banner17

Arapça dersleri bizlerin buluşma noktasıydı

ODTÜ’de aklımızda kalan derslerden biri Arapça ve öyle hocalardan biri de bu dersi veren Saliha Mete idi. Saliha Hoca, yaklaşık 30 yıl boyunca ODTÜ Modern Diller Bölümü’nde Arapça seçmeli dersi verdikten sonra emekliye ayrıldı. Mevlüt Uğurlu yazdı.

Arapça dersleri bizlerin buluşma noktasıydı

 

 

İnsanın anıları içinde okul anıları özel bir yer tutar. Bazı sıra arkadaşlarımız, ya da öğretmenlerimiz aklımızda kalıp durur. Çıkmaz oradan bir türlü. Büyüyüp koca adam olunca o öğretmenlerimizi ziyaret etmek isteriz ama bulamayız onları bıraktığımız yerde. Bizim mezun olduğumuz gibi onlar da emekliye ayrılmıştır. Geriye, çocukluğumuzu hatırlayan sıralardan, karatahtalardan, koridorlardan ve sıraya girdiğimiz okul bahçesinden başka bir şey kalmamıştır.

Bir gün büyürüz ve bu defa bizden geriye kalan sınıf değil amfidir, okul bahçesi değil kampüstür, yurt odasıdır, kütüphanedir, yemekhanedir. Aklımızda kalan da ilkokuldaki gibi bütün derslerimize giren öğretmenimiz değil, haftalık derslerimize giren hocalarımızdan biridir.

Bir insanı, bir üniversite hocasını Müslümanlar için diğerlerinden farklı kılan nedir?

ODTÜ’de böyle derslerden biri Arapça ve öyle hocalardan biri de bu dersi veren Saliha Mete’dir. Saliha Hoca, yaklaşık 30 yıl boyunca ODTÜ Modern Diller Bölümü’nde Arapça seçmeli dersi verdikten sonra emekliye ayrıldı. Peki, Saliha Hoca kimdir? ODTÜ’deki dindar öğrenciler için onu özel kılan nedir? Buna cevap vermeden önce başka bir soruyu yanıtlamak gerekiyor sanırım: Bir insanı, bir üniversite hocasını Müslümanlar için diğerlerinden farklı kılan nedir? “Yaradılanı sevmek Yaradan’dan ötürü” mü? Evet, ama bu kadar da genel olmasın. Daha özel bir neden arayalım: Vefa mesela. Yani birisiyle belli bir zamanda kurduğumuz ilişki sonucu üzerimizde hakkının olması, bize emeğinin geçmesi. Ama bunun o insanın işinin tabi sonucu değil, kişiliğinin sonucu olması.

Saliha Hoca’nın dine bakışı nasıldı bilmiyorum. Hiç konuşmadık bu konularda kendisiyle ve cesaret edip de konuşan var mıdır merak etmiyor değilim. Ama tahmin ettiğim kadarıyla geleneksel bir İslami inanca sahipti. Yani Allah’a inanıyor, oruç tutuyor ve özel günlerde ve anlarda dua ediyor olmalıydı. Belki de daha fazlası vardı ama öğrencilerine ve ODTÜ’ye çaktırmıyordu. Saliha Hoca başka bir ders veriyor olsaydı kendisiyle dini konularda konuşabilirdik ama ODTÜ gibi bir yerde seçmeli Arapça dersinin verilmesine şükür diyerek daha fazla kurcalamak istemedik belki de. Çünkü dersin hocasından ziyade verdiği derse odaklanmıştık ve hocanın bizim için özel olmasının en önemli nedeni de, anaç kişiliğinden sonra, verdiği Arapça dersi idi sanırım.

ODTÜ’lü dindar öğrencilerin en rahat ettiği yerlerden biri de mesciddi

Arapça dersleri, ODTÜ’deki mütedeyyin öğrencilerin buluşma noktasıdır. Tıpkı ODTÜ Camii’nde kılınan Cuma namazlarında olduğu gibi gibi, bu ders vesilesiyle dindar öğrenciler haftalık olarak bir araya gelir. Arapça dersinde öğrenci profilleri hep aynıdır. Okulda başörtüsünün yasak olduğu zamanlarda derslere şapkalı ya da başı açık gelen ama okul dışında tesettürlü olduğu belli olan kızlar, cemaatten olduğu her halinden belli erkekler ve bölümünden dolayı dersi almak zorunda kalan, İslam’la alakasız öğrenciler. Mütedeyyin olup, herhangi bir cemaatten olmayan gençleri de unutmayalım tabi.

Saliha Hoca ilk derse “elif ba” ile başlayınca, çocukken Kur’an kursuna gittiğimiz yıllar gelirdi aklıma. Kur’an okumayı çocukken öğrenenler olarak, hayatında bu garip harflerle ilk defa karşılaşan öğrencilere karşı bir havamız olurdu sınıfta. Bu harfleri zaten bildiğimizi göstermek isterdik. Bu yüzden, ODTÜ'de hiçbir yerde rahat edemeyen, huzur bulamayan dindar öğrencilerin kendini en rahat hissettiği yer -mescidden sonra- Arapça dersleri idi belki de. Hele Saliha Hoca Arapça örnek bir cümle söylerken, sınıfta namaz kılan herkesin aklına aynı Kur’an ayeti gelirdi. “Aynı şeyi düşünüyoruz değil mi?” şeklinde birbirimize bakışlar atar ve sonra içimizden biri cesaret alarak sınıfta seslice söylerdi o ayeti. Saliha Hoca hiç takmazdı ama olsun..

Sınavlarda bir sorunun cevabını bilmediğimiz zaman, cevap olarak Kur’an’dan bir ayet yazardık. Derste yeni bir kelime öğrendiğimizde hocanın yanına gider ve “Kuran’da böyle bir ayet var da hocam, ne demek acaba?” derdik. Böyle bir soruyu ilk defa soran biz değildik muhakkak ve muhakkak ki Saliha Hoca da o yüzden Arapça ile Kur’an arasında kurulmak istenen bağlantılara her seferinde temkinli yaklaşırdı. Sorulan sorunun cevabını verir ve herhangi bir ayrıntılı açıklamaya girişmezdi. Belki de bunda, başörtüsünün yasak olduğu zamanlarda derslerine şapkalı giren kızlardan ötürü geçirdiği soruşturmaların etkisi vardı.

Saliha Hoca’nın yerine genç bir erkek hoca geldi. Daha iyi anlatıyor, diyorlar. Olsun! Saliha Hoca’nın anaç tavrının, iyi niyetinin, samimiyetinin, bol notunun ve en önemlisi ODTÜ’lü Müslümanların bireysel ve kolektif zihninin bir köşesinde bıraktığı izi dolayısıyla bizim için her zaman farklı bir yeri olacak. ODTÜ’lü yıllarımızı görmek için geriye dönüp baktığımızda onu da göreceğiz. Jean Claude Van Damme'in “Cehennemde” adlı filminde, ölen eşinin ruhunun ona söylediği gibi, "Biri onları hatırladığı sürece, kimse gerçekte gitmiş sayılmaz."

 

Mevlüt Uğurlu yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Nisan 2014, 11:18
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20