banner17

Ahlakın sempozyumunu yaptılar!

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde bir sempozyum gerçekleştirildi: 'Modern Çağda Ahlak'..

Ahlakın sempozyumunu yaptılar!

İki gün boyunca, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin hazırlamış olduğu “Modern Çağda Ahlak” başlıklı sempozyumdaydık. Cuma sabahı erkenden kalktık ve bu dönemde yapılmasını çok gerekli bulduğumuz bu sempozyuma katıldık. ‘İstifade edebileceğimiz’ düşüncesiyle tıklım tıklım dolu olan salonda kendimize yer aramaya çalıştık. Derken bir hocamın ricası üzerine sempozyumda fotoğraf çekme görevini üstlendim. Büyük bir zevkle iki gün boyunca hem sempozyumu dinledim hem de güzel kareler yakalamaya çalıştım.

Modern Çağda Ahlak Sempozyumu, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Konya

Program Dr. Öğr. Gör. Ali Çiftçi’nin güzel tilaveti ile başladı. Ardından Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, S.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Önkal, Konya Müftüsü Şükrü Özbuğday, Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Haşmet Okur, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Erdem açılış konuşmalarını yaptılar.

Ahlak problemi öncelikle ilahiyat fakültelerinin araştırma alanına girdiği ve bu sorumluluğun ilahiyatçılar, felsefeciler ve ilim adamları tarafından derinden hissedilmesi gerektiği mesajı verildi.

Modern Çağda Ahlak Sempozyumu, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Konya

Ahlak özümüzü meydana getirir

Prof. Dr. Sami Güçlü'nün oturum başkanlığını yaptığı birinci oturumun başlığı “Ahlak-Siyaset-Modernite” idi. Oturumdaki tebliğlerde, insan eylemlerinin vicdan, sevgi, korku gibi birçok sebebe bağlanabileceği, çıkarsız eylem olmayacağı konularının ardından, ister eski çağlarda ister yeni çağda ister uzay çağında olsun sorulan 'niçin ahlaklı olmalıyım'ın cevabını aradık ve birçok sebebin arasından ahlaklı olmanın Allah rızasını gözetmek olduğu sonucuna varıldı.

Sosyal bir varlık olarak insanın toplumda yaşaması mecburiyeti sonucu toplumu disipline eden bir düzen gerekliliğinin doğduğu, buna da siyaset denildiği dile getirildi. Kısacası insan davranışlarını ilgilendiren tüm kurumlar ahlakın içine girer.

Birçok kurumun alt yapısını oluşturan siyaset de ahlakla yakından ilgilidir. Ahlak, özümüzü meydana getirir. Ahlaka yer vermeyen siyaset, özünden uzaklaşan bir siyasettir. Bir düşüncenin karşısında düşünce üretmenin gereği olarak dinî ahlakın karşıtının da din dışı ahlak olduğuna değinilen sempozyumda; ayrıca yansıtma ve yabancılaşma kavramlarının anlamlarına yer verildi. Birinci oturumda verilen bu tebliğlerin müzakeresini benim de değerli bir hocam olan Doç.Dr. Mehmet AKGÜL yaptı. Müzakereyi tek kelime ile özetlemek gerekirse; güzellik uzmanlarının bile çirkinleştiği dünyada kalıcı güzellik ancak ahlak ile olur.

Önce bireysel ahlakı yerleştirmeliyiz

Başlığı “Din ve Ahlak” olan ikinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Ahmet Kamil Cihan yaptı. Bu oturumdaki tebliğlerde ahlakın temelini ya sosyal ya vicdanî ya da dinî sebeplerin oluşturduğu belirtildi. Normatik etik konusuna da yer verilen oturumda bu sorunun kaynağı hem teorik hem de pratik olarak ele alındı. Doğruluğu tartışmasız olarak kabul etmek olan dogmatizm kavramından bahsedildi. Dogmatizmin, fiili ve şiddeti gündeme getiren boyutu olan fanatizme yer verildi.

Bu tebliğlerin müzakeresini S.D.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden misafir olarak gelen Prof. Dr. Ramazan Buyrukçu yaptı. Sözlerine, değerlerin erozyona uğradığı bu çağda insanın ihtiyacı olduğu “ahlak”ın sempozyumun konusu olarak seçimini isabetli bulduğunu dile getiren Buyrukçu, ‘bireysel ahlakı oluşturmadan toplumsal ahlakın doğru olmayacağı’ mesajını da verdi.

Önce ahlakî bir bilinç, sonra kurallar

Başkanlığını Prof. Dr. Mustafa Tavukçuoğlu'nun yaptığı üçüncü oturumun başlığı “Modern Toplum ve Ahlak” idi. Oturumdaki tebliğlerde, olgusal sorunlar ve etik ilişkisi tartışıldı. Değerin varlığından söz edebilmek için özne-nesne, özne-özne ilişkisinin olması gerekliliği anlatıldı. Küresel ilişkilerde küresel etiğe olan ihtiyaca değinildi. Küresel ahlak önerileri başlıklandırıldı.

Değerli İslam hukuku hocalarımızdan Prof. Dr. Orhan Çeker'in başkanlık görevini üstlendiği oturumun başlığı “Hukuk ve Ahlak” idi. Bu oturumdaki tebliğlerde, ahlakı oluşmamış bir hukuk kuralının kalıcılığının olmadığı; Hz Peygamber’in önce ahlakî bir bilinç oluşturduğu, ardından hukuk kurallarını koyduğu hatırlatılmıştır. Ahlakî kurallara riayet etmeyen hukukçuların başarısız olacağı söylenen oturumda; hastane, mahkeme ve psikiyatrinin bir yerdeki hastalıklı ve sağlıklı durumun sembolü olduğu, hukuku ahlak ve dinden ayırırsak problemlerin yaşanacağı bildirildi. Bu tebliğlerin müzakeresini S.Ü. A.K. Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Muammer Muşta yaptı.

Kuantumdan hareketle bir bilim ahlakı geliştirilmeli

Prof. Dr. Recep Kılıç'ın oturum başkanlığını yaptığı beşinci oturumun başlığı, “Bilim ve Ahlak” idi. Bu oturumdaki tebliğlerde, bio-teknolojik alandaki yeni çıkan şeylerin insan doğasını değiştirdiğinden, genetik kavramında batılıların yapmış olduğu bir kelime oyununun olduğundan bahsedildi. Gen ve ekonomi kavramının ne yazık ki ortaya çıkmaya başladığı bildirildi. Kuantumun hayatımızın her yerinde olduğu ve ilahiyatçılar olarak bu mesele ile ilgilenmemiz gerektiği tavsiyelerinde bulunuldu. Kuantumdan hareketle bir bilim ahlakı geliştirilmesine değinildi. Pozitif bilime itiraz sebepleri başlıklandırıldı. Bu tebliğlerin müzakeresini A.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden gelen Yrd. Doç. Dr Zikri YAVUZ yaptı.

Kıssasız hisse devrindeyiz

“Ahlaka Çeşitli Yaklaşımlar” ve “Ahlak ve Sosyal Hayat” başlıklı oturumların da yer aldığı sempozyumda son oturum “Sözlü Kültür ve Ahlak” üzerineydi. Prof. Dr. Mehmet Bayyiğit'in başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, toplumdan topluma, kültürden kültüre değişse de toplumda bir ahlakî değerin varlığı gerçeği dile getirildi. İletişimin hayatımızın her yerinde var olduğu; ama bunun doğru kullanılması gerekliliğine vurgu yapıldı. Basın özgürlüğü ile hareket ederken bazı şeylerin göz ardı edildiği dile getirildi.

Kitle iletişim araçlarının doğru kullanılması ile, toplumsal hayatı canlı tutmaktan kolektif şuuru oluşturmaya kadar birçok şeyin meydana gelebileceği müjdesi verildi. Reklam kavramının tanımında geçen 'karşı tarafı etkilemek' ve 'istediği başka etkileri oluşturmak' ifadelerinin ahlakla ilgili olduğu, reklamların bir araç olduğu anlatıldı. Reklamların duygusal ve bilişşel boyutları başlıklandırılarak örneklerle anlatıldı.

Son oturumun müzakeresini S.Ü. İlahiyat Fakültesi’nden Dr. Mehmet Harmancı yaptı. “Kıssadan hisseye” diye başladığımız yolda “hisseden kıssaya” dönüştüğümüzü ve son olarak üçüncü evre olan “kıssasız hisseye” ulaştığımızı üzülerek dile getiren Harmancı kitle iletişim araçları ile idraksiz bir asra geldiğimizi söyledi

Son olarak fakülte dekanı  Prof. Dr. Ahmet Önkal’ın yaptığı “değerlendirme” ile sempozyum sona erdi. Değerlendirmede bilim dünyamıza yarar sağlayacak bir sempozyum olduğuna; çünkü ahlaklı olmanın insan vasfının ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna dikkat çekildi. Kelam-ı hatime olarak; 'Sararan bir yaprak ağacın kontrolü altındadır, ahlak da toplumun denetimi altında olmalıdır' denildi.

 

 

 

Sümeyye Kavgacı aktardı

Modern Çağda Ahlak Sempozyumu, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Konya

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2010, 23:15
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
kadir
kadir - 9 yıl Önce

sempozyumdaki konuşmalar kitap haline getirilmiş mi? Eğer getirildiyse nasıl ulaşabiliriz.

neziha
neziha - 9 yıl Önce

sempozyuma katılan biri olarak, çok yararlı buldum. bu tür sempozyumların daha çok yapılmasını istiyorum.elinize emeğinize sağlık

kadir
kadir - 9 yıl Önce

sempozyumdaki konuşmalar kitap haline getirlmiş mi? Eğer öyle ise nasıl ulaşabiliriz bigisi olan cevap verebilir mi? kalın sağlıcakla

sümeyye kavgacı
sümeyye kavgacı - 9 yıl Önce

sempozyum kitap haline getirilip yayına sunulacaktır.

banner8

banner19

banner20