Ankara'da hala dostluk var

Edebiyat Ortamı dergisinin 2009 şiir ödülü törenini, ödül alan iki şairimiz kısaca değerlendirdi.

Ankara'da hala dostluk var
Mustafa Celep
Mustafa Celep

İyilik olsun diye.

Server Vakfı Edebiyat Ortamı 2009 şiir ödülü için Ankara’ydım. Açık konuşmak gerekirse ödülden büyük bir onur duyduğumu söylemek gerekir. İşin aslı, yarışmada birinci veya üçüncü olmak bahaneydi. Ödül töreninden heyecan duymak da işin tuzu biberi. Benim derdim başka! Kendimi fark ettiğimden bu güne baki kalanın dostluk olduğuna inandım. İnancım tamdır. Asıl kaygım bu dünya yüzünde hakiki dostluğun tesis edilip edilmediğine dairdir. Ankara’ya gittiğimde kaygımın boşuna olmadığını anladım. Millî kütüphanenin kapısına doğru giderken ‘Mehmet Fatih Kutan mı?’ dedim. ‘Mustafa Celep mi?’ dedi. İşte budur! Beni dostluğa ve bu dünyaya bağlayan şey, bu tür bir hayret ve karşılaşmadır. Bu dünya hayatında M. Fatih’i tanımaktan gurur duyuyorum. Haklı bir gurur bu. Şiirin sağladığı bir onama ve anlayıştır. ‘Şeker gibi’ bir arkadaş M. Fatih. Ondaki yaşama sevincine hayret ettim. Neşeli, şen-şakrak bir insan. Gökhan Özcan’la da tanıştım. Sonrasında Turan Karataş, Mustafa Aydoğan, Mustafa Şahin, Emre Döğer, Fatih Parlak…

Ankara’da Bir Zaman ‘dostluk’ adında bir şiir yazacağım. İyilik olsun diye. Nasip.

 

Mustafa Celep, dostluğa inandı.

 

Ödül: Yüreklendirilmek.

M. Fatih Kutan
M. Fatih Kutan

Millî kütüphanenin kapısının önünde çok sayıda takım elbiseli adam duruyor. 24 Ekim tarih. Saat 14’te Server Vakfı Edebiyat Ortamı 2009 şiir ödülü töreni var. Mustafa hoca [Aydoğan] ve Mehmet Ali Bulut’la selâmlaşıp içeri doğru geçiyorum. Etrafı dikkatle inceleyip, insanların yüzlerine hafif bir eksiklikle bakıyorum, aradığım adam yok. Sanki ödül törenine de değil de Mustafa Celep’le tanışmaya gelmişim. Dışarı çıktım Gökhan Özcan kapıda, sivil giyimli bir adam görmenin ferahlığıyla hemen yanına yamanıyorum. İster istemez mutlu oluyor, gülüyor insan Gökhan abi varken yanında; Ebubekir Kurban ile bu konuda yarış hâlinde olduklarını düşünüyorum. Fatih Parlak’la muhabbeti koyulaştırıyoruz sonra, öykülerine güvendiğim insan, 22 yaşında yapıyor bunu, bu güveni verebiliyor. Mustafa abi’yi görüyorum, atak davranıyor, ‘Mehmet Fatih Kutan mı?’, cevap niyetiyle soru: ‘Mustafa Celep mi?’. Vallahi mutlu oldum. Tam tahmin ettiğim gibi bir insanla karşı karşıyayım. Vakur ve duru. O cephe alan, dik duran, ayağa kalkan şiirlerin sahibi evet ancak bu insan olabilir. Bir de o şiirlerinin ilk toplamı Ateş Bandosu’nu almış bulundum şairinden, dostluk dolu imzasıyla.

 

Edebiyat OrtamıÖdüller kısa soluklu mu?

Ragıp Karcı, İrfan Çevik, Sadık Yalsızuçanlar, Mustafa Şerif Onaran, Erdal Çakır, Turan Karataş, İbrahim Eryiğit oradalar. Arif Ay yok, neden yok öğrenemedim de. Başlangıçtaki ritüelleri Mustafa abi’nin sigara molası sebebiyle es geçiyoruz. Salona girdiğimde Turan Karataş konuşuyor. Karamsar. Bu ödülün bu hâliyle çok fazla gidemeyeceğini söylüyor. Kimse edebiyata, sanata emek ve vakit ve para harcamak istemiyor, diyor. Tam da Virgül’ün maddî sıkıntılar sebebiyle kapandığı günlerde, bu sözlere karşı çıkacak kelimeleri bulamıyorum. Ödüller veriliyor. Sonrasında bu yarışmanın ikincisi, 2009 Yaşar Nabi Şiir Ödülü’nün de sahibi A. Barış Ağır’la tanışıyorum, kısa muhabbette kitabının yayımlandığını öğreniyorum. Ali Celep, Emre Döğer, Mustafa Şahin, Mustafa Celep, Gökhan Özcan’la beraber çıkıyoruz Millî Kütüphane’den. Anneme,  Abdurrahman’a ve Büşra Nurdan’a yanımda oldukları için teşekkür etmek kalıyor bana.

 

M. Fatih Kutan, muhabbet ve dostlukla yüreklendi.

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2009, 19:07
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
hasan sağdıç
hasan sağdıç - 9 yıl Önce

dostluğu ödül törenlerinde aramak enterasan bir duygu yoğunluğu olsa gerek.

banner19