Aklımız hep o kuşlarda kaldı

Ruhumuzun bazen dinlendiren, bazen ayağa kaldıran, bazen susturan, bazen coşturan yanıdır şiirler, şiirlerimiz. İşte bu devingen yanımızın sesli aktörlerinden birisidir Davut Akgül..

Aklımız hep o kuşlarda kaldı

 

Ruhumuzun bazen dinlendiren, bazen ayağa kaldıran, bazen susturan, bazen coşturan yanıdır şiirler, şiirlerimiz. Aslına bakılırsa, kâinat baştanbaşa bir şiir. İşte bu devingen yanımızın sesli aktörlerinden birisidir Davut Akgül. Onu ilkin usta ve mümin ezgi sanatçımız Mikail’in “Yıpranmış Vakitler” (1995) albümündeki öğüt ve ağıt yüklü sesiyle okuduğu “Hüzün Günleri-1/Hani Sözvermiştik” şiirinden biliriz. Tabi ki şiirin şairi Abdulbaki Kömür. Alem-i ervahta verdiğimiz sözü hatırlatan unutamadığımız nitelikli şiirimizdir o bizim.

Sonra bir baktık ki Mikail ustamız “Süvariler” (1997) adlı ikinci albümüyle gelince, o da atlamış bir kıratın eyerlenmiş sırtına ve A. Ercan Kılıç’ın “Hüzün Günleri-2” şiirini yorumlayarak albümün/kervanın bir kenarında yer edinmiş kendine. Yine 1997’de Grup Genç’in “Yüreklere Yürüdük-Fecre Doğru” dedikleri günlerde o, elinde ak güllerle “Biz” diye ses vermiş Abdullah Taşkıran şiirine. O şiir ki bizliğimizden ayrı kalışımızın sorgulamasını yaptı/yaptırdı durdu hep. Sesiyle yürek fırtınalarını yerli yerince estirdi durdu. Dememiz o ki, biz onu ezgilerimizle birlikte tanıdık; dinlerken onları yükselen coşkumuzla, derin bir tefekküre bağlıyor halimizi yangın nefesiyle.

Ezgi albümlerini, yorumuyla şenlendirdiği şiirleriyle tamamlıyor bir yerde. Yüreği okur önce şiirleri. Sesi, dayanamayıp dışa vurur sonra gelenleri. Ama öyle vuruştur ki bu, dağlar dağından yankılanır etkisi. Ezgi ehli kardeşlerinin emeklerine şiirle destek vermek olur da, hiç başlı başına bacasından şiir tüten bir albüm çıkarılmaz mı! İhtiyaç ciddi ciddi hâsıl olunca, 2000 yılında “Kuşlarda Kaldı Aklımız/Hüzün Günlerinin Ardından…” şiir albümü büyük bir heyecanla ehl-i şuurun kalbine misafir oluyor; hem de en centilmeninden, en sakininden.

Şiirsiz olunmaz, şiirsiz kalınmaz, şiirsiz dalınmaz dava ummanınaDavut Akgül

Cahit Zarifoğlu’ndan “Zahmet Vakti” ve “Daralan Vakitler”, Fikri Cumhur’dan “Zabt”, Asaf Halet Çelebi’den “İbrahim”, Ali Şeriati’den “Dua”, Tevfik Fikret’ten “Sis”, Habbab Akdeniz’den “İsa” ve albüme isim olan ve pekte yakışan A. G. Uzunyurt’tan “Kuşlarda Kaldı Aklımız” eserlerinden oluşan bu albüm dört başı mamur bir şiir iklimi yaşatıyor dinleyenlerine. Davut Akgül’ün kendine ait ve aynı zamanda albümün ikinci dua eseri olan şiiri de kaydetmeden geçmek hakkaniyete sığmaz tabi.

Zor şiirleri yorumlamayı tercih etmiş Davut Akgül. Her kimsenin harcı değil “Daralan Vakitler”i, özünü hakkınca yansıtıcı mahiyette yorumlamak ve sunmak… Tebrike şayandır bu tavrı sanatçımızın. Ama mesela Mikail’in de sesiyle canlılık verdiği “Zabt” dinlemelere doyulmaz güzellikte. Ya peki ‘İbrahim, içimdeki putları devir, elindeki baltayla’ deyip de Nemrut’u kızdıran “İbrahim”i dinlemeyi nereye koymalı. Onu geçtik diyelim, ‘Rabbim! Âlimlerimize sorumluluk, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza anlayış… bağışla!’ diye tâ içinden yalvaran Ali Şeriati’nin “Dua”sını dinlemeye hangi yürek takat getirir, kimler ona duyarsız kalır?

Her birinde şiirlerin ruhuna özgü yorumlayışlar serdeden bu güzel Müslüman, bize şiirsiz olunmaz, şiirsiz kalınmaz, şiirsiz dalınmaz dava ummanına diyor besbelli. Bu nasihatini tutmak ve şiirleri dinlerken yutkunmak düşüyor bize de. Delikanlılığın şiircesinin farkındalığını tâ ciğerlerimize kadar hissederek yaşadığımızı Davut Akgül sesindeki konuk tüm şiirlerde görüyoruz; onlar dinlenme ötesi bir manadırlar bize göre.

Tamam, şiir dinlemeyi Murat Kapkıner’den sevmeye başladık, doğrudur; lakin bu sevgimizi bereketlendiren seslerimiz azımsanır mı ki! Burada anmaya koyulsak adlarını, belki veremeyiz haklarını. Hak vermek de paklamaz ya özrümüzü, yetinmemiz Davut Akgül’le olsun şimdilik. (Neden, ben zihnimle Davut Akgül yazmak isterken parmaklarım zihnimden özge Davut Özgül yazmaya gider anlayabilmiş değilim! Kaç kez silip doğrusunu yazdığımı ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim! Birbirlerine benzeşen isim ve soy isimlerinden mi kaynaklanır acaba bu karıştırmanın hikmeti, derken başka bir ihtimal de bulamıyorum zaten. Bu vesileyle 5 Ocak 2013 gününün sabahında Rabbine yolcu ettiğimiz bir başka Davut adamımıza rahmet dileyelim ki kârımız bu olsun.)

Sevdamızın şiirlerini layıklarınca seslendiren Davut Akgül ustamıza devasa bir selam gönderme yoluna koyulmuşken, aradan geçen on üç koca senenin doğurduğu beklentinin, yerini aynı oranda tahammülsüzlüğe bırakır olduğunu da selamımızın kenarına iliştirelim. Ki şiir yerini bulsun, şair şiirle buluşsun.

 

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2013, 11:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdullah Duman
Abdullah Duman - 6 yıl Önce

Hani sözvermiştik şiiri Abdülbaki Kömür'e ait değildir. Bu şiir erzurum edebiyat mezunu, şu anda ankara'da öğretmenlik yapan bir abimiz tarafından kaleme alınmıştır.

Fatih Pala
Fatih Pala - 6 yıl Önce

Yıpranmış Vakitler albümünün kapağına göre hareket ettiğimizde Hüzün Günleri şiirinin söz yazarının Abdulbaki Kömür olduğu yazar. Bizde oradan hareketle ona ait olduğunu biliriz. Eğer kendisinin olmadığı halde ismi yazıldıysa, ondan, yani bu bilgiden biz mes'ul değiliz kardeşim. Haklar elbetteki sahiplerine teslim edilmelidir.

banner19

banner13