banner17

Almanya'da Türkler nasıl teşkilatlanmış?

Dr. Yusuf Adıgüzel'in ‘Almanya'daki Türk Kuruluşları’ kitabı, Almanya Türklerinin dinlerini yaşamak adına teşkilatlanmaları sürecini ele alıyor.

Almanya'da Türkler nasıl teşkilatlanmış?

 

80'li-90'lı yıllarda hepimizin ailesinde ya da çevresinde bir “Almancı” vardı. Onlar, yaz aylarında birkaç haftalığına misafirimiz olur, bütün mahalleye Avrupa'nın modasından-edasından küçük bir enstantane sunar, dağıttıkları Avrupaî hediyelerle dillere, “Adamlar yapıyor canım!” cümlesini iliştirip tekrar gurbet diyarına avdet ederlerdi.Almanya'ya göç

Buradakiler oradakilere daima bigâne kaldı

Yıllar geçti, gelmez oldular. Birkaç yıllığına misafir işçi olarak gittikleri Almanya'yı yurt edindiler. Üçüncü kuşağın büyük bir kısmı, Türkiye'yi anne-babalarının hatıralarından dinledi. Hâlbuki Max Frisch'in ifade ettiği gibi Almanya sadece “işçi” istemişti, “insan” değil! Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Sonuç; yerleşen Türkler ve yerelleşen Müslümanlar!

Müslüman Türkler, devasa bir kitle olarak Almanların karşısına dikildi. Ve olanlar oldu. Entegrasyon-asimilasyon tartışmaları, Türkçe ve İslam din dersi, üçüncü kuşağın yaşadığı dinî ve kültürel sorunlar gibi pek çok problem gündeme geldi. Fakat “buradaki” bizler, “oradaki” kardeşlerimizin yaşadıkları çilelere daima bigâne kaldık.

Gerçi 2011'de, Türkiye'den Almanya'ya işçi göçünün başlamasının 50. yılı olması hasebiyle pek çok etkinlik düzenlendi. Fakat bunların çoğu “göç” olgusunu “anlama”ya değil, “anma”ya odaklı çalışmalar olmaktan öteye gidemedi. Başbakan düzeyinde yapılan etkinlikler bile birkaç günlük haber malzemesi olarak algılandı. Hal böyle olunca Almanya'daki kardeşlerimizin sorunları tekrar hasıraltı edildi.

Yusuf Adıgüzel’in çalışması Almanya’daki Müslümanları tekrar gündeme getirdi

Yusuf Adıgüzel, Almanya'daki Türk KuruluşlarıBu alanda yapılan birkaç kalıcı çalışmadan biri olan Yeni Vatanda Dinî ve İdeolojik Yapılanma – Almanya'daki Türk Kuruluşları adlı kitap, sümen altı edilen konuyu yeniden gündeme getiriyor.  Dr. Yusuf Adıgüzel'in bir tez boyutunda kaleme aldığı ve Şehir Yayınları’ndan çıkan çalışma, Almanya Türklerinin dini yaşama ve yaşatma çabalarına ve bu alandaki teşkilatlanmalarına ışık tutuyor. Akademik bir ciddiyet taşımasına rağmen oldukça akıcı bir dile sahip olan kitap, uzaklardaki kardeşlerimizin dini yaşama adına çektikleri çileleri ve bu sıkıntıları aşmak noktasında önemli faaliyetler yapan cemaatleri/oluşumları bize yeniden hatırlatıyor.

Almanya yolcularının hikâyesi ise şöyle başlıyor: T.C. 1961 Anayasası Türk vatandaşlarına yurt dışına çıkma izni verir. Akabinde de işçi göndermek amacıyla Almanya’ya başvurur. Bu başvurunun yapılmasında iki faktör öne çıkar: 1960 darbesini yapanların Batılılaşmayı hızlandırmak istemesi ve ülkeye döviz girişini sağlayarak ekonomik sıkıntıları aşmayı düşünmeleri. Bu saiklerle yapılan başvuru Almanya tarafından kabul edilince işçi olarak gitmek isteyenlerin müracaatları alınır. Kabul edilenler, bir kumanya paketi ve içinde iki litre su olan ibriklerle Sirkeci'den kalkan trenlere bindirilir. Önce Münih'e ardından da çalışacakları kentlere gönderilir.

Amaç yeni nesillere dinlerini ve kimliklerini unutturmamak!

Almanya'da “heim” denilen işçi yurtlarına yerleştirilen Türk işçiler, zamanla çalıştıkları yerlerden, namaz kılacakları odalar talep etmeye başlarlar. İsteklerinin kabul görmesi üzerine “heim”lerde açılan “arka bahçe camileri”nde ilk teşkilatlanmalar filizlenir. 70'li yıllara kadar cılız kalan bu teşkilatlanmalar, 1973 yılında işçilerin, “misafir” olmaktan vazgeçip yerleşmeye karar vermeleri ve ailelerini yanlarına aldırmalarıyla hız kazanır.Almanya'ya göç

Bu teşkilatlanmalar, Türkiye'deki tarikat, cemaat ve oluşumların birer uzantısı olarak Almanya'da faaliyet gösterir. Diyanet'in henüz etkin olmadığı o yıllarda Süleyman Efendi cemaati ve Milli Görüş önemli çalışmalara imza atarlar. İlk planda cuma ve bayram namazlarının kılınabileceği büyük salonlar kiralarlar. Zaman içinde çok yeterli şartlara sahip olmasa da camiler, dernekler ve spor kulüpleri kurarlar. Amaç bellidir: Yeni vatanda yetişen nesillere, dinlerini ve kimliklerini unutturmamak!

80'li yıllara gelindiğinde ise Cemalettin Kaplan cemaati öne çıkar. 1985'de nihayet devletin eli uzanır ve Diyanet faaliyet göstermeye başlar. Yine bu tarihlerde pek çok cemaatin de faaliyetleri yoğunlaşır. 80'li yıllardan itibaren de açılan camilerin sayısında önemli bir artış yaşanır. Öyle ki o günlerde yapılan fedakârlıkların karşılığında bugün Köln civarında 70 civarında cami bulunmaktadır.

Faaliyetler camilerle sınırlı kalmaz. Dinî bayramlarda ailecek katılınabilecek şölenler/piknikler düzenlenir; hanımların, gençlerin ve çocukların kendilerini geliştirebilecekleri, dinlerini öğrenebilecekleri kurslar açılır; yüksek kalitede eğitim veren kolejlerle kurumsallaşmanın zirvesi yaşanır.

Yapılanlar yetersiz: 2,5 milyonun ancak yüzde 20’si bu derneklere üye

Yusuf AdıgüzelFakat buna rağmen bugün bile bu alandaki çalışmaların yeterli olduğu söylenemiyor. Zira yapılan anketlere göre 2,5 milyona yaklaşan Türk nüfusun sadece %20'sinin bu derneklere üye olduğu görülüyor. Ayrıca Alman kültürüne kendisini daha yakın hisseden ve gittikçe gerçek kimliğinden uzaklaşan üçüncü nesille iletişim kurabilecek donanıma sahip eleman sayısı, bir türlü yeterli düzeye ulaşamıyor.

Almanya'da faaliyet gösteren kuruluşlar arasında en fazla öne çıkan ve kitapta konu edilenler şu şekilde: Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (fiilen DİB'e bağlı faaliyet göstermektedir), İslam Kültür Merkezleri Birliği (Süleyman Efendi cemaati), IGMG/İslam Toplumu Milli Görüş (Milli Görüş), Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (Ülkücü kanat), Avrupa Türk-İslam Kültür Dernekleri Birliği (milliyetçi-muhafazakâr), Nizam-ı Âlem (BBP'nin Almanya teşkilatı), Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (Alevi Birlikleri), Avrupa Ehl-i Beyt ve Alevi Federasyonu.

Kitapta bütün bu kuruluşların, teşkilatlanma tarihleri, görüşleri ve Almanya'daki faaliyetleri ayrıntılı bir biçimde ele alınıyor. Ve yapılan hizmetlerle, bu hizmetlere Türklerin katılım oranları veriliyor. Almanya'daki Türk Kuruluşları, uzaklardaki kardeşlerimizi unutmamak ve orada yapılan hizmetleri öğrenmek için oldukça doyurucu bir çalışma.

 

F. Zehra Beyaz haber verdi

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2012, 19:00
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20