Ali Şeriati'nin Hamaney'in yanlışı ne?

Cemal Şakar'ın dikkat çektiği husus Ali Şeriati'yi hafife almak değil elbette.

Ali Şeriati'nin Hamaney'in yanlışı ne?

 

Ali  Şeriati ve “Sanat” ve birkaç küçük mülahazaBehişti

Özellikle de İran İslam Devriminden sonra (1979), ülkemizdeki devrimci, modernist Müslümanlar arasında İranlı yazarları okuma furyası başladı. İmam Humeyni, Behişti, Mutahhari, Ali Hamaney, Ali Şeriati, Mustafa Çamran gibi Şii yazarların kitapları hızla dilimize çevrilip meraklıları tarafından okundular. Bu yazarlar geleneksel ehl-i sünnet alimlerine göre itikadi açıdan tehlikeliydi ve onların okunması sakıncalıydı. Hele de Ali Şeriati dini olgulara-olaylara fazlasıyla rijit bakıyordu; ilginç bir şekilde onun aykırılığından yanlışlıklarla karışık da olsa doğru ve yeni sonuçlara varılıyordu. İşte tam da burada bir tehlike vardı, derin bir dini bilgiye vakıf olmayan ortalama okur, metinlerdeki yanlışları ayıklayamazdı. Öte yandan Ali Şeriati de bir din alimi değildi ve onun Batılı, hatta Katolik zihin işleyişi de yanlışlar yapmaya yatkındı. İslamcı gençler, dediler “bu adamları okursak, belki biz de onlar gibi devrim yaparız.” Halbuki Ehl-i Sünnetin din anlayışı, Türk geleneği nedeniyle devletçiydi, yönetimde söz sahibi olan Şeyhü’l-İslam çoğu kez padişahın sözü karşısında boynunu bükmüştü, devletçilik fikri, Osmanlı saltanatının da devamını sağlamıştır. Fakat İran öyle mi, değil, onlar çok defa padişah devirmiş, Osmanlı’nın aksine hanedan değişikliğine gitmiştir. Rus tarihine baktığımızda da Rusların İranlılar gibi olduğunu göreceksiniz. Bu ülkelerdeki devrimlerin açıklaması tarihsel bir alışkanlığa bağlanabilir. Fakat genç Türkiye Cumhuriyeti, birçok yönleriyle Osmanlı’yı reddetmiş, fakat daimiliğin anahtarı olan devletçilik fikrini Batı’dan değil Osmanlı’dan devr almıştı.

MutahhariSosyalist Müslüman

Birçok ülkede olduğu gibi 80’li ve 90’lı yıllarda ülkemizde de İslamcı gençler Ali Şeriati’yle yatıp kalkıyordu. Şimdilerde Marksist gençlerin elinde görür olduk Ali Şeriati’nin kitaplarını. Çünkü radikal Müslümanlar Marksistlere yaklaşmış ve onlarla diyalog kurarak Ali Şeriati’yi Marksistlerin gündemine taşımıştı. Bu ve geçmişteki kimi etkileşimlerin neticesi olarak, bir yönüyle de Nurettin Topçu’ya uzanan “sosyalist Müslüman” kavramının ortalıkta dolanıp durduğu hayretler verici bir gerçek. “Sosyalist Müslüman” kavramının dekadanslığından ise zerre kadar şüphe etmiyorum.  Diğer bir çünküm de şu: Marksist gençler de Ali Şeriati’de geleneksel inanışa karşı yıkıcı bir koku buluyorlardı. Zaten, Ali Şeriati de Paris Üniversitesi’nde doktora yapmış, Martinikli Marksist şair-düşünür Frantz Fanon’un “Yeryüzü Lanetlileri” şeklinde dilimize çevrilen "The Wretched of the Earth" eserini, Jean Paul Sartre'ın "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz Louis Massignon'ın "Selman-ı Pak" adlı eserlerini Farsçaya çevirmişti. Bu tarz çeviriler ve Batı kaynaklı okumalardan Ali Şeriati de etkilenecekti, etkilendi de. “İktisat Sosyolojisi, Kapitalizm-İslam Ekonomisi-Kapitalizm” adlı kitaplara imza atması da onun beslenme kaynaklarını ele veriyor aslında. Şeriati, modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısını geleneksel İslami prensipler ile harmanlayarak Müslümanların karşılaştığı sorunlara çözümler bulmaya çalışmıştır. Mesela, onun “Ebuzer” adlı berrak anlatısı ise İslam tarihine nasıl bakmamız gerektiğinin de ip uçlarını verir. O İran’ın bağnazlık yapan Ayetullahlarına karşıydı ve eşitlikçi görüşlere yakın duruyordu. Sonuçta bu tarz aykırı yaklaşımları nedeniyle birçok kesimin öfkesini çekti ve 1977’de fail-i meçhul bir cinayete kurban gitti.

Ali Şeriati eleştirisiAli Şeriati

Ayetullahların ve daha da önemlisi devrimin kimi önemli isminin Ali Şeriati’ye tedbirle yaklaştığı da gözden kaçırılmamalı. Şurası bir gerçek: Modernist zihnin yanılgılara açık bir tarafı her zaman vardır; insan doğası ise işine gelen yanlışlıkları düşünmenin terazisine bile koymadan kabul eder. Ali Şeriati’nin dünya çapında bu kadar tanınmasının altında bu vardır. Kafası karışık düşünürleri insanlık, hep sevmiştir. Örnek, Nietzsche. Ali Şeriati’ye işte tam da bu noktadan eleştirel bakmayı başaran Cemal Şakar, Hece’nin Ekim sayısındaki “Somut ile Soyut Arasında Sanat” başlıklı yazısında, Müslümanların estetiğe bakışını ele alıyor ve bu bağlamda Ali Şeriati’nin “Sanat” (Fecr Yay., Ank., 2008) kitabını tipik bir örnek olarak değerlendiriyor. Bu ve benzeri konulara kafa yoran sanatkârımız Cemal Şakar, bana soracak olursanız, sanat hususunda Ali Şeriati’den çok daha tutarlı sonuçlara varıyor. Elbette Ali Şeriati, bu konuları tartışan ilk isimlerden; olur da okursunuz diye yine İran’dan –Ali Şeriati’yle karşılaştırabilirsiniz- bu konu üzerine düşünmüş bir diğer ismi de sizlerle paylaşmak istiyorum: Ali Hamaney. Seyyid Kutup’tan Farsçaya çeviriler de yapan –bunu Ali Hamaney’in beslenme kaynaklarını bilmeniz bakımından söylüyorum- İran İslam Cumhuriyeti’nin şuanki İmamı Seyyit Ali Hameney’in de “Sanat” adlı bir kitabı var ve orada da neşter altına yatırılacak tartışma konuları bulunmakta. Eleştirdiğim ve hatta haddimi aşarak küçümsediğim sanılmasın onları, akla zarar bir şey olur bu, Cemal Şakar gibi tekrar elden geçirip daha hakiki sonuçlara ulaşmak gerektiğini düşünüyorum yalnızca. O insanlar, hem okumuş-yazmış hem de mücadele vermişler, şehit olmuşlar. Kimse, hatasız-kusursuz öncüsü olamaz bir fikrin, olgunlaşması yıllar alır, işte biz de modern dönemde İslam sanatının tartışılmış, gözlerin süzgecinden geçirilmiş en steril haline bakıp yorumlar yapıyoruz. Elbette bizim işimiz eski düşünürlere göre daha kolay, çünkü bizden önce onlar vardı ve şimdi biz sırtımızı onlara dayayarak adımlar atıyoruz. Onlar varken biz yoktuk, kendi sırtlarından başka sırtları yoktu.



Zafer Acar dikkat çekti

Yayın Tarihi: 04 Kasım 2011 Cuma 13:13 Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2011, 00:00
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
b.tekin
b.tekin - 11 yıl Önce

çok adil bir eleştiri olmuş, çok güzel olmuş. teşekkür ederim Zafer bey.

dertli
dertli - 11 yıl Önce

cok yerınde ve gereklı bır yazı su anda gundemdekı bır kac soruya cevap olabılır nıtelıkte ellerınıze saglık allah razı olsun

necibe
necibe - 11 yıl Önce

zihni bir batılı gibi işlediği için ali şeriati yi 'rijit' ve 'dekadans' gibi fransızca kökenli kelimelerle eleştirmek biraz acayip olmuş doğrusu.sanki bu kelimeler yada ali şeriati olmadan biz devrim yapamayız!

hasan güzel
hasan güzel - 11 yıl Önce

burada şeriati de olanı anlatmış cemal şakar. onun haricinde bi eleştiri yok. hangi paradigmayla şeriati nin düşüncelerini yıkmaya çalışıyo onu da anlamadım.

hasan güzel
hasan güzel - 11 yıl Önce

iyi niyetli okur diye diye de islamcılardan eleştiri kültürünü de almayın da

hasan güzel
hasan güzel - 11 yıl Önce

ali şeriati okumak duygusal boşalmadır gibi bi anlama gelmiş valla

banner19

banner26