Anormal demeden önce

"Zaman zaman insanlar hakkında düşünürken “bu normal biri”, “bunda bir anormallik var” gibi değerlendirmeler yaparız. Peki, psikolojide normal, anormal ayrımı nasıl yapılıyor, daha önce hiç düşündük mü? Onca insan, onca kültür tek bir psikolojinin içinde nasıl değerlendiriliyor? Gelin birlikte bir göz atalım." Hatice Rümeysa Işık yazdı.

Anormal demeden önce

ANORMAL PSİKOLOJİ

“Gökkuşağında mor çizginin bitip turuncu çizginin başladığı yere çizgi çizebilir misiniz? Renklerin farkını net olarak görebiliyoruz ama birinden diğerine geçiş tam olarak nerede meydana geliyor? İşte akıllılık ve delilik de böyledir.” diye ifade ediyor Herman Melville Psikolojide anormalliği tanımlamanın zorluğunu. Hiçbir zaman tam olarak belirleyemeyeceğimiz bir alanı mecburen çeşitli indirgemelerle anlamaya çalışma çabasını…

 Psikolojide anormallik kavramını incelemeye başlamadan önce normal ve anormal dediğimiz kavramların tanımına bir bakalım. Normal kavramı TDK’da “kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun”; anormal kavramı ise “genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz” olarak ifade edilmektedir. Her iki kelimenin de kendisinden köken aldığı norm kavramı ise “yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü” şeklinde tanımlanmaktadır. Tanımlardan yola çıktığımızda psikolojinin bir norm belirleyip bu normdan sapan durumlara “anormal” diyeceği sonucuna kolaylıkla varabiliriz. Peki, ya normu belirlemek? O da bu kadar kolay mı dersiniz? Cevap elbette hayır. Bu soruların cevabı için psikolojinin zihinsel sorunlarını (Psikopatoloji) inceleyen alan olan “Anormal Psikolojiye başvuruyoruz. Orada da bizi tek bir cevap karşılamıyor hiç şüphesiz. Öncelikle burada, anormallik kavramının yerini “psikopatoloji” kavramının aldığını görüyoruz. “Anormal psikolojik durumlar (psikopatoloji) nedir?” diye sorduğumuzda beş farklı tanımının olabileceğini öğreniyoruz.

  1. İstatistiksel Sapma Olarak Psikopatoloji: Bu yaklaşımda belli ölçüm araçlarıyla bir toplumun normu belirleniyor ve bu normdan sapan kişiler “anormal” olarak değerlendiriliyor. Örneğin, belli bir ölçekte Türkiye’nin depresyon ortalama puanı 10 ise 10 üzerinde puan alan bireyler depresif olarak değerlendiriliyor.

  1. Uyumsuz (İşlevsiz) Bir Davranış Olarak Psikopatoloji: Kişinin davranışları zorluklarla başa çıkmasına, stresle başa çıkmasına ve hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmuyor aksine zorlaştırıyorsa bu durumda bu davranışlar anormal olarak değerlendiriliyor. Örneğin, normal bir davranış olan temizliğin, günün 10 saatini almaya başladığında anormalleşmeye başlaması gibi.

  1. Öznel Sıkıntı ve Yetersizlik Olarak Psikopatoloji: Bu yaklaşımda bireyin içinde bulunduğu zihinsel durumdan hoşnut olmaması söz konusudur. Örneğin, kaygı düzeyi normdan sapmamış ya da kişiyi işlevsizleştirmiyor fakat kişi bu durumdan rahatsız ve değişmesini istiyor.

  1. Sosyal Sapma Olarak Psikopatoloji: Sosyal veya kültürel normlardan sapan davranışlar psikopatolojik olarak değerlendirilmektedir. Mesela, bireyci, özgüvenli, girişken olmayı norm olarak kabul eden bir toplumda mütevazı, diğergâm, çekingen birinin anormal olması gibi.

  1. Özkontrol ve Özdüzenleme Eksikliği Olarak Psikopatoloji: Bu bakış açısına göre bireyler kendilerine zarar verdiklerinin farkında değillerdir. Dolayısıyla ruh sağlığı uzmanları tarafından anormal olarak değerlendirilirler.

Özetle bir psikolojik durumu anormal olarak nitelendirebilmemiz için ya istatiksel olarak sapmış ya işlevsiz bırakan ya da kişinin hoşnutsuz olduğu ya toplum tarafından uygun görülmeyen ya da ruh sağlığı uzmanları tarafından anormal olarak değerlendirilen bir durumun olması gerektiğini söyleyebiliriz. Anormal psikolojik durumlar noktasında çok yönlü bir kısmi mutabakata vardığımızı kabul ederek yolumuza devam edelim. Peki, anormal psikolojik durumlar nelerdir? Bu sorunun cevabını ararken karşımıza iki temel referans çıkmaktadır: Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından hazırlanan Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM) ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan International Classification of Diseases (ICD). Bu kitaplarda anormal psikolojik durumlar, Amerikan Psikiyatri Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından ufak farklılıklara, “belirtilere” göre sınıflandırılmakta ve psikopatoloji tanıları bu kitaplardaki tanı kriterlerine göre konulmaktadır. Tanılar arasında Nörogelişimsel Bozukluklar, Şizofreni Açılımı Kapsamında ve Psikozla Giden Diğer Bozukluklar, İkiuçlu (Bipolar) ve İlişkili Bozukluklar, Depresyon Bozuklukları, Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları, Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-Kompulsif Bozukluk) ve İlişkili Bozukluklar, Örselenme(Travma) ve Tetikleyici Etken (Stresör)ile lişkili Bozukluklar, Çözülme (Dissosiyasyon) Bozuklukları, Bedensel Belirti Bozuklukları ve İlişkili Bozukluklar, Beslenme ve Yeme Bozuklukları, Dışa Atım Bozuklukları, Uyku-Uyanıklık Bozuklukları, Cinsel İşlev Bozuklukları, Cinsel Kimliğinden Yakınma (Hoşnut Olmama), Yıkıcı Bozukluklar, Dürtü Denetimi ve Davranım Bozuklukları, Madde ile İlişkili Bozukluklar ve Bağımlılık Bozuklukları, Nörobilişsel Bozukluklar, Kişilik Bozuklukları ve Cinsel Sapkınlık (Parafili) Bozuklukları bulunmaktadır.

Peki, tüm bu anormal durumlar neden oluşur? Ne dersiniz, burada tek bir cevap bulabilir miyiz? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Bu sefer cevapları psikoloji kuramlarından alıyoruz. Örneğin, psikodinamik kuram, psikopatolojiyi bilinçdışında çözülmemiş çatışmalarla açıklarken davranışçı yaklaşım bunu öğrenmelerle açıklar. Kurama göre psikopatoloji klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve taklit yoluyla gerçekleşir. Bu noktada bilişsel-davranışçı yaklaşım düşüncelerin gerçeğe uygun, rasyonel olmamasını sebep olarak ortaya koyar. Varoluşçu-hümanist yaklaşımlar ise kendini gerçekleştirmenin engellenmesi; biyolojik-tıpsal yaklaşım ise psikopatolojinin genetik kalıtım ve biyokimyasal maddelere bağlı olarak ortaya çıktığını vurgular. Kültürlerarası yaklaşım da psikopatolojinin oluşumunda kültürden kültüre farklılaşan etkenleri incelemektedir. Dolayısıyla anormal kavramının tanımlanmasında normun belirleyiciliğini ve bağlamdan bağlama değişebileceğini göz önünde bulundurduğumuzda kültürlerarası farkların önemi yadsınamaz hâle gelmektedir.

Bu bağlamda acaba İslâm düşüncesinde anormalliğe bakış nasıldır? “Anormalliğin farklı görünümleri ve sebepleri olabilir mi?” sorusu bizi Taha Burak Toprak’ın İslâm Düşüncesinde Psikoloji/İlmu’n Nefs Gelenekleri ayrımına götürmektedir.

İLMU’N NEFS GELENEKLERİ AÇISINDAN ANORMAL PSİKOLOJİK DURUMLAR

Burak Toprak, İlmu’n Nefs geleneklerini tablodaki gibi Tıbbi, Felsefi, Sufi ve Âlim (Müceddid) geleneği olarak dörde ayırmıştır. Tıbbi geleneğin odağında beden vardır. Dolayısıyla anormal psikolojik durumların bedendeki belli sıvıların dengesizliğinden kaynaklandığı öne sürülmektedir. Felsefi geleneğin odak noktasında zihin vardır. Bu geleneğe göre anormal psikolojik durumlar kişinin aklın yasalarına uygun düşünüp yaşamamasından kaynaklanmaktadır. Sufi geleneğin odak noktasında kalp ve ruh vardır. Bu gelenek anormal psikolojik durumları kalbin yaraları olarak tanımlamakta ve bunun, kulun Allah’tan uzaklaşmasından kaynaklandığını vurgulamaktadır. Âlim (Müceddid) geleneğinin odak noktasında ise beden, zihin, kalp ve ruh vardır. Bu geleneğe göre anormal psikolojik durumlar ilgili sebeplerin hepsinden kaynaklanabilir.

Sonuç olarak psikolojide “anormal” dediğimizde Herman Melville’nin ifadesiyle hem çok belirgin hem bir o kadar belirsiz bir alanla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Kavramı anlama çabaları bizi ortak bir tanımdan öte çeşitli bakış açılarına götürüyor. Hâl böyle olunca kültürlerarası duyarlılığın önemi daha da belirginleşiyor. Bu bağlamda İslâm düşünce geleneklerinin Müslümanlar için din-maneviyat, kalp-ruh kavramlarını gündeme getirmiş olması anormal kavramını yeniden düşünmeye bizi zorluyor. Şimdi biz kime anormal diyeceğiz? Gelin hep birlikte yeniden düşünelim![1]

Hatice Rümeysa Işık

Hüma Dergisi, Sayı:19

Dipnot:


[1] Bu yazı hazırlanırken aşağıdaki kaynaklardan faydalanılmıştır.

“Akıl Arıza Yaptığında ve Normalliğin Sınırları” Yener Özen ve Atakan Yiğit (2022)

“Anormal Kavramına Ruh Sağlığı Üzerinden Bir Bakış” Yener Özen ve Oğuzhan Taşdemir (2022)

“Abnormal Psychology” Thoman F. Oltmanns ve Robert E. Emery (2012)

“Psikolojiye Giriş” Rod Plotnik (2009)

“İslâm Düşüncesinde Psikoloji: Sağlam Temeller Yeni Ufuklar” Taha Burak Toprak (2021)

Yayın Tarihi: 01 Kasım 2022 Salı 14:30
YORUM EKLE

banner19

banner36