Ankara'da zehir gibi dergiler!

Cihan Aktaş, Ankara'daki gençlerin çabalarını takdir hisleriyle dolu bir yazı kaleme aldı.

Ankara'da zehir gibi dergiler!

Mayıs ayı başlarında Ankara’daydım. 8 Mayıs’ta Yazarlar Birliği’nde “Kardeşliğin Dili” konulu bir konuşma yaptım. Bir sohbet havasında geçen konuşma, yıllardır görüşmediğim dostlarla buluşma açısından da iyi bir fırsat oldu. Hatice Yavuz emek vererek zengin bir slayt hazırlamıştı kitaplarımla ilgili. Kendisine müteşekkirim. Kitaplarımı öyle arka arkaya izlerken yazmaya duyduğum sevgi ve inançla geçen yılları koşarcasına yeniden yaşadım sanki.

Cihan Aktaş Ankara'da

Müslümanların sinema yapma imkânını incelemiş ‘Sefer’

Fikir ve Sanatta Sefer
(+)

Nuray Şahin, Ebubekir Kurban, Hakan Albayrak ve yeni tanıştığım romancı Hatice Sarıkamış’la Yazarlar Birliği’nden ayrılmak üzereyken koridorda ellerinde dergiler bulunan gençler göründü, pırıl pırıl öğrenci simalarıyla. Ankara işte böyle bir yer. Edebiyat, siyasetin gölgesinde, dergilerle direnişini sürdürüyor. Mülkiyelilerin çıkarttığı “Sefer” dergisinden haberdardım, yeni sayısı için sinema üzerine bir röportaj yapmışlardı benimle. Röportajı yapan Öner Buçukçu işte karşımda. Sefer, 4. sayısını “sanat ve medya”ya ayırmış ve müslümanların sinema yapma imkânı üzerine yazı ve soruşturmalara yer vermiş. Yusuf Kaplan’ın “İslam Medeniyeti ve Sinemanın Yeri” üzerine yazısı konuyu toparlayıcı bir öneme sahip. Dergide Muzaffer Bey’in de İran konulu denemelerimin yer aldığı Yakın Yabancı üzerine ilginç bir yazısı var. Muzaffer Bey’i Tahran’da ECO’da çalıştığı dönemde tanımıştım.

‘Tuti’ ne anlatır bize?

Tuti
(+)

Bir diğer dergi, Zehra Gülru Onat’la daha önceki yazışmalarımızla haberdar olduğum, Mehmet Selim Özban’ın sorumluluğunda 4. sayısı yayınlanan “Tuti”.  Kapılarını kendi doğrultularının dışındaki seslere sıkı sıkıya kapatan dergilerin bu tekinsiz tavrı, edebiyat sevgisiyle dolu gençleri Tuti’yi çıkartmaya sevkediyor.

ODTÜ’de bilgisayar öğretmenliği bölümünde son sınıf öğrencisi olan Onat bana daha önce yazdığı mesajda; “Geçen yıl bu zamanlar gönlümüze Tûti heyecanı düştü. O zamanlar henüz ben yazmakla bu kadar meşgul değildim ve yazılan bir şiirin, öykünün, denemenin heyecanla gönderilmiş olduğu bir dergiden cevap dahi verilme lüzumu görülmeden reddedilmesinin ne demek olduğunu bilmiyorum”, diye anlatıyor dergiyi çıkartmaya getiren ortak hissiyatı. İlhan Berk’le röportaj kapaktan duyuruluyor.

‘Edep’in açılımdaki tavrı ne?

“Edep”in, Nuri Pakdil’in “İnsan seni savunuyorum sana karşı” şeklindeki sözüyle yayınlanan 3. sayısı usta şairlerin eserleriyle buluşturuyor okuyucusunu. Başlangıç yazısı ise açılım konusunun irdelenmesine ayrılmış. Ziya Işıklı açılımın ancak bu topraklarda gerçekleşmiş bir barış ortamını mümkün kılan sebeplerin tanınmasıyla mümkün olabileceğinin altını çiziyor.

Edep
(+)

Pakdil’in sözü, -Yazarlar Birliği’ndeki konuşmamda bir tür leitmotif vazifesi gören- Zizek’in Radikal’de yayınlanan “muhbir vatandaşa özlem”ini kurcaladığı “Sıradan İnsan Kül Bulutlarına Karşı” başlıklı yazısını çağrıştırdı. İnsanın karşısındaki insanı savunmasının sınırları nereye kadar uzanabilir acaba...

‘Müfredat’ niye çıkarılıyor?

Müfredat dergisi ilk sayısıyla iddialı görünüyor. Dergiyi Dunyabizim.com’dan ismine aşina olduğumuz Fatih Kutan, Abdullah Başaran’la birlikte çıkartıyor. M. Fatih Kutan dergiyi çıkartma sebebini anlattığı başlangıç yazısında, “Niye çıkartıyorsunuz bu dergiyi?” sorusunun oluşturduğu rahatsızlığa değiniyor önce. Bu tür bir soru bana Ursula le Guin’in bir denemesinde konu edindiği, “Bu fikirler size nereden geliyor?” şeklindeki okuyucu sorusunu çağrıştırdı. Fatih Kutan benzeri sorulara karşı tedbirini almış, izahatta bulunuyor. Mesela, “…bir yaşında gri demirli bir kütüphanenin raflarına dizili renk renk şömiz ciltlerle kaplı kalın kitapların önünde çekilmiş olan, çocukluğun yarısını özetleyen bir fotoğrafın anısı için çıkarılıyor”dur Müfredat.

Müfredat
(+)

Fatih fetih peşinde

Fatih Kutan edebiyatta olduğu gibi siyasette de ilgisinin derinliği ve sıradışı tespitleriyle şaşırtıcı bir genç. Veterinerlik okuyor, ama aklı edebiyatta. Hayatın onlara pek çok şeyi hazır paketler halinde sunmasını çok tabii bir tavırla karşılayan, yine de şikayetten vazgeçmeyen gençlerle konuştuktan sonra, onun öğrenme ve anlatma aşkının sebebi olan anlam dünyasını farketmek insana umut kazandırıyor. Kutan’ın ismi geçen yaz İran seçimlerinin ardından yaptığı sıradışı yorumlarla da dikkatimi çekmişti. O akşam Kutan, sevgili Rasim Özdenören’in evine giderken de katıldı bize. Özdenören’in evindeki akşam, ayrı bir yazıyla aktarılmayı hakediyor.

 

Cihan Aktaş ‘maşallah’ dedi

Güncelleme Tarihi: 23 Haziran 2010, 23:59
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ALİ KERİMBAL
ALİ KERİMBAL - 10 yıl Önce

Bu dergilerin hepsinden haberdarım.Hepsi özenli dergiler.Ama ben Özellikle "SEFER" e bir parantez açmakta fayda görüyorum.Çıkardıkları dört sayılarında da çok derinlikli yazılara yer verdiler.Bence bırakın öğrenci dergilerini piyasadaki birçok dergiden daha üst seviyedeler. Unutmadan Onur Bayrak ve Ömür Buçukcu...Özellikle bu isimlere dikkat.Allah onlardan razı olsun.

özhan bıçakcı
özhan bıçakcı - 10 yıl Önce

bu mücahid müslümanlar(sefer dergisi) demek cihan hanımın da dikkatini çekmiş. ne diyelim biznillah istikbal islamındır.

Fikret
Fikret - 10 yıl Önce

Mülkiyeli gençlerin çabaları özellikle çaba gösterdikleri çevre açısından çok önemli. Ben de 90lı yılların Mülkiyelisiyim. Bizim de böyle bir çabamız olmuştu ama 3. sayıda iflas bayrağını çekmiştik. Bu çocuklar çok inatçı ve Ankara'da nereye gitsem ya onlar için kurulan cümleler ya da dergileri karşıma çıkıyor. Cihan Hanım ne kadar güzel söylemiş... Bana yeni baştan bir medeniyetin müjdesini veriyor Sefer ve Cihan Hanım'ın yazısında değindiği diğer dergiler. Allah hepsinin yar-yardımcısı olsun

Onur
Onur - 10 yıl Önce

Her dergi kendi serüvenini yaşıyor ama sanki diğer arkadaşların özellikle Fikret beyin belirttiği üzere Sefer'in serüveni biraz daha farklı. Ankara'da kültürel ortam İstanbul'a göre daha sakin ama herkes birbirini ve neyi nerede nasıl bulacağını biliyor.Sefer'in serüveni bu sayıda 1990lara uğrayacak ve ben büyük bir merakla bekliyorum. Belki de burada Cihan Hanım'ın bahsettiği dergilerin Genel Yayın Yönetmenleri bir yerde bir araya gelip birlikte nasıl çalışabilirizin üzerine konuşmalıdır:)

abdullah
abdullah - 10 yıl Önce

Sefer'in 5. sayısı 1990lara Dipnotlar da Çıktı. Sıkı bir takipçisi olarak önceki sayılara göre önemli bir aşama katetmişler diye düşünüyorum.
90'ları farklı açılardan ele almışlar. 90'lar hakikaten kalpazanlığa tarihçe

banner19

banner13

banner26