banner17

Afrikalı kadınlara dikiş nakış öğrettiler

Düne kadar sömürmek için gelmiş beyaz adam Afrika'ya. Ama bakmışlar ki rengi beyaz olsa da imanı ve amacı farklı birisi, bugün vermek için gelmiş. Çünkü o, din kardeşi. Haşim Akın yazdı.

Afrikalı kadınlara dikiş nakış öğrettiler

Bu mümbit toprakların evlatları, Kur’an okumayı çok severler. Bu kitabın okunmasını engellemek için yapılan tüm çalışmalar hep geri tepmiştir. İnanmazsanız, samanlıklara sorun… Karanlık dehlizlerin, tavuk kümeslerinin, bir minare şerefesinin anlatacağı çok haber vardır. Budanan ağacın gürleşen filizleri gibi, daha da atak yapmıştır.

Ancak sadece okumak yerine, okuduğunu anlamayı da ihmal etmeden sarılmıştır bu işe... Hiç beklemediğimiz birçok arkadaşımızın, rutin eş dost toplantılarında, Allah’ın kitabından bir yerleri okuyup anlamaya çalıştıklarına şahit olduk. Küçük bir şehirde bile onlarca grup, bu kitap üzerinde kafa yormuş ve gönlünü sermiştir ortaya...

Sadece erkekler değil, kadınlar da kendi aralarında bu işe baş koymuşlardır. Kimileri öğrendi ve bildiğini kendisine sakladı. Kimileri hayatında uygulamaya çalıştı, bireysel iyi olmayı tercih etti. Ama Anadolu’nun bir yerinde yıllarını tefsir derslerine adamış bir grup hanım kardeşimizi, öğrendikleri rahatsız etti. Cahil insan, rahat insandır. Bilmemek, bir nimettir kimileri için. Öğrenmek, başka bir sorumluluğu yüklenmektir. İşte bu Müslümanlar bakmışlar ki Kur’an kendilerinden daha farklı bir sorumluluk bekliyor. Bismillah deyip düşmüşler yola...

İslam, dert yükler

Kendisine Müslüman” olmak yerine, dünyanın öbür ucundaki kardeşleriyle ilgili sorumluluklarını öğrenmişler. “Ne yapabiliriz?” sorusuna kafa yorulsa da bu uzun zamanı almamış. Zira gönlünde bir ateş yakan kişi, yapacak bir şeyler değil, çok şeyler bulabilir. Mesafeler azalıverir. Şartların olumsuzluğu, gözünde nokta kadar küçülür.

Bu derdi taşıyan dört hanımefendi, dünyanın değişik ülkelerine yola koyulmuşlar. Esma hanımın yanına yoldaş olan dört kardeş, Afrika'nın bir köşesindeki kadınlara dikiş-nakış işini öğretmek, bir meslek edindirmek, karınlarını doyurabilecek bir beceriyi kazandırmak için yola revan oldular. Bizim illerde basit görülse de bu memlekette bir sadaka-i cariyedir. En önemlisi de İslam kardeşliğinin en güzel örneğini sergilemişler. Düne kadar sömürmek için gelmiş beyaz adam. Ama bakmışlar ki rengi beyaz olsa da imanı ve amacı farklı birisi, bugün vermek için gelmiş. Çünkü o, din kardeşi.

Bir aylık bir kursun akabinde, ürünlerini sergilediler bu kardeşlerimiz. Bazıları için basit görülse de onlar açısından önemli şeyler bunlar. Siz ekmek almak için kullanılan bir ekmek torbasının, onlar açısından değerini bilemezseniz.

Sevinç nasıl gösterilir?

Bir de törende 10 bayana dikiş makinası hediye edilirse yüzlerindeki sevinci siz düşünün. Bizde güzel ve mutlu bir habere alkış tutulur. Bu topraklarda uygulama daha farklı ama. Birisi hemen “Et tekbir!” diye bağırır. Bundan çok memnun olduklarını anlarsınız. Bazen konuşmaları anlamazsınız. Lakin “Et-Tekbir” varsa, bilin ki çok hoşlarına gidecek bir haber duydular. Çok daha fazla sevinecekleri bir haber ise, “Et tekbir… Sümmet-Tekbir!” nidasını duyarsınız.

Yaşaran gözler, onlar için hayalin ötesinde bir hazdır. Dünyanın bir köşesinden yola çıkıp adını bilmediği kadınlara dikiş öğretmek, sadece bir meslek talimi değildir. Allah rızasından başka bir gayesi olmayan bu insanların gayretleri, ne yüreklerde iman ateşini filizlendirir hayal bile edemezsiniz. Bu işe baş koymuş bu hanımefendilere verilen en güzel hediye ise, yeni Müslüman olmak isteyen bir öğrencilerine kelime-i şehadet talimi yaptırmalarıdır.

Atalarımız ne güzel söylemiş değil mi? “At ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.” Böyle bir sadaka-i cariye için vesile olan, buna imkân hazırlayan, desteğini ortaya koyan her bir kul için, mizanda bir haseneyi görmek hiç de zor değil. Kabulü ve devamı duasıyla…

 

Haşim Akın yazdı

Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2016, 12:13
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20