Ağlayanları kendi içinde en az üçe ayırabiliriz

Hayranlık bileklerine pranga gibi oturmuşsa insana gözyaşı bir teselli, bir ikram olarak Rabbi tarafından ihsan edilir. Ahmet Mercan yazdı..

Ağlayanları kendi içinde en az üçe ayırabiliriz

Dehşete kapılan insan, artık “az” değildir.

Gözyaşı paha biçilemez bir sıvıdır. İçilmez, kullanılmaz; buna rağmen insandan sadır olan bir meramı üst düzeyde anlatan en değerli sıvı.

İnsanları bu açıdan "ağlayabilenler", "ağlayamayanlar" olarak iki kategoride ele aldıktan sonra, ağlayanları kendi içlerinde en az üçe ayırabiliriz.

İlki acziyetten, menfaati için ağlayanlar. İkincisi merhametten, acıma duygusuyla, elleri yetmediği yerde ağlayanlar.

Üçüncüsü en genel ahvalden bakıp varlığın haline sebepsiz ağlayanlar.

İlk grubun gözyaşı tuzdan ibarettir.

İkinci grup ağlayanlar erdemlilerdir.

Üçüncü grup izahtan kendilerini kurtaranlardır. Onlar varlık sırrının ve “dehşet”inin peşine düşenlerdir.

Bir ayaklarıyla yere basarlar, diğer ayaklarının nerede olduğu seçilemez. Onların gözyaşında, merhamet, hayranlık duygularının yanında, kırık bir gurbet hissi de karışımın özünde belirgindir.

Üçüncü grup gözyaşı yeri yakar.

Yer dayanmaz onun ağırlığına. Civa andırır onu bir nebze. Ve gizli icracılardır onlar. Kimse göremez onları. Sema, gece, nehir, bulutlar ve melek taifesi hariç.

Varlığı, amacını, sonunu kavramayı yetinilmediği yerdi, şükrünün cılız kalacağını bilen insan ne yapabilir.

Hayranlık bileklerine pranga gibi oturmuşsa, ağlamak değil, gözyaşı bir teselli, bir ikram olarak Rabbi tarafından ihsan edilir.

çok az” bir sayı değilse de, kanaat için burada devreye girebilir.

Ahmet Mercan yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2019, 13:22
banner12
YORUM EKLE

banner19