Arakan'a neden Rohingya denilmiş?

Şeyh Ebu Şemma’ya göre, Rohingya ismi, 1300 yıl önce Hadramevtli Arap-Müslüman tüccarlar aracılığıyla İslam’ın Arakan’a girmesiyle ortaya çıkmış.

Arakan'a neden Rohingya denilmiş?

 

Burma, yeni adıyla Myanmar, özellikle askeri cuntanın sona erdiği 2011 yılından bu yana bir garip kaosu yaşıyor. Güya sivil olduğu söylenen ve daha çok Budist bir dünya anlayışına sahip bu ülkede sivil yönetime geçilir geçilmez, sanki de geç kalınmış bir yok etme güdüsüyle başlatılan vahşet ve Müslüman nüfusa yönelik asimilasyon politikası içler acısı boyutlara ulaşmış durumda.

Dünyanın gözü önünde sürdürülen bu acımasız asimilasyon politikası karşısında hemen hiçbir ülkeden ses çıkmaması ve özellikle Batı dünyasında bir zamandan beri süregelen Buddha ve Budizm hayranlığından kaynaklanan, olup biteni yok sayma biçimindeki aymazlığın sebepleri üzerinde durulmaması da ayrıca düşündürücü bir içerik taşıyor. O kadar ki, olayların ateşlenmeye başladığı ilk zamanlarda büyük ölçüde yaşanan acının verdiği bir acele ve heyecanla ilgisiz resimler ve haberlerle yola çıkan başta Türkiye olmak üzere dünya Müslümanlarının bilgisiz ve lüzumunca incelemeden hazırlamış oldukları uyarı afişleri ve resimlerde yer alan görüntüleri bile gizleyemedikleri bir ‘Buddha ve Budizm Taraftarlığı’ ile alaya alan malum yerli yabancı medyatik algıya bakıldığında bile durumun vehametini anlamak mümkün…

Bedenlerini ve ruhlarını Buddha’dan mülhem turuncu sarilere sararak ve vakit buldukları egzotik zamanlarda bu diyarları gezerek gidermeye çalışan insanların tavrıdır bu. Bundan da öte, yaşadıkları toplumlarda kaybettikleri çürük içlerini Budizmin rahatlatıcı zirvelerinde arayan bu ne idüğü belirsiz iç huzurunu ararken insanlığını kaybetmiş dikkatsizliğin alaya aldığı vahşetin, tam 3 milyon insanın yerinden yurdundan edilişinin ve bu 3 milyon insanın dar kayıklarla uzak denizlerde bir kurtuluş ümidi arayışlarının hiç kimsenin umurunda olmayışı ise tıpkı bu kadim İslam diyarındaki vahşete benzer bir içerik taşımaktadır.

Asıl mesele “burası İslam diyarı değil" demektirArakan

Burma’da bu olaylar olup biterken; çok değil daha birkaç on yıl öncesinde İngiliz sömürgesi olan ülkenin Hong Kong elçisi Ye Nane Aung’un Rohingya’da ve özellikle Arakan’da yaşayan Müslümanlar için sarf ettiği sözler ise oldukça düşündürücü. Özetle; Rohingya’da yaşayan Müslümanların Burmalı olmadıklarını ve onların ten renginin koyu kahverengi olduğunu, yakışıklı ve alımlı Burmalılara benzemediklerini söyleyen Aung;  aslında bu toprakların bir Müslüman yurdu olmadığını ve bu topraklarda Müslümanlara yer olmadığını söylerken, bir başka anlamda da güya Burma’nın dünya üzerindeki en insancıl ve en bilinen yüzü durumundaki insan hakları savunucusu bir başka Aung, Aung San Suu Kyi gibi Budistlerle Müslümanları ayırarak Müslümanlara hiçbir hak verilmemesini ve bundan da öte, yakışıklı, açık tenli Budistlerin yaşaması gereken bu topraklardan Müslümanların silinip atılmaları gerektiğini söylüyor.

Bugün için Burma’da, Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları Rohingya bölgesi ve Arakan için geliştirilmeye çalışılan tarih tezine göre; aslında bu topraklarda Müslümanların bir tarihinin olmadığı ve burada yaşayan bir avuç Müslümanın da İngiliz sömürgesi sırasında İngilizler tarafından Hint alt kıtasından getirilen köleler olduğu söylenerek bütünüyle Budist bir topluluğun varlığına tarihsel bir dayanak bulunmaya çalışılıyor.

Oysa tarihe bakıldığında durumun hiç de öyle olmadığını, Burma’da yaşayan Müslümanların bu topraklardaki geçmişinin en az 13. yüzyıla dayandığı gibi bir başka gerçek var ve bu gerçek, işte bu gerçek ortaya çıkmasın diye yapılmadık oyun, girişilmedik tezgah ve tasarlanmadık vahşet kalmıyor.

Suudi tarihçi ve diplomat Ali Gamidi’ye göre; İslam’ın dünya çapında yayılmaya başladığı ilk döneminde buraya gelerek yerleşen Müslümanlar uzun yıllar boyunca tıpkı İslam’ın İspanya’da sağlamış olduğu gibi hayranlık uyandıran bir medeniyet kurarak, özellikle Tayland’ın Patani Bölgesi ve Moro’da güçlü devletler kurmuşlar. Yine aynı dönemlerde büyük bir sömürgen arzuyla, ta Filipinlere kadar gelen İspanyolların bile hayranlık duyarak baktığı ve tıpkı Endülüs’te yapmış oldukları gibi korkunç bir kıyım ve yakma işiyle dağıtmaya çalıştıkları bir düzenin ve dirliğin sahipleri olmuşlar.

Böylece konumları zayıflayan ve devletleri elden çıkan Müslümanlar ise bütün ülke boyunca dağılıp özellikle bugünki sahil bölgelerine yerleşerek yaşamaya çalışmışlar. Ali Gamidi’ye göre bu bölgedeki İslam devleti  -Arakan İslam Krallığı- tam 350 yıl hükümran olmuş. Süleyman Şah tarafından kurulan bu krallık 48 Kral’ın hükümranlığında İngiliz sömürüsünün başladığı 18. Yüzyılın ortalarına kadar devam ederek Budist Burma Krallığı’nın saldırılarıyla son bulmuş. Böylece kendi devletlerini kaybederek Arakan’lı / Arakani Müslüman kimliklerini Burma devleti içinde sürdürmüşler. Modern tarih boyunca süren sömürge döneminde Hindistan’a bağlanarak İngiliz yönetiminde kalan Burma, 1937 yılında içinde Müslümanların da yaşadığı müstakil ama yine bir sömürge statüsünde kalmış.

Burma, 2011 yılına kadar da tam bir ihtilaller ülkesi olmuş

1945 yılına kadar bu şekilde varlığını sürdüren Burma, 1948’de bağımsızlığını ilan ederek, Budistlerin ve Müslümanların yaşadıkları bir ülke olarak konumlanmışsa da, Rohingya kökenli Müslüman Burma halkının çilesi bu modern zamanlar boyunca da bitmemiş, 1962 yılında yaşanan büyük baskılar sonucunda 300 bin Müslüman zorunlu göçe tâbi tutularak ülke dışına çıkarılmış ve Bangladeş’e yerleşmişler.

1974 yılında kurulan yarı sosyalist idare sırasında ise aynı asimilasyon politikası sürdürülerek,  her geçen gün daha da acımasızlaşan ve dindışılaştırılan bir toplumsal düzenek içinde Burma, 2011 yılına kadar da tam bir ihtilaller ülkesi olmuş. Hakeza 1978 yılında sadece Rohingya halkı yine Bangladeş’e sürgüne tâbi tutulmuş ve bu sürgün sırasında 50 bine yakın Müslüman canından olmuş, bununla da Arakanyetinmeyerek 1988 ve 1991 yıllarında Müslümanların oy vererek iktidara taşıdıkları Milli Demokrasi Partisi’ni cezalandıran Budist baskıdan da nasiplerini alan Rohingyalılar, hem kimliklerinden hem de yurtlarından edilmişler.

Şimdi belki de, dünya üzerindeki tek dinamik Burma /Rohingya/Arakan Müslüman Sivil toplumu niteliğindeki İsveç Rohingya Topluluğu Başkanı Abul Kalam Arakani, Rohinya’da yaşananları ve Müslümanlar olarak ne istediklerini şöyle koyuyor ortaya: “…Ben Müslüman olmasaydım şimdi bir Burma vatandaşıydım. Ancak Myanmar devleti bizim ülkedeki varlığımızı dahi kabul etmiyor. Bize vatandaşlık vermiyor. Halk olarak, 'resmi statü kazanacaksınız, vatandaş olacaksınız' şeklinde boş sözlerle kandırılıyoruz. Bu katliamları, bizi bölgeden silme politikası takip eden devlet provoke ediyor. Budist fanatikler, polis ve askerler topraklarımızdan ayrılmamız için her türlü yıldırma politikasını takip ediyorlar. Bizi ve çocuklarımızı öldürüyorlar, evlerimizi ekinlerimizi yakıyorlar, çeşitli işkencelerden geçiriyorlar.”

Rohingya (Ruhunnecah) ne demek?

Dünyadaki ve ülkemizdeki artistik turuncu tavırlı Buddha hayranları güya kazandıkları iç huzuru içinde turuncu sarilerine sarılarak ve olup biteni öve öve bitiremedikleri Buddha’nın ruhuna da aykırı bularak ‘hımmlayıp, ommlayıp’ dursunlar; Suudi Arabistan’da yaşayan Arakanlı şeyh Ebu Eş Şemma bin Abdulmecid bin Muhammed ise Ye Nane Aung’un yediği naneyi hem de koskoca bir antropoloji ve etimolojinin katkısıyla öyle bir yalanlıyor ki…

Şeyh Ebu Şemma’ya göre, Rohingya ismi, 1300 yıl önce Hadramevtli Arap-Müslüman tüccarlar aracılığıyla İslam’ın Arakan’a girmesiyle ortaya çıkmış. Gemilerle Arakan diyarına gelen Müslümanlar, gemilerinden biri Arakan adalarından birinde parçalanınca güçlükle kurtularak kıyıya çıkmış ve kurtuluşun verdiği sevinçle de hayat buldukları bu adayı “Ardu’rrahmeh/ Arzurrahmeh/ Rahmet Yeri/ Rahmet Diyarı” ismiyle isimlendirip, birbirlerini ve kaybettikleri kardeşlerini kaydederken de “Ruhunnecah/ Ruhu Kurtuluşa Eren” diyerek teskin etmişler.

İşte böylece bölgeye yerleşen Müslümanlar, hem kendilerini hem de İslam’ın ışığını yaymak üzere gelirken boğularak şehit olan Müslümanları da işaret ede ede kurdukları bu topraklarda, söz ve fiilleriyle, İslam’ı yaymaya başlamış ve beş yüzyıl boyunca da İslam, Arakan’ın dört bir yanına onlar vasıtasıyla yayılmış ve kim ne adına ne söylerse söylesin bu toprakların başta Arakan/Rohinya’da yaşayan kardeşlerimiz olmak üzere hepimize ‘Ruhunnecah’ olanlardan miras kalan bir diyar olduğunu kaydetmişler bu toprakların…

 

Şahin Torun yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2012, 14:18
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13