayan sözler söylemiş bir divane mesabesine inecektir.

Aşk, adamı yalnız kalacağı zirveye çıkarıp dilsiz bırakır.

Sadece kendinin anladığı, kelimelerin teklif edilen yükü kaldırmaktan kaçındıkları bir vasat, yalnızlaşma aşamasıdır.

Sırt sırta, omuz omuza yürürken insanlarla, en gündelik işlerde, lisan bildik alfabede gezerken, gönül, yolculuğa tek başına çıkma durumundadır.

Dünya gemisine alınmayanın gökler yorganı olmuştur, bu bir sırdır, dile düşmez.

Yıldızlar dolmuştur avuçlarına, tutulmaz bir ateşi içine de taşıdıkça.

Yağmurun, önce dua diye, topraktan semaya yağdığını o görür, o bilir, gece kara gözleridir vaktin ve iki defa ışığı anlatır her defasında.

Hiç kimse de âşığa delil getiremez, maşukundan bahsetme imkânı elde edemez.

Ele, ayağa düşmeden yürümek, menzilleri hesapsız “ah” ritimleriyle geçmek; ya da menzillerden düşmek; yanmak, yakılmaz, dağdan kavi buz tutmak; iklimlerden de, mesafelerden de geçmiştir âşık.

 

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 23 Ekim 2015, 11:41
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20