banner17

Afrika'nın o güzelim mescitlerini özleyeceğim

Özellikle yaz günleri için çok güzel bir seçenektir bu güzel mescitler. Elektriğin olmadığı, aydınlanmanın sadece Allah’ın kandillerine bırakıldığı gecelerde… Haşim Akın yazdı.

Afrika'nın o güzelim mescitlerini özleyeceğim

Allah, yeryüzünü Müslümanlar için mescit kılmıştır. Arzu edilen her yerde secde edilebilir. Ama camiler, toparlayıcı özelliği nedeniyle önemlidir. Hicretten sonra ilk inşa edilen yapıdır mescit. Onsuz olmaz yani…

Tarih boyunca Müslümanlar şartlarına göre kendileri için en uygun olan şekli geliştirmeye çalıştılar. Bazen de dışına verilen önemin işlevselliğine verilmediğine tanık olduk. Bu topraklarda camilerin minare ve şerefe sayısıyla övünürken, cemaatin azlığı veya sadece yaşlılardan oluşması bizi tedirgin etmemiş, buna derman aramamışız. Gençlere ve çocuklara sevdirme konusunda gerekli özen gösterilememiş.

Çok güzel mescitler gördüm

Hayatın tüm safhalarında azla yetinmeyi bilen, elindekini şükürle karşılayan Afrika insanı, mescitler konusunda da aynı yolu takip etmiş. Elbette burada da gösterişli camiler var. Burada da gösteriş meraklısı kimseleri bulmak mümkün... Bazen de bir meydan okuma makamından yapılan büyük camiler var.

Lakin yol kenarında, bir mahalle arasında, üniversite kampüsünde, bir pazar yerinin köşesinde zemini düzlenmiş, bazen de 30-40 cm bir duvarla çevrilmiş yer görürseniz, bilin ki çok amaçlı bir camidesiniz. Tabanına beton atılabilmişse çok lüks bir mescide düştü yolunuz… Ezan okunduğu an hayat durur ve hemen namaza koşulur. Çok uzaklarda bir minare bulamazsınız. Yakınlarda bir açık alan “namazgâh” vardır. İçlerinden birisi de imam oluverir. Çoğu zaman 50-60 mt aralıkla secdede alnını öpecek şanslı yürekleri bekler.

Bunların sayısı çok olursa, Diyanet hangisine imam atayacak ki?” diye soran olmaz değil mi? İmam içlerinden birisi yani… Namazı ilk vaktinde ve cemaatle kılmak, onlar için farz gibi bir şey. Bu nedenle hayat durur.

Hayatı durduran namaz

Bir araba bakmak için pazarına gittik. Birinin fiyatını sorduğumuzda “sahibi az sonra gelecek” dediler. Bir hareketlilik vardı ortada. Sanki koşuşturan insanlar. Meğer namaz içinmiş tüm bunlar. Pazarın tamamına müşteri olsanız, size bakacak yok. Biz de dâhil olduk, açık alandaki mescidin cemaatine…

Cemaatle namaz kılmaya verilen önemin yoğunluğunu, camilerin süsü ve şatafatı yok etmemiş. Nitekim Cuma günlerinin bayram havasında kutlanması gibi... Özellikle yaz günleri için çok güzel bir seçenektir bu güzel mescitler. Elektriğin olmadığı, aydınlanmanın sadece Allah’ın kandillerine bırakıldığı gecelerde… Hem ışıklı hem de serin…

Bir gün buradan ayrıldığımda belki de en çok bu mescitleri ve cemaatle kılınan namazları özleyeceğim. Hayatı durduran namazı... İmanla küfrün arasında çizgi olan namazı… Basit bir plastik hasırın üzerinde sıkıca tutulmuş safta eda edilen, uzunca rükû ve secdeleri olan namazı. Mezhepsel bir içtihat farklılığından dolayı namazın sünnetlerini kılan çok görülmese de, bizim namazlardan daha uzun olan namazları… Sadece erkeklere değil, kadınlara da hitabeden namazı… Mahalledeki açık mescide koşup saf tutmaktan çekinmeyen hanım Müslümanların da var olduğu namazı…

Bazen de küçük ama çocuklar için çok sıcak mekânlar olmuş mescitler. Özgürce oynamış, orada olmanın havasını teneffüs etmişler. Onların “camide koşulmaz!” diye kızan dedeleri olmamış. Belki de bu yakınlıktır ki onları büyüdüklerinde de orada tutmuş.

Kubbesi, minaresi, halısı olmayan ama içi dolu ve işlevsel mescitleri var bu Müslümanların. Bir gün bunların da ekonomik şartları düzelsin istiyoruz. İnsanca yaşayabilecekleri maddi refaha kavuşsunlar. Ancak kapitalizmin bilindik çarklarına yem olmadan… Namaz gibi çok temel değerlerini kaybetmeden… Bu insanın içini ısıtan mescitleri, avizelere, kocaman halılara, süslere kurban etmeden…

 

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2016, 17:06
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20