Adil Avaz, Abdulbaki Kömür ve..

Ömer Karaoğlu Güneydoğu yollarının bereketini ve OHAL'in kerahatini anlatıyor..

Adil Avaz, Abdulbaki Kömür ve..

“En büyük düşmanıdır ruh-i Nebi, tefrikanın

Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın!”

(Mehmed Akif)

 

Güneydoğu’da konser vermeden Türkiye’de sahne sanatçısı olunabilir mi? Zannetmem. Yıllar önce amatörlüğün henüz revaçta olduğu dönemlerdi, öyle imaj falan derdi yoktu kimselerin, bir grup arkadaşla bölgeye kısa bir turne daveti oldu. Selahaddin Özer kardeşimin mihmandarlığında düştük yola.Adil Avaz

Koca minibüs havalandı

Siirt, Batman, Diyarbakır ve Elazığ durakları planlanmış. Siirt’te bu kadar Kürt, Arap ve Türkü bir arada ilk defa gördüm desem yalan olmaz. Güzel bir atmosfer, sıcak bir konuklanma ve iyi intibalarla Diyarbakır Silvan’a ulaşmak üzereyken genç şoförümüzün nasıl bir çeviklikle minibüse iki takla attırabildiğini hala hayretle hatırlarım. Silvan girişindeki kazayı yarasız atlatmamız Allah’ın ayrı bir lütfu oldu. Bel nahiyemde oluşan kısa süreli his kaybı, Adil Avaz’ın derdi yanında hiçbir şey. Bu kardeşim, Abdülbaki Kömür, Grup Kardelen ve diğer arkadaşlarla taklalardan yorgun düşen araçtan çıktığımızda bir süre şoku atlatamadık.

Abdülbaki KömürBir de kaza anında arabamız hafifçe yağan yağmurun kayganlaştırdığı yolda kayarken bizim Selo’nun Allah…Allah…Allah tesbihatını hepimiz gülümseyerek anarız. Akşamki konserden sonra ise Elazığ bekliyor bizi. Ağır yaramız yoksa da bir perişanlık var kuşkusuz. Elazığ’a yetişme imkânı yok görünüyor. Selahaddin irtibat kurup durumu iletince bir kıyamet kopuyor ötede. Güç bela duruma ikna edebiliyoruz Elazığlı Erdal dostum ve arkadaşlarını. Öğreniyoruz ki meğer bizim Adil Avaz daha önceki sene Elazığ’a konsere giderken arabayla yoldan geçmekte olan bir büyükbaş hayvancağıza çarpmış ve konsere gidememiş. Adil’in ekipte olduğunu bilen Elazığlıların ikna edilmesi kolay olmuyor haliyle. 

Grup Kardelenİnsanlık zaten kardeştir! Vicdanı olmayan kardeşleri ayırır

Ramazan’da Diyarbakır başkadır. Birkaç kez uğrama fırsatım oldu. Buradan tüm ilgililere sesleniyorum. Çözüm isteğinde samimiyseniz, ılık bir Ramazan akşamında eski ve dar sokakta Türk, Kürt, Arap kökenli arkadaşlarla çevresinde toplandığımız iftar sofrasında ÇÖZÜM bizimle beraberdi ve gözlerinin içi, tıpkı Diyarbakır’ın bir sur kapısı girişinde, istiklal mahkemeleri hükmüyle boynuna urgan geçirilerek cennete uğurlananlar gibi gülümsüyordu.

 Diyalog: (aşağıdaki diyalogda repliğim yok, öylece biline)

-topyekün temizleyeceksin arkadaş…

-hayır, toprak mı istiyor, al kardeşim kur devletini, buraları da terk et

-kimin toprağını kime veriyosun aslanım

-şey,…onu demek istemedim abi..

-ya OHAL ya bu hal aslanım!...

-açılım açılım al sana açılım!…

-ne yaptın Habur’da…devletin hakimi savcısıyla davullu zurnalı…

-bak bak ne demişmişiz? Meğer bi vakitler asmayalım da besleyelim mi demişiz. Al sana   ip!...(sıkıysa) sen as!...

-nerdeee…

-Türk, arap, kürt kardeştir kardeşim. Senin amacın ne!

-Sallandıracaksın adamı bak bi daha yapıyo mu!

-OHAL diyorum, OHAAAALL!! Başka çaresi yok.

-Tutturmuş açılım da açılım…

-Abi bugün şehid cenazeleri var, biliyosun

-Tamam illere dağılalım, orda olmak lazım

 

 

Ömer Karaoğlu ‘çözüm’ dedi

Yayın Tarihi: 24 Ekim 2010 Pazar 01:38 Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2010, 00:23
YORUM EKLE

banner19

banner36